YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6386
KARAR NO : 2023/1063
KARAR TARİHİ : 22.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davanın kabulü, Türkiye Ekonomi Bankası A.Ş. Yönünden konusuz kalan dava yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığı
Taraflar arasında görülen ipoteğin tescili, ikinci kademe tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın ve birleştirilen davaların kabulüne; birleştirilen dosya davalısı Türkiye Ekonomi Bankası A.Ş. yönünden konusuz kalan dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı … adına Hazine vekili, birleştirilen dosya davalısı …Bankası vekili, davalı … Bider ve birleştirilen dosya davalıları …, … vekilleri ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalılardan… arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi gereğince adı geçen davalıya 500.000,00 TL kredi kullandırıldığını, kredinin teminatı olmak üzere, tapuda davalılardan … (krediyi kullanan davalı …’in annesi) adına …. Mahallesi, 4693 ada 39 parselde 2, 3 ve 5 bağımsız bölüm numarası ile tapuya kayıtlı bağımsız bölümler üzerine davacı banka lehine ipotek tesis edildiğini, kredi taraflarınca varılan anlaşma neticesinde sadece 3 numaralı bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin terkini için Tapu Müdürlüğüne yazı yazıldığı halde davalı … Müdürlüğünün her üç taşımaz üzerindeki ipoteği terkin ettiğini, terkin işleminden hemen sonra 2 numaralı bağımsız bölümün birleşen dosya davalısı …’e, 5 numaralı bağımsız bölümün ise birleşen dosya davalısı …’e satılıp devredildiğini, yapılan satışların muvazaalı olduğunu, davacı bankanın henüz kredi sözleşmesinden doğan alacağını tahsil edemediğini, alacağın teminatı olan ipoteklerin de yolsuz şekilde terkin edildiğini beyanla, öncelikli olarak 2 ve 5 numaralı bağımsız bölümler yönünden ipoteklerin, terkin tarihlerinden önceki aynı koşulları içerir şekilde yeniden tesisine, bu mümkün olmadığı takdirde davacının uğradığı zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleştirilen 2015/585 Esas sayılı dosya ile husumeti 2 ve 5 numaralı bağımsız bölümleri satın alan … ve …’e; birleştirilen 2020/85 Esas sayılı dosya ile ipoteğin terkin edilmesi sonrası taşınmazlara yeniden lehine ipotek şerhi konulan …Bankası ve …. Bankası A.Ş’ye yöneltmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … cevap dilekçesinde özetle; kızı olan davalı … Bider’in davacı bankadan kullandığı kredinin teminatı olarak adına kayıtlı üç adet daire üzerine ipotek tesis olunduğunu, daha sonra davacı banka tarafından yazılan ipotek fekki istemli yazıyı alıp tapu müdürlüğüne götürdüğünü ve yazı gereğince terkin işlemi yapıldığını, yazı içeriğini bilmediğini, 2 ve 5 bağımsız bölüm numaralı daireleri sattığı kişilerle herhangi bir akrabalığı veya tanışıklığı bulunmadığını, yolsuz terkin işleminde kendisinin herhangi bir müdahalesinin söz konusu olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
2. Davalı … Bider cevap dilekçesinde ve duruşmalardaki beyanlarında özetle; davaya konu 2 ve 5 No.lu bağımsız bölüm daireler üzerindeki ipotek terkini işleminin davalı … Müdürlüğünce gerçekleştirildiğini, kendisinin bilgisi dışında gerçekleşen bu terkin işlemi nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, taşınmazları (daireleri) satın alan kişilerle de bir akrabalığı veya tanışıklığının bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
3. Davalı … vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda alınan beyanlarında özetle; ipoteklerin terkin edilmesinde davalı … Müdürlüğünün bir kusurunun bulunmadığını, dava konusu 2 ve 5 No.lu dairelerin ipotek terkin işleminden sonra satın alan birleştirilen dosya davalıları … ve … ile daireleri satan davalı … ve diğer davalılar arasında akrabalık ilişkisi bulunduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
4. Birleştirilen … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/585 Esas sayılı dosyasının davalısı … cevap dilekçesinde ve duruşmalarda alınan beyanlarında özetle; dava konusu daireyi satan davalı … ile herhangi bir akrabalığı veya yakınlığının bulunmadığını, dava konusu 5 No.lu daireyi ihtiyacı nedeniyle satın aldığını, aldığı tarih itibariyle tapu kaydında davacı banka lehine herhangi bir ipotek şerhi bulunmadığını, tapuya güvenerek daireyi satın aldığını, yolsuz terkin işlemiyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
5. Birleştirilen ….. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/585 Esas sayılı dosyasının davalısı … cevap dilekçesinde ve duruşmalarda alınan beyanlarında özetle; davaya konu 2 No.lu daireyi davalı …’tan satın aldığını ve bedelini de ödediğini, satın aldığı tarih itibariyle tapu kaydında davacı banka lehine herhangi bir ipotek şerhinin bulunmadığını, yolsuz terkin işlemiyle ilgisinin bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
6. Davalı … yanında fer’i müdahil olarak davaya katılan … ve … dilekçelerinde ve duruşmalarda alınan beyanlarında özetle; davacı banka tarafından gönderilen ipotek terkini yazısını yanlış anlamaları sonucu her üç daire üzerindeki ipotek şerhini sehven terkin ettiklerini, ancak söz konusu terkin işleminden sonra ipotek şerhinin korunması gereken 2 ve 5 No.lu dairelerin davalı … tarafından akrabası ve yakın ilişki içinde oldukları … ve …’e satıldığını, bu satış işlemlerinin tarafların birbirlerini tanıyor ve akraba olmaları nedeniyle danışıklı (muvazaalı) ve hileli olarak yapıldığını, dilekçeleri ekinde sundukları nüfus kayıtları ve diğer delillere göre taraflar arasında yapılan işlemin danışıklı olduğundan dolayı kendilerinin sorumlu tutulamayacaklarını beyanla davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 16.06.2016 tarihli ve 2012/1236 Esas, 2016/188 Karar sayılı kararı ile davacı ….’nin dava dışı 3 No.lu daire üzerindeki ipoteğin terkini istemiyle Arnavutköy Tapu Müdürlüğüne hitaben kaleme aldığı talep yazıları incelendiğinde yapılan terkin işleminin yolsuz terkin niteliğinde olduğunu, 5 No.lu daireyi satan davalı … ile satın alan … arasında akrabalık bağı bulunması nedeniyle daireyi satın alan …’in, 4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın 1024 üncü maddesi anlamında, davaya konu terkinin yolsuz terkin olduğunun bilebilecek kişi olduğunu; 5 No.lu daireyi satın alan birleştirilen dosya davalısı …’in 4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın 1024 üncü maddesi anlamında kötü niyetli olduğu (iyi niyetli olmadığı) kanıtlanamamış, adı geçen davalı … kaydına güvenerek satın alan iyi niyetli malik olduğunu savunmuş ise de, ipoteğin terkini işlemi yolsuz terkin niteliğinde ve davalı da ilk el konumunda olduğundan, adı geçen davalının iyi niyetli olup olmamasının, sonucu etkilemeyeceği kanaatine varılarak, davacının taleplerinden ilk sırada yer alan ipoteğin yeniden ve aynı şartlarla tesisi talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın ve birleştirilen davanın kabulü ile dava konusu 2 ve 5 numaralı bağımsız bölümler üzerine 12/03/2012 tarih ve 3301 yevmiye numarası ile alacaklı Finansbank A.Ş. lehine tesis olunan, ancak 19/06/2012 tarih ve 9280 yevmiye numarası ile yolsuz olarak terkin olunan ipoteğin, davacı …Ş. lehine, ilk tescil tarihi olan 12/03/2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, yani terkinden önceki haliyle ve aynı şartlarla geçerli olmak koşuluyla yeniden tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 16.06.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı … vekili davalı … Bider, … ve birleştirilen dosya davalıları …, … vekilleri ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 28.05.2019 tarihli ve 2017/2069 Esas, 2019/4825 Karar sayılı kararıyla; ipotek lehdarları … Bankası A.Ş. ve … A.Ş’nin davada taraf olmadığı, mahkemece verilecek olan kararın ipotek lehdarlarının haklarını da etkileyeceği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5 No.lu bağımsız bölüm üzerindeki davalı …. lehine konulan ipoteğin, bu banka tarafından 21/07/2017 tarihinde …Tapu Müdürlüğüne yazılan talep yazısı üzerine 01/08/2017 tarihinde kaldırıldığı, ….Bankası A.Ş. hakkında açılan davanın konusu kalmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına; ipoteğin terkini işleminden sonra 2 numaralı bağımsız bölümü satın alan …’in taşınmazı satan … ile arasındaki akrabalık bağı nedeniyle ipoteğin terkininin yolsuz olduğunu bilebilecek durumda olduğunu, 5 numaralı bağımsız bölümü satın alan davalı … yönünden ise her ne kadar tapu kaydına güvenerek satın almış ise de, ipoteğin terkini işlemi yolsuz terkin niteliğinde olduğundan, davalı … de ilk el konumunda olduğundan, iyi niyetli olup olmaması sonucu etkili olmayacağından 2 ve 5 numaralı bağımsız bölümler üzerine 12/03/2012 tarih ve 3301 yevmiye numarası ile alacaklı QNB Finansbank lehine tesis olunan, ancak 19/06/2012 tarih ve 9280 yevmiye numarası ile yolsuz olarak terkin olunan ipoteğin, davacı …Ş. lehine, ilk tescil tarihi olan 12/03/2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yeniden tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili, birleştirilen dosya davalısı …Bankası vekili, davalı … Bider ve birleştirilen dosya davalıları …, … vekilleri ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalılar …, … ve birleştirilen dosya davalıları … ve … vekili temyiz dilekçesinde;
a. Mahkemenin … yönünden TMK’nın 1023 üncü maddesi değerlendirmesini hatalı yorumladığını,
b. … ve … arasında hukuken ve örfen geçerli bir akrabalık ilişkisi olmadığını, muvazaanın varlığının kabulü için yeterli delil bulunmadığını,
c. Lehe olan deliller ve … ile … arasındaki sözleşmenin incelenmediğini,
d. Asli müdahillerin bildirmiş olduğu şahitlerin dinlenmediğini,
e. Davalılar ve birleştirilen dosya davalıları … ve …’in mahkemece mecburi dava arkadaşı durumuna düşürülmesinin savunma hakkını kullanılamaz hale getirdiğini,
f. Yolsuz terkinin nasıl oluştuğunun araştırılmadığını ileri sürmüştür.
2. Birleştirilen dosya davalısı …Bankası A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde;
a. Dava konusu 2 numaralı bağımsız bölüme ait güncel tapu kaydı celp edilmeksizin eski tapu kayıtları üzerinden karar verildiğini,
b. Davalı … ile müvekkil banka arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığını, müvekkil banka adına husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
3. Katılma yolu ile hükmü temyiz eden davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Davalı … A.Ş’nin temyiz talebinin süresinde olmadığını,
b. Müvekkil Banka aleyhine olarak; açıkça kusurlu olduğu tespit edilen Arnavutköy Tapu Sicil Müdürlüğüne izafeten Hazinenin vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasına ilişkin kısmın doğru olmadığını ileri sürmüştür.
4. Davalı … adına Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Davalı idarenin 19.06.2012 tarihli ipoteğin fekki işleminde kusurunun bulunmadığını, müvekkili yönünden davanın reddinin gerektiğini,
b. İpoteğin fekki ile taşınmazların satış tarihleri değerlendirildiğinde diğer davalıların iyiniyetli olduğundan söz edilemeyeceğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ipoteğin yeniden tescili mümkün olmazsa uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesi, 4721 Sayılı Yasa’nın 1023 üncü ve 1024 üncü maddeleri.
2. Anayasanın 141 inci maddesine göre; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”
3. 6100 sayılı HMK’nın 297/1-c maddesine göre hüküm; “Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” içermelidir.
6100 sayılı HMK’nın 297/2 nci maddesine göre; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.”
Anayasa Mahkemesinin içtihatlarında adil bir yargılanmadan söz edebilmek için, mahkemenin davanın esasına ilişkin olan iddiaları ve bunlara ilişkin delilleri değerlendirmesi ve dava edilen hususta bir karar vermesi, verdiği kararın verilmesini haklı gösteren makul gerekçelerini göstermesi zorunluluğuna işaret edilmiştir.
Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanmanın temel unsurlarından biri olup, hukuk devletinin ve hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereğidir. Gerekçe, doyurucu olmalı, kararın neden, nasıl, hangi hukukî gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermelidir. Zira mahkemenin keyfilikten uzak şekilde, hukuka ve kanuna uygun karar verip vermediği ancak gerekçeden anlaşılabilir.
4. Yargıtay içtihatlarında, gerekçe hükümle sebep sonuç ilişkisinin kurulmasını sağlayacak yeterlilikte, açık, anlaşılabilir ve tatmin edici olmalı ve hüküm kurulurken neden, nasıl, hangi yasal gerekçeleri ve hangi kanıtların değerlendirildiğini içermelidir.
5. Hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ileride kendilerinden alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlama düşüncesiyle satın alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse iyi niyetten maksat hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir. Belirtilen ilke, TMK’nın 1023 üncü maddesinde “tapu kütüğündeki sicile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki TMK’nın 1024 üncü maddesinde de “bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde vurgulanmıştır. Ne var ki, tapulu taşınmazların intikallerinde huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı … vekili, davalı … Bider ve birleştirilen dosya davalısı … vekili ile katılma yolu ile davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Birleştirilen dosya davalısı …Bankası A.Ş vekili ve birleşen dosya davalısı … vekilinin temyiz itirazları yönünden ise;
3. Dava, ipoteğin yolsuz terkininden kaynaklanan ipoteğin yeniden tescili olmazsa ikinci kademede tazminat isteğine ilişkindir.
4. Dava konusu 4693 ada 39 parsel sayılı taşınmazda kain 2 ve 5 numaralı bağımsız bölümler ile dava dışı 3 numaralı bağımsız bölümde davacı banka lehine 13.03.2012 tarihinde ipotek tesis edildiği, davacı bankanın 18.06.2012 tarihli fek yazısıyla açıkça 3 numaralı bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin kaldırılması yönünde talepte bulunduğu, ne var ki Tapu Müdürlüğü tarafından 19.06.2012 tarihinde 2, 3 ve 5 numaralı bağımsız bölümlerdeki ipoteklerin terkin edildiği bu haliyle 2 ve 5 No.lu bağımsız bölümlerde ipotek terkininin hukuki dayanağı bulunmadığından yolsuz terkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu aşamadan sonra, 2 numaralı bağımsız bölüm üzerinde 01.10.2012 tarihinde davalı … lehine ipotek tesis edildiği ve taşınmazın da 16.10.2012 tarihinde davalı …’e satış suretiyle temlik edildiği, 5 numaralı bağımsız bölümde de davalı …lehine 17.07.2012 tarihinde ipotek tesis edildiği ve bu taşınmazın da 08.10.2012 tarihinde davalı …’e satış yolu ile devredildiği görülmektedir.
5. Hemen belirtilmelidir ki; davalılar, çekişme konusu taşınmazlardaki ipotek yolsuz olarak terkin edildikten sonra dava konusu bağımsız bölümlerde tesis edilen ipoteklerin lehdarı ve taşınmazları davacının ipoteği olmaksızın devralan kişi (yeni malik) durumundadırlar. O halde; yolsuz terkin işleminin tarafı da olmadıkları gözetilerek “ilk el” sayılamayacaklarından uyuşmazlığın çözümünde TMK’nın 1023 ve 1024üncü maddeleri uyarınca iyiniyetli olup olmadıklarının ortaya konulması gerekir.
6. Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda “ilgili hukuk” bölümünde belirtilen yasa hükümleri ile değinilen ilkeler gözetilmek suretiyle araştırma ve inceleme yapılarak davalıların davacının ipoteğinin varlığı ile bunun yolsuz olarak terkin edildiğini bilen veya bilmesi gereken kişilerden olup olmadıklarının kuşkuşa yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı … hakkında ilk el kabul edilerek yanılgılı değerlendirmeyle hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, davalı … bakımından ise hiçbir değerlendirme yapılmadan ve gerekçe oluşturulmaksızın karar verilmesi de yerinde görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.