YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6288
KARAR NO : 2023/58
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
… Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, esası kadastronun 2705 parseli olan daha sonra ifrazla 16883 parsel numarasını alan taşınmazı, Ekim 1964 tarihinde düzenlenen muvafakatname ile Mustafa Aygün isimli şahıstan satın aldığını, daha sonra bu şahsın görülmediğini, üzerine bina yaptığını açıklayarak anılan parselin 110 m2 yüzölçümlü arsası bakımından tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline, bu isteği kabul edilmediği takdirde vekil edeninin iyi niyetli olması nedeniyle, binanın değerinin arsanın değerinden fazla olduğu da gözetilerek bedeli karşılığından TMK’nın 724 ve devamı maddeleri gereğince tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş, bozma sonrası asıl talebini TMK’nın 713/2 nci maddesine göre maliki tapu kütüğünden anlaşılamama sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine hasretmiştir.
II. CEVAP
A. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
B. Dahili davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.05.2017 tarihli ve 2015/140 Esas, 2017/325 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne hükmedilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kayyım vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 25.02.2020 tarih ve 2018/9319 Esas, 2020/1761 Karar sayılı ilâmında; “davanın Hazineye yöneltilmesi, bu şekilde savunma ve delillerini sunması için süre ve imkan tanınması, ondan sonra toplanmış ve/veya toplanacak deliller çerçevesinde oluşacak sonuca göre (ve terditli talepte gözetilerek) bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde Hazineye husumet yöneltilmeden sonuca gidilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, dava konusu taşınmazın malik hanesinde “Hasan H.C Mustafa” yazılı olduğu, ifraz öncesi parsel olan 2750 parsele ait kadastro tespit tutanağında malik isminin zikredildiği, dolayısı ile kanunen tapu kütüğünden anlaşılamayan kişi olmayıp, kanunen tanınan ve bilinen kişi olduğunun kabulü gerektiği ve yapı değerinin açıkça arazi değerinden fazla olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
2. Yargıtay bozma ilâmı doğrultusunda Hazine davada taraf olarak gösterilmiş olup, dosya kapsamına hiçbir belge ve delil sunulmamasına rağmen önceki kararın aksine davanın reddine karar verildiğini,
3. Kayıt malikinin tapu kütüğünden anlaşılamayan biri olduğunu,
4. Davacının yapı ruhsatı olarak dava konusu taşınmaz üzerine 1964 senesinde tek katlı binayı inşaa ettiğini ve lehine tapu kaydında muhdesat şerhi bulunduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın reddi kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Mevzuat
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Olağanüstü zamanaşımı” başlıklı 713 üncü maddesi şöyledir:
“Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.
Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…) hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”
2. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir.
3. Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır (Yargıtay HGK’nın 10.04.1991 tarihli ve 1991/8-51 Esas, 194 Karar, 15.04.2011 tarihli ve 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilâmları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik; tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir. Özetle; kayıt malikinin mirasçılarının belirlenememesi, kimliğine ait bilgilerin elde edilememesi, adresinin saptanamaması gibi hususlar o kişinin tapu kütüğünden maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Bununla kanun koyucu tarafından tapu kütüğünün incelenmesinden anlaşılamayan, kim olduğu belirlenemeyen hayali kişiler amaçlanmıştır.
4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), “Taşkın yapılar” başlıklı 725 inci maddesi şöyledir:
“Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmazın bütünleyici parçası olur. Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.”
3. Değerlendirme
1. Hasan H.C. Mustafa’nın kanunda tanımlandığı şekli ile maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan kişilerden olmadığı gibi temliken tescil şartlarının da oluşmadığı anlaşılmaktadır.
2. Temyizen incelenen …Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukuken imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkemece, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilâmı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.