YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6726
KARAR NO : 2023/715
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen mera komisyon kararının iptali ve tescil davasında Yargıtay 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, Suvarlı Köyü, Hürriyet Mahallesi 309 ada 305 parsel sayılı taşınmazın miktarının çok büyük olarak bırakılıp Hazine adına tescil edildiğini, babası Ali Yıldız’dan miras yoluyla kalan ve diğer kardeşleri arasında yapılan taksimde kendisine kalan taşınmazını 1980 yılından beri kullanıldığını beyanla sınırları dava dilekçesinde belirtilen taşınmazın mera parselinden ifrazı ile adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … vekili davacı lehine zilyetlik şartlarının oluşmadığını, davanın zamanaşımından dolayı
reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
2. Davalı Savur Köyü Tüzel Kişiliği cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2013 tarihli ve 2000/83 Esas, 2013/56 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar vermiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 16.05.2014 tarih ve 2014/3278 E., 2014/6223 K. sayılı kararı ile;
”Mahkemece, çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümünün tarım arazisi olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının davacı taraf lehine gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve uygulama yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz Hazine adına ham toprak vasfıyla 1992 de tescil edilmiş, davacı tarafından 2000 yılında tapu iptal ve tescil istemiyle dava açılmış, 12.04.2002 tarihinde yargılama devam ederken mera komisyon kararı ile mera olarak tespit ve özel siciline tescil edilmiştir. Bu nedenle dava mera komisyon kararına itiraz niteliğine dönüşmüştür. Hal böyle olunca meralar hakkında açılacak davaların Hazine yanında taşınmazın bulunduğu mahal Tüzel Kişiliğine de yöneltilmesi zorunlu olduğu halde yasal hasım olan Suvarlı Belediyesi davaya dahil edilerek yöntemince mera araştırması yapılmadığı gibi komşu parsellerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilerek bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmemiş; hava fotoğrafları ile fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar incelenmemiştir. Eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak karar verilemez. O halde mahkemece doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle yasal hasım konumundaki Suvarlı Belediyesi Tüzel Kişiliği davaya dahil edilmeli, bundan sonra taşınmazın bulunduğu yerde varsa mera tahsis kararları, ekleri ve haritaları ile çekişmeli taşınmazı dıştan çevreleyen komşu parsellerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler ile tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı evreye ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığı’ndan, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar ise, İl Kadastro Müdürlüğü’nden getirtilerek dosya arasına konulmalıdır. Jeodezi ya da fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişilerden, dosyaya getirtilen taşınmazın hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aleti ile inceleme yapılarak taşınmazların belirtilen tarihlerdeki hava fotoğrafları ayrı ayrı değerlendirilmek suretiyle çekişmeli bölümün ve çevresinin mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle; aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları fen bilirkişisi ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu huzuruyla keşif yapılmalıdır. Keşifte taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, temyize konu çekişmeli bölümü ile geriye kalan bölümün ne şekilde ayrıldığı, arada ayırıcı nitelikte bir unsur bulunup bulunmadığı araştırılmalı, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, bilinen ilk zilyedinin kim olduğu, ne sıfatla kullanıldığı, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, zaman içinde sınırlarında genişleme olup olmadığı hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli; beyanlar arasındaki çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli; 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildiren, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu mera parselinden nasıl ayrıldığını açıklayan, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı ve çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümü ile geriye kalan
mera parselinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösteren rapor ve harita düzenlettirilmeli; bundan sonra tüm deliller birlikte incelenerek sonucuna göre hüküm tesis edilmelidir.” gerekçeleri ile eksik inceleme nedeniyle bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi bozmaya uyarak yaptığı inceleme ve araştırma sonucu yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilerek 305 parsel sayılı taşınmazdın B ile gösterilen 12 303,47 m2 yerin davacı adına tesciline karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, dava konusu Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerin zilyetlikle edinilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Mera Komisyon Kararının iptali ile tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin olağanüstü zamanaşımı veya başka bir yoldan kazanılması ve tapu siciline tescil edilmeleri mümkün değildir. Ancak Devletin hüküm ve tassarrufu altındaki yerlerle ilgili düzenlemeye yer veren Türk Medeni Kanunu (TMK)’nın 715 inci maddesinin son fıkrasında, sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılmasının özel kanun hükümlerine tabi olduğu açıklanmıştır.
2. Nitekim; 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadasro Kanununun 17 nci maddesinde imar ve ihya kurumuna yer verilmiş ve bu yoldan taşınmaz kazanılması imkanı getirilmiştir.
3. 3402 sayılı Kanunun “ihya edilen taşınmaz mallar” başlığını taşıyan 17 nci maddesi:
“Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir. İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz.” hükmünü içermektedir.
4. Anılan madde gereğince, orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin, aynı Kanunun 14 üncü maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmesi halinde imar ve ihya yoluyla kazanılması mümkün bulunmaktadır.
5. Hemen belirtmek gerekir ki; 3402 sayılı Kanunun 17 nci maddesi aynı Kanunun 33/3 üncü maddesi gereğince genel hüküm niteliğinde olup Kadastro Kanununun uygulandığı yerler dışında bulunan taşınmazlar hakkında da uygulanır.
6. Bir yerin imar-ihya ile kazanılabilmesi için öncelikle taşınmazın orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan arazilerden olması gerekir.
7. Kamu hizmetine tahsis, hukuken olabileceği gibi fiilen de olabilir. Kamu hizmetine tahsis edilmeyen, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık, orman sayılmayan çalılık, makilik ve fundalık gibi topraklar imar ve ihyaya müsait olan yerlerdir. Makilik ve fundalık yerler orman toprağı ise imar ve ihya ile kazanılması mümkün değildir. Zira kanun koyucu Anayasa’nın 169 ve 170 inci maddelerini gözeterek ormanların imar ve ihya ile kazanılmasını yasaklamıştır.
8. Aynı ilkenin bir sonucu olarak, 3402 sayılı Kanunun 16/A maddesinde belirtilen hizmet malları, 16/B maddesinde belirtilen orta malları, yollar, meydanlar ile 16/C ve 16/D maddelerinde belirtilen taşınmazların imar ve ihya ile kazanılması mümkün değildir.
9. Nitekim, nehir ve çay gibi akarsuların eski (terk edilmiş, metruk) yatakları, kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Ancak bu yerlerin koşulları oluştuğu takdirde imar ve ihya ile kazanılması mümkündür. Buna karşılık aktif nehir, çay yatakları etki alanında bulunan yerlerin imar ve ihya ile kazanılması mümkün değildir. (HGK’nın 02.10.1996 gün ve 1996/20-429 E., 1996/643 K.; HGK’nın 18.02.1998 gün ve 1998/4-122 E., 1998/138 K. sayılı ilamları).
10. İmar ve ihya ile edinilebilecek taşınmazın niteliği yanında, tapu sicilinde kayıtlı olmaması da gerekmektedir. Tapuda Hazine yada gerçek ve tüzel kişiler adına kayıtlı taşınmazların imar ve ihya ile kazanılması mümkün değildir. Ayrıca il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmazlar da imar ve ihya ile kazanılamazlar.
11. Bir yerin imar ve ihya ile kazanılması için taşınmazın emek ve para sarfedilerek tarım arazisi haline getirilmesi gerekir. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir taşınmazın tarım arazisi haline getirilmesi halinde imar ve ihyadan söz edilebilir. Ekime, dikime ve ürün yetiştirmeye müsait olmayan yerler ihya edilecek taşınmazlardır.
12. Emek ve masraf gerektirmeyen, zilyetliğin sürdürülmesi seviyesindeki, taşınmazın daha verimli hale getirilmesi gibi çalışmalar imar ve ihya sayılmaz. Bu tür yerlerin imar-ihyaya gerek olmaksızın, TMK.’nın 713/1 ve KK.’nın 14 üncü maddeleri gereğince kazanılmaları mümkündür.
13. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir yerin emek ve para sarf edilerek tarım toprağı haline getirdikten sonra güçlendirmek amacıyla yapılan işlemler ihya olgusu içinde kabul edilmelidir.
14. Taşınmaza tarım arazisi niteliği kazandırmayan uğraşlar, meydana getirilen eserler KK.’nın 17 nci maddesi kapsamında imar ve ihya olarak kabul edilemez.
15. Maddi olgu olan imar ve ihya, her türlü delil ile kanıtlanabilir. Her somut olayın özelliğine göre, yerel bilirkişi, tanık beyanları, teknik bilirkişi raporları gibi deliller imar ve ihyanın kanıtlanmasında kullanılabilir.
16. İmar ve ihya tek başına taşınmazın mülkiyetinin kazanılması için yeterli bir olgu değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17 nci maddesindeki yollama gereğince aynı Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen zilyetliğin nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla 20 yıldan fazla sürmesi gerekmektedir. 20 yıllık süre imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren hesaplanır.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu taşınmazın niteliğinin açıkça belirlenmesi ile çözüme ulaşılabilir. Somut olayda, mahallinde yapılan inceleme dava konusu taşınmazın davacının dedesinden
babasına ve babasından da kendisine intikal eden ve toprak yapısı itibariyle çevre komşu araziler ile aynı özellikte olan mera niteliği bulunmayan üzerinde çeşitli meyve ağaçları olan arazi olduğu açıkça belirlenmiştir.
Bu durumda temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.