Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/6270 E. 2023/401 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6270
KARAR NO : 2023/401
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin incelemesinden geçen muhdesat aidiyetinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, davalı …. yönünden açılan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı … Hazinesi vekili ve davalı … Müdürlüğüne İzafeten Anamur Orman İşletme Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, davaya konu 101 ada 95 parselde kayıtlı taşınmazda davacıya ait ev, havuz ve ağaçlar olduğunu, davaya konu taşınmazın bulunduğu yerde kamulaştırma çalışmalarının devam ettiğini, dava konusu taşınmazda bulunan ev ve havuzun müvekkili tarafından yaptırıldığını, ağaçların yine müvekkili tarafından dikilip yetiştirildiğini belirterek, bu muhdesatların davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı DSİ vekili, taşınmaz mülkiyetinin müvekkil kuruma ait olmadığını, bu sebeple husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.

2. Davalı Hazine ve … vekilleri, öncelikle zamanaşımı ve husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece bu hususlar yönünden davanın reddine karar verilmez ise işin esasına girerek orman sayılan yerlerde muhdesat tespiti yapılamayacağından davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12/05/2015 tarihli ve 2015/2 Esas, 2016/271 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 10.02.2020 tarih, 2016/12446 Esas, 2020/1120 Karar sayılı ilamı ile mahkeme hükmünün “muhdesatın Hazine adına orman niteliğinde kayıtlı olan 101 ada 95 parsel sayılı taşınmazda bulunduğu, bu muhdesatlara hukuken değer verilemeyeceğinin dikkate alınmasının yanında, özellikle yukarıda yazılı mülkiyet hakkının ihlali bakımından da inceleme ve araştırma yapılarak, davalı mülkiyet hakkı sahibi Hazine’nin, davacının bu haksız kullanımına karşı suskunluk ve eylemsizliği var ise bunun davacıyı meşru bir beklenti içerisine sokup sokmayacağının değerlendirilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

B. Karar Düzeltme
1. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin V.A.2. numaralı bendinde belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine ve davalı DSİ vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 12.10.2020 tarih, 2020/3344 Esas, 2020/6024 Karar sayılı ilamı ile “davalı DSİ vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairenin 10.02.2020 tarihli ve 2016/12446 Esas, 2020/1120 Karar sayılı bozma ilamının DSİ’ye ilişkin olarak kaldırılmasına, davalı DSİ hakkında esasa yönelik verilen redde ilişkin Yerel Mahkeme hükmünün gerekçesi husumet sebebiyle red şeklinde düzeltilmek suretiyle onanmasına, davalı Hazine vekilinin Dairenin bozma ilamına yönelen karar düzeltme taleplerinin reddine” karar verilmiştir.

C. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davalı …İ. yönünden açılan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … Hazinesi vekili ve davalı … Müdürlüğüne İzafeten Anamur Orman İşletme Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Temyiz dilekçesinde özetle; ormanların Anayasa ile güvence altına alındığını, Anayasamızdaki düzenlemeye paralel olarak 6831 sayılı Yasaya göre de orman alanlarından tarla açılması, işlenmesi, ekilmesinin yasaklanmış olduğunu, bu yasağa uymayan davacının, eylemi sonucunda kendi yararına ekonomik bir değer verilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2.1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. (4721 s.lı TMK 684/1 m.) Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722,724,729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez.Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

2.2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad.114/1-h, 115).

2.3. 26.05.2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19 uncu maddesine eklenen ek fıkra hükmüne göre, başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kamulaştırılması halinde, taşınmazda malik olmayan ancak üzerindeki muhdesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaştırma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla zilyetliği tespit davası açma hakkı tanınmış ise de, kamuya ait mera, yaylak, kışlak, genel harman yeri, orman, aktif dere yatağı niteliğindeki taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacakları, bu taşınmazların zilyetlikle edinilemeyecekleri ve bu nedenle bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde meydana getirilen muhtesatlara da hukuki değer verilemeyeceği gözönüne alınmalıdır.

2.4. Bunun yanında, davacının talebinin bir yandan da mülkiyet hakkının ihlali açısından incelenmesi gerektiğinden (Anayasa Mahkemesinin 29.05.2019 tarihli ve 2016/58283 numaralı Mehmet Emin Öztekin başvurusu), davacının, Hazine’ye ait ve özel mülkiyete konu olamayacak bir taşınmazı kullanması sebebiyle haksız zilyet durumunda olduğu açık olmakla birlikte, mülkiyet hakkı sahibinin davacıyı taşınmazdan tahliye yoluna gidip gitmediğinin, crimisil bedeli tahsil ettirilip ettirilmediğinin, davacının ağaç dikerek ve yetiştirerek taşınmazı kullanması nedeniyle ağaçların davacı yararına ekonomik bir değerinin bulunduğundan ağaçlar yönünden davacının Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında korunmaya değer bir menfaatinin bulunup bulunmadığı, yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıyıp taşımadığı, müdahalede kamu yararına dayalı bir amaç olup olmadığı hususları yanında davacının mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, bu değerlendirmede ölçülülük ilkesinin elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluştuğunun gözetilmesi, özellikle kamusal makamların tutum ve davranışlarının İnceleme konusu yapılması, olayın gelişiminde kamu makamlarının edilgen tutumu sebebiyle bütün zarara tek başına davacının katlanması sonucuna yol açılıp açılmayacağının, şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yükleyip yüklemeyeceğinin, davacının mülkiyet hakkının korunması ile kamunun yararı arasında olması gereken adil dengenin aleyhine bozulup bozulmadığının ve müdahalenin ölçülü olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

3. Değerlendirme
Mahkemece bozma ilamına uyularak; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yeniden keşif yapıldığı, davacıya ait olduğu iddia edilen muhdesatların kamulaştırma sahasında kaldığının bilirkişi raporu ile tespit ediliği, Anamur Kaymakamlığı Milli Emlak Şefliğinin 22.10.2021 tarihli yazısı ile davacı tarafından davalı Hazine’ye ecrimisil ödemesi yapılmadığının bildirildiği, yine Anamur Orman İşletme Müdürlüğünün 19.04.2021 tarihli cevap yazısında davacı aleyhine kurum tarafından tutanak tanzim edilmediğinin bildirildiği, davalı Hazine tarafından orman sahasında izinsiz tarla açtığı iddiası ile davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, soruşturma dosyasında suç tarihinin 17.10.2016 olarak belirtildiği, bu eylemin kamulaştırma kararının kesinleşme tarihinden sonra olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamında da işaret edildiği üzere davalı Hazine’nin kamulaştırma kararının kesinleşme tarihine kadar olan dönemde, davacının haksız kullanımına karşı itirazı ve tahliye talebinin olduğu yahut suskunluk ve eylemsizliği olmadığı yönünde delil sunmadığı anlaşılmıştır.

Temyizen incelenen Anamur 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkemece, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan bir kısım davalılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

Temyiz eden Kurumlar harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.