YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6535
KARAR NO : 2023/727
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 1458 ada 308 parsel 17 bağımsız bölüm sayılı taşınmazda 3/8 oranında hissedar olduğunu, dava dışı hissedar …’in kendisine ait 3/8 hissesini davalıya 01.03.2016 tarihinde sattığını, müvekkilinin satıştan haberdar edilmediğini, satış bedeli ve tapu masraflarını mahkemenin belirleyeceği yere yatırmaya hazır olduklarını belirterek davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili firmanın dava konusu dükkanı kiracı olarak yaklaşık 20 yıldır işlettiğini, … ile aralarında …Noterliği’nin 17.11.2014 tarih 7567 yevmiye sayılı işlemi ile satış vaadi sözleşmesi yaptıklarını, bu sözleşme ile …’in adına kayıtlı 3/8 hissesini müvekkiline satmayı vaat ettiğini ve bu sözleşmede satış bedelinin 200.000,00 TL olarak belirlendiğini, bu sözleşmedeki bütün satış bedelinin müvekkilince …’e ödendiğini, davacının davadan haberdar olduğundan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, taşınmazda eylemli olarak fiili taksim oluştuğunu, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.11.2017 tarihli ve 2016/174 Esas, 2017/327 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı hissenin iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2018 tarihli ve 2018/745 Esas, 2018/1026 Karar sayılı kararıyla; fiili taksim olgusunun kanıtlanamadığı bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin hatalı olduğunu, fiili taksim olgusu gerçekleşmemiş olduğundan mahkemece davanın kabulünün doğru olduğunu, önalım hakkının doğduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin usule uygun olduğunu ve davalının muvazaa iddiasının dinlenemeyeceğini gerekçesinde belirterek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 10.06.2021 tarihli 2018/4812 E. 2021/3936 K. sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin verdiği kararın gerek kendi içerisinde gerekse istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik hükümle çeliştiği, gerekçede dosya kapsamına uymayan ifadelere yer verildiği anlaşıldığından hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli ve 2021/202 E. 2022/296 K. sayılı kararı ile Yargıtay ilamı doğrultusunda keşif yapıldığı ancak keşifte tanık hazır edilmediği ve taşınmazda fiili taksim yapılmadığı belirtilerek davanın kabulü ile dava konusu 1458 ada 308 parsel 17 bağımsız bölüm sayılı taşınmazda davalı adına kayıtlı 3/8 hissenin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediğini, bilirkişi raporunda taşınmazın sadece değerinin belirlendiğini,
2. Mahkemece güncel değer tespit raporunun dikkate alınmadığını,
3. Satış vaadi sözleşmesi, ödeme makbuzları ve vergi dairesine ödenilen eksik harcın dikkate alınarak satış bedelinin 200.000,00 TL kabul edilip eksik kısmın mahkemece depo edilmesi gerektiğini,
4. Mahkemece mahallinde tanık bulundurulmasına dair ara karar verilmediğini,
5. Re’sen belirlenecek nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
2. Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
3. Dava konusu payın satışına ilişkin hukuki işlemin tarafı olan davalı, 3. kişi durumundaki davacıya karşı bedelde muvazaa iddiasında bulunamaz.
3. Değerlendirme
1. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 10.06.2021 tarih 2018/4812 E. 2021/3936 K. Sayılı bozma ilamı sonrası mahkemece yapılan yargılama esnasında mahkemece fen, ziraat ve gayrimenkul değerlendirme uzmanı bilirkişiler ile birlikte 10.01.2022 tarihinde keşif yapılmıştır. Bu keşif sonrası dosya içerisine alınan 14.02.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmazın 40 m² yekpare dükkandan oluştuğu belirlenmiştir. Buradan dava konusu 17 No.lu bağımsız bölümün yekpare kullanıldığı, davacı ve davalıya pay satan kişinin fiilen kullandığı ayrı ayrı bölümlerin ve fiili taksim bulunmadığı anlaşılmıştır.
2. Her ne kadar davalı vekili temyiz itirazlarında taşınmazın 200.000,00 TL üzerinden satın alındığı hususundan bahsediyor ise de dava konusu taşınmaz Beşiktaş 10. Noterliğinin 17.11.2014 tarihli 7567 yevmiye sayılı satış işlemi sonrasında değil, 16.03.2016 tarih 3003 yevmiye sayılı resmi senet ile davalı adına tescil edilmiş, bu resmi senetteki satış bedelinin de 65.000,00 TL olduğu görülmüştür. Vergi dairelerine yatırılan eksik harç miktarları da davanın açıldığı 13.04.2016 tarihinden sonra gerçekleştirilmiştir. Önalım davalarında önalım bedeli, resmi senette gösterilen satış bedeli ile zorunlu tapu harç ve masraflarının toplamından ibarettir.
3. Ayrıca davalı vekili mahkemece, taraflarına tanık dinletilmesi için süre verilmediğine itiraz ediyor ise de bozma sonrası yapılan yargılamada davalı vekilinin bizzat tanık dinletmek istediğine dair beyanının da bulunmadığı görülmüştür. Açıklanan bu sebeplerle taşınmazda fiili taksim bulunmadığı ve depo edilen önalım bedelinin resmi senette gösterilen değerler dikkate alınarak belirlenmesi ve davanın kabulü konusunda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
4. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
5. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.