YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6274
KARAR NO : 2022/8157
KARAR TARİHİ : 29.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15/04/2013 gününde verilen dilekçe ile ecrimisil istenmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.12.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; 470 ada 1 parsel sayılı taşınmazın hissedarlarının gaip olması nedeniyle, Sarıyer 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.09.2010 tarih ve 2009/735 Esas, 2010/732 sayılı Kararı ile İstanbul Defterdarının kayyım tayin edildiğini, taşınmazın 125,00 m2’lik kısmının … ve … ile … tarafından kullanıldığının tespit edildiğini, mezkur işgal nedeniyle 01.10.2007 – 31.12.2012 dönemleri için Kayyım Komisyonunca tespit edilen 13.348,00 TL ecrimisil alacağının her dönem için dönem sonlarından itibaren işleyecek kademeli yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; ecrimisile ilişkin taleplerin 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, İstanbul Defterdarının kayyım olarak 16/09/2010 tarihi itibarıyla atandığını, bu tarihten önceki taleplere ilişkin taleplerin usul ve yasaya da uygun olmadığını, 16/09/2010 tarihinden önceki zamanlara ilişkin olarak ecrimisil talep … bulunmadığını, 125m²’lik kısım için ecrimisil talep edilemeyeceğini ancak 85 m²’lik kısım için talep edilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 8.144,00 TL ecrimisil tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair ilk hükmün davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.04.2021 tarih ve 2019/2938 Esas, 2021/3289 Karar sayılı “…Davaya karşı zamanaşımı savunması bakımından; davalı vekili süresinde cevap süresinin uzatımı dilekçesi vermiştir. Mahkeme 20.05.2013 tarihli ara kararı ile cevap süresinin 1 ay uzatılmasına karar vermiş, süre uzatım talebinin kabulüne ilişkin ara karar davalı vekiline 14.06.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. 1 aylık süre uzatım 14.07.2013 tarihinde sona ermekte olup 14.07.2013 tarihinin pazar gününe denk gelmesi sebebiyle davalı vekilinin cevap dilekçesini 15.07.2013 tarihinde mahkemeye sunduğu anlaşılmakla süresinde verilen cevap dilekçesinde davaya karşı zamanaşımı savunması ileri sürmüştür.
Mahkemenin davaya karşı zamanaşımı savunmasını neden kabul etmediğine ilişkin bir gerekçe dahi oluşturmadan davaya karşı zamanaşımı savunmasını gözetmemesi hatalıdır. Yukarıdaki açıklamalara göre davalının davaya karşı zamanaşımı savunmasını süresinde yaptığı kabul edilerek sonuca gidilmelidir.
Sonuç olarak; dosya kapsamına ve davalının zamanaşımı savunmasına göre, dava tarihi olan 15.04.2013 tarihinden geriye doğru 5 yıllık zamanaşımı süresi nazara alınarak davacının talebi yönünde 31.12.2012 tarihi ile zamanaşımı süresinin sona erdiği 15.04.2008 tarihleri arası için usulüne uygun şekilde belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde 2012-2007 dönemi için belirlenen ecrimisilin tahsiline karar verilmesi doğru olmadığından, bozmayı gerektirmiştir.” şeklindeki ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda “Davanın kısmen kabulü ile; 15/04/2008- 31/12/2008 tarihleri arası için 1.080,00 TL ecrimisil tazminatının, 01/01/2009 -31/12/2009 tarihleri arası için 1.716,00 TL ecrimisil tazminatının, 01/01/2010- 31/12/2010 tarihleri arası için 1.824,00 TL ecrimisil tazminatının, 01/01/2011- 31/12/2011 tarihleri arası için 1.992,00 TL ecrimisil tazminatının, 01/01/2012-31/12/2012 tarihleri arası için 2.136,00 TL ecrimisil tazminatının, 01/01/2013 tarihlerinden itibaren değişken oranda yasal faizi ile birlikte toplam 9.428,00 TL ecrimisil tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,” karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Kural olarak, mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğar. Diğer taraftan yerel mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (09.05.1960 gün, 21/9 sayılı YİBK).
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir ve davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan … ifade etmektedir.
Taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde Yargıtayın temyiz eden tarafın yararına olarak verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme artık, temyiz eden tarafın önceki bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Buna da “aleyhe hüküm verme yasağı” denir. Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı … sarsılır.
Somut olayda, mahkemece ilk kararda davanın kısmen kabulüne, 8.144,00 TL ecrimisilin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verildikten sonra karar yalnızca davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi hükmü bozmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de, davalı yönünden usuli kazanılmış hakka riayet edilmeyerek davanın kısmen kabulüne, 9.428,00 TL ecrimisilin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar vermesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.