Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/6661 E. 2023/459 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6661
KARAR NO : 2023/459
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; elatmanın önlenmesi ve yıkım talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteminin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın vekil edenleri adına imar uygulaması ile tescil edildiğini, vekil edenlerine ait taşınmazda davalının haksız olarak ikamet ettiğini, uyarılara rağmen taşınmazı boşaltmadığını açıklayarak davalının dava konusu taşınmaza müdahalesinin men’ine, davalının kullanmakta olduğu yapıların kal’ine, 5.000,00 TL ecrimisilin davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, vekil edeninin taşınmazı yıllardır kullandığını, davacıların imar ile hak sahibi olduklarını, bina bedeli ödenmeden talepte bulunamayacaklarını beyanla davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2016 tarihli ve 2014/365 Esas, 2016/64 sayılı Kararıyla; davanın kabulüne hükmedilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 10.11.2020 tarih ve 2018/6648 Esas, 2020/7039 Karar sayılı ilamında; davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile “Mahkemece, davacıların ecrimisil talebinin reddi ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davanın mahiyeti gereği davacılar vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözardı edilerek, davalı aleyhine ecrimisile hükmedilmesi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulması doğru olmamıştır.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, elatmanın önlenmesi ve yıkım istemleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin reddine karar vermiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; kararının usûl ve Yasaya aykırı olduğunu, vekil edeninin hakkının belli olduğunu, müvekkilinin bu haktan vazgeçmediğini ve ilanı duymadığı yahut hukuki bilgisi olmaması sebebiyle işbu işleme itiraz edemediğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, imar parseline elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 nci maddesi şöyledir:
“Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”

2.Bilindiği üzere yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz’ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus Türk Medeni Kanunu’nun 684 üncü maddesinde açıkca vurgulanmıştır. Ne var ki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı Yasanın l605 sayılı Yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3l94 sayılı imar Yasasının l8 inci maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş, bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.

3.Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.

4.298l sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.

5.Aynı şekilde, imar uygulaması sonucu, yapının haksız veya taşkın durum yaratması, kamusal bir tasarrufun sonucu olup, tecavüzlü durumun yapıyı yapan kişinin iradesi dışında meydana gelmesi nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet verdikleri söylenemez. O halde, haksız ya da taşkın yapıyı kullananın kötü niyetli sayılamayacağı ve kendisine kusur izafe edilemeyeceği gözetildiğinde yargılama giderlerinden ve bu giderlerden sayılan vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı da açıktır.

3. Değerlendirme
Temyizen incelenen Akhisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkemece, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda verilmiş olan karar usûl ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

Aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine,

24.01.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.