YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6093
KARAR NO : 2022/7977
KARAR TARİHİ : 22.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.12.2014 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve yıkım istenmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27.10.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davalının uzun yıllardır davacının 3/20 oranında maliki olduğu 175 ada 135 parsel ve 239 ada 240 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde inşa ettiği yapılarda hayvancılık yaptığını, aradan geçen uzun süre içerisinde taşınmazın tamamını bedeli karşılığında satın alacağı yönündeki taahhütlerine uymadığını ve işgalini sürdürdüğünü açıklayarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmaz üzerindeki davalı müdahalesinin önlenmesi ile ahır benzeri yapıların kaldırılmasını, kaldırma talebinin kabul edilmemesi halinde şimdilik 1.000,00 TL kâl bedelinin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı …, dava konusu arazi hakkında Espiye Kadastro Mahkemesinde 1988/5 sayılı dosya ile derdest dava bulunduğunu, bu arazi üzerinde yaklaşık 40 yıldır malik ve zilyet olarak oturduğunu, davacının dayanağı olan tapu kaydının davaya konu araziye ait olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece ilk olarak davanın kısmen kabulü ile dava konusu 175 ada 239 parsel sayılı taşınmaza davalının müdahalesinin önlenmesine, 09.11.2015 tarihli fen bilirkişisinin krokili raporunda (A) harfi ile gösterilen 2,23 m2’lik kısım üzerindeki yapının kal’ine, dava konusu 175 ada 240 parsel yönünden açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davalının temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 30.10.2019 tarihli, 2018/4259 Esas, 2019/9612 Karar sayılı ilamında; “…Mahkemece, tedavüllü tapu kayıtları getirtilerek davaya konu bölgede imar uygulaması yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, yapılmış ise taraflara ait imar öncesi ve imar sonrası tüm kayıtlar ve krokiler getirtilerek mahalline uygulanmalı, davalının çekişmeli yeri kullanımının imar uygulamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirlenmeli, imar uygulamasından kaynaklanıyor ise çekişmeli yerde davalının imar öncesinde hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekir. Müdahalenin, imar uygulaması neticesinde meydana geldiğinin ve davalının korunmaya değer bir … olduğunun tespiti halinde, yıkımı istenen yapının bedeli depo ettirilmek suretiyle, imar öncesi davalının korunmaya değer bir … bulunmadığının belirlenmesi halinde ise bedel depo edilmeksizin yıkıma karar verilmelidir…” denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile, dava konusu 175 ada 256 parsel sayılı taşınmaza davalının müdahalesinin önlenmesine, 09.11.2015 tarihli fen bilirkişisinin krokili raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.23m2’lik kısım üzerindeki yapının kal’ine, dava konusu 175 ada 240 parsel yönünden açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava açıldıktan sonra, davacı … tarafından 175 ada 256 parsel sayılı taşınmazın 05.09.2019’da …’e devredildiği anlaşılmaktadır. HMK 125/2. maddesi gereğince devralan … davacı yerine geçmiş olup davacı sıfatını kazanmıştır. Mahkemece bu husus gözetilmeden gerekçeli karar başlığında önceki malik …’nun davacı olarak isminin yazılması ve onun lehine olacak şekilde hüküm kurulması HMK’nın 125/2. maddesine aykırıdır.
Bunun yanında, mahkemece bozma ilamına uyularak karar verilmişse de; bozma ilamının gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Dava konusu yerde imar uygulaması yapılmış, taşınmazların geometrik şekilleri ve yüzölçümleri değişmiştir. Bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporlarında imar durumu sonrasında oluşan geometrik durumla yüzölçümü gözetilmemiş ve … olduğu iddia edilen taşınmazın mevcut durumu denetime uygun olacak şekilde krokili raporda gösterilmemiştir. Mahkemece, imar uygulaması sonrasında oluşan yeni duruma uygun ve denetime elverişli olacak şekilde ek rapor alındıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken bozma ilamı öncesinde yapılan keşif sonrasında alınan 09.11.2015 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Usul hükümlerine ve eksik araştırmaya dayalı hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.