YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6350
KARAR NO : 2023/1436
KARAR TARİHİ : 09.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında görülen tapu tahsis belgesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin …, 88 pafta, 33 ada 14 parsel sayılı taşınmazı tahsis belgesi ile edinip bedelinin tamamını 1985 yılında… Büyükşehir Belediyesi’ne ödeyen Ahmet İyisezer varislerinden, … Noterliği’nin 02.01.1996 tarih, 85 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, taşınmazın malik sıfatı ile zilyedi olduğunu beyanla dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıdan, 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı İmar Affı Yasa’sının 10 uncu maddesinin c bendi gereğince bedel talep edildiğini, davacı vekilinin davaya konu taşınmaz için bedel ödenmiş olduğunu belirtmekteyse de ödenen bedelin tapu tahsis hakkı sahibinin kendi beyanı ile bildirilmiş bir bedel olduğunu, idarenin hak sahibinden talep edeceği bedelin ise 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na göre idarece tespit edilen bedel olduğunu, davacının idarece takdir edilen bedeli ödediği takdirde ve tapu verilmesi için gereken tüm şartlar da gerçekleşmiş ise kendisine tapunun verilebileceğini, taşınmazda iki gecekondu bulunduğunu, taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde ise taşınmazın 283 m² alanlı olduğunu, davacının hak sahibi olduğunu ileri sürdüğü tapu tahsis belgesinin ise 125 m² için verilmiş olduğunu bu nedenle davacının davaya konu taşınmazın tamamının tapu kaydının iptali ve kendi adına tescilini istemesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 27.12.2012 tarihli ve 2009/404 Esas, 2012/601 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın 283 m² yüzölçümlü olarak tapuda… Belediyesi adına kayıtlı olup 125 m²’si için Ahmet İyisezer’e tapu tahsis belgesi düzenlendiği, 60 m²’lik kısımda dava dışı Mehmet Seyfettin Sezer’in işgalinin bulunduğu, taşınmazda ıslah imar planı yapılmadığı, müstakil parsellerin oluşmadığı ayrıca taşınmazın tamamının konut alanında kalmayıp bir kısmının ticaret, bir kısmının konut ve kısmen de yol alanında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 27.12.2012 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 21.05.2014 tarihli ve 2014/6514 Esas, 2014/6668 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 33 ada 14 parsel sayılı taşınmazın 283 m² miktarlı arsa vasfı ile davalı … adına kayıtlı olduğu, 08.03.1985 tarihli tapu tahsis belgesi ile tahsise konu 125 m² işgalli, kapı no:69, 1 katlı yığma eve ilişkin Ahmet İyisezer adına tapu tahsis belgesi düzenlendiği, tapu kaydının beyanlar hanesine 125 m²’lik kısmın Ahmet İyisezer’e tahsis olunduğunun 15.03.1985 tarihinde şerh verildiği ve davacının da … 4. Noterliği’nin 02.11.1996 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile Ahmet İyisezer mirasçılarından tapu tahsis belgesine dayalı hakları temlik aldığı; ayrıca dava konusu taşınmazın imar planında ticaret ve konut, bir kısmının da 24 m²’lik yol alanında kaldığı, tapu tahsis belgesine konu 125 m²’lik kısım yönünden tahsis kapsamındaki yerin tescili için aranan diğer koşulların oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, taşınmazın tamamının konut alanında kalmadığı belirtilerek davanın reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı … Belediyesi adına kayıtlı dava konusu … Mahallesi, 88 pafta, 33 ada 14 parsel sayılı 283 m²’lik taşınmazın tapu kaydında yer alan “125 m²’lik kısım…’e tahsis olundu.” şeklindeki 15.03.1985 tarihli 2330 yevmiye numaralı şerh ile bu şerhe dayanak olan … Belediye Başkanlığı’nca 08.03.1985 tarihli 1436 yevmiye numaralı tapu tahsis belgesi ile …. adına …. Caddesi Kapı No: 69 olan, 125 m² büyüklüğündeki işgal eden mesken niteliğindeki 1 katlı yığma evin bulunduğu yer için tapu tahsis belgesi verilmiş olduğu, tapu
tahsis belgesinin hukuken geçerli olduğu, davacı …’in tahsis belgesi sahibi muris…mirasçılarından … 4. Noterliği’nin 02.01.1996 tarihli 85 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle tapu tahsis belgesine dayalı hakları temlik almış olduğu; dava konusu tapu tahsis belgesi yargılama sırasında… Büyükşehir Belediyesi encümeninin 04.02.2015 tarihli ve 543-489 numaralı kararıyla iptal edilmişse de, İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 31.05.2016 tarihli ve 2015/728 Esas, 2016/1094 Karar sayılı kararı ile bahsedilen işlemin iptal olunduğu ve Danıştay incelemesinden geçerek kesinleşmiş olduğu, 3194 sayılı Yasa’nın 18 inci maddesi uyarınca imar planı bulunduğunu, tapu tahsis belgesinin ilk sahibi Ahmet İyisezer ve ondan temlik alan davacı … adına dava konusu 08.03.1985 tarihli 1436 yevmiye numaralı tapu tahsis belgesine
dayanılarak başka bir yerden tahsis yapıldığı hususunda herhangi bir bilgi bulunmadığı, tahsise konu ve tescili talep edilen dava konusu 33 ada 14 parsel sayılı taşınmazın imar planında Ticaret+Konut alanında kaldığı, herhangi bir Kamu Hizmetine tahsis edilmediği, yalnızca 24 m²’lik kısmının yol alanında kaldığı, tapu tahsis belgesi sahibi Ahmet İyisezer tarafından dava konusu 33 ada 14 parsel sayılı arsa taksit tutarı tamamı olarak 50.625 ETL ödenmiş olduğu, imar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırılan parselden o tarihte yürürlükteki DOP oranı olan %35 oranı üzerinden 125 m² x %35 = 43,75 m² DOP kesilmesiyle birlikte 81,25 m² yeri bulunduğu anlaşılarak davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davalı … Belediyesi adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazın 325/1132 hissesine denk olan 81,25 m²’lik kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Dava konusu taşınmazda 2981 sayılı Yasa gereği imar uygulaması yapılmadığını, taşınmazın imar parseli niteliğini kazanmadığını,
2. Tapu tahsis belgesinin bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen zilyetlik belgesi olduğunu, ilgilisine ancak kişisel hak sağlayabileceğini,
3. Davacı adına taşınmazın tescili için gereken şartların oluşmadığını,
4. Taşınmazın imar planında konut alanında kalmadığını,
5. Bozma ilamı öncesi verilen kararda tapu tahsis belgesi şartlarının oluşmadığının tespit edilmiş olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tapu tahsis belgesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı Kararında da belirtildiği gibi tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
a. Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
b. Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasa’nın 18 inci maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı Yasa ile Değişik 2981 sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
c. İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
d. Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
e. Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
f. Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması.
2. İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı Yasa ile Değişik 2981 sayılı Yasa’nın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir.
3. Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 sayılı Yasa ile Değişik 2981 sayılı Yasa’nın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının (DOP) davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında ve dava konusu taşınmazda davalının 325/1132 payının iptali ile davacı adına tesciline, kalan 807/1132 payın davalı üzerinde bırakılmasında karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.