Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/6807 E. 2023/767 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6807
KARAR NO : 2023/767
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu kaydının düzeltilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tapu kaydının beyanlar hanesinin komisyon kararına uygun olmadığını belirterek, Halil Akar adına gösterilen yapıların kendi adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın tapu tashihi olarak nitelendirilemeyeceğini, davacı vekilince dilekçesinde tapulama komisyonu kararına zamanında itiraz edilmediği ve bu kararın da kesinleştiğinin belirtildiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunun 12 inci maddesine göre 30 gün içinde dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırmalar ve tespitlerin ilanın bitimini takip eden gün itibarıyla Kadastro Müdürü tarafından onaylanarak kesinleştiğini, kesinleşen kadastro tutanaklarının değiştirilemeyeceğini belirterek bu davanın görev yönünden reddini istemiştir.

2. Davalılar … ve … cevap dilekçesinde; taraf teşkilinin sağlanması gerektiğini, miras bırakanları Halil Akar’ın taşınmazı 17.08.1989 tarihinde satış yoluyla edindiğini, üzerindeki binanın da miras bırakana ait olduğunu, taşınmazın kadastro tespitine dayalı tescilin 1987 yılında yapıldığını, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin 29.04.2015 tarih ve 2014/485 Esas, 2015/145 Karar sayılı kararıyla; taraf teşkilinin sağlanmasına ilişkin dava koşulu eksikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 29.04.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 03.06.2021 tarih ve 2019/2531 Esas, 2021/4732 Karar sayılı ilamında; davanın Halil Akar’a yönelik olduğu dikkate alınmaksızın, dava dilekçesi dahi açıklattırılmadan, dava konusu taşınmazın dava dışı diğer paydaşlarını davaya dahil etmek üzere davacıya kesin süre verilmiş olması doğru görülmemiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında davacı vekilince davanın Halil Akar’ın payına yönelik açıldığının beyan edildiği, bu kapsamda olmakla itiraz neticesinde komisyon kararının askı ilanına 26.08.1986 yılında çıkarıldığı, anılı kararın itiraz uğramadığından ve dava açılmadığından 26.12.1986 tarihinde kesinleştiği, davacının Halil Akar’ın payına yönelik düzeltme işleminin tutanaktaki tespite yönelik olduğu hal böyle iken Kadastro Kanununun 12/3 nci maddesinde yazılı bulunan 10 yıllık hak düşürücü sürenin 05.03.2013 dava tarihine kadar geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, tapu kaydının düzeltilmesi davası bir ayni hakka dayandığı için herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmediğini, müvekkilinin taşınmaza halen zilyet olduğunu, Medeni Kanunu’n 712 nci maddesi bakımından bir değerlendirme yapılmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın reddi kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.