YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6837
KARAR NO : 2023/1429
KARAR TARİHİ : 09.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle ilgili davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; … ilçesi, 4300 ve 4302 parsel sayılı taşınmazların 1972 yılında davalı idare tarafından davacıya satıldığını, davacı tarafından taşınmazların bedelinin ödendiğini, satış tarihinden beri zilyetliğin davacıda olduğunu beyan ederek; taşınmazlarda encümen kararına göre satılan toplam 8160 m² alanın tapusunun iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … Belediyesi vekili ile davalı … Belediyesi vekili; davaya konu satışın belediyenin yetkili organı tarafından yapılmadığını, satışla ilgili belediye meclis kararı da bulunmadığını, davacının ibraz ettiği makbuzlardan satış bedelinin ödenip ödenmediğinin anlaşılamadığını beyan ederek; davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2021 tarihli ve 2020/394 E., 2021/44 K sayılı kararıyla; “… Davacı tarafın sunduğu ve davalı tarafından da herhangi bir itiraz görmeyen taşınmazların satış yetkisinin encümene verildiğine dair karar, aynı zamanda encümen üyesi olan davacı tanığı Yusuf Bilgi’nin dava konusu taşınmazı davacıya ihale yapmadan sattıkları, satış bedelinin davacı tarafından ödendiği şeklindeki beyanı, taşınmazın uzun zamandır davacının zilyetliğinde bulunması, davacı tarafından ibraz edilen ödeme makbuzları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının dava konusu taşınmazları Belediyenin vermiş olduğu yetkiye istinaden encümenden satın aldığının anlaşıldığı …” gerekçesiyle, davanın kabulüne, … Mahallesi, 387 ada 1 parsel sayılı taşınmazdan davalı … Belediyesi adına kayıtlı olan 4.933,31 m² kısmı ile …Mahallesi, 386 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı … Belediyesi adına kayıtlı olan 2.606,84 m² kısmının ifraz edilerek tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 04.10.2021 tarihli ve 2021/2741 Esas, 2021/1458 Karar sayılı kararıyla;
“… Somut olayda, mahkemece davanın kabulü ile 387 ada 1 parsel ve 386 ada 2 parsel sayılı taşınmazların bir kısmının ifraz edilerek davacı adına tesciline karar verilmişse de hüküm infaza elverişli değildir.
Mahkemece ifraz kararı verilebilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazlarda mahallinde keşif icra edilmeli, 5403 sayılı Kanun gereği dava konusu taşınmazların niteliğinin tarla vasfında olduğu dikkate alınarak ifrazının mümkün olup olmadığı değerlendirilmeli, ifrazının mümkün olması durumunda bilirkişilerce ifraz krokisi hazırlanmalı ve ilgili kurumdan onay alındıktan sonra hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile “metrekare” üzerinden hüküm kurulması doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Temyiz İncelemesine Konu Karar
Mahkemenin 12.10.2022 tarih ve 2022/402 Esas, 2022/737 Karar sayılı kararı ile; “… Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda taleple bağlı kalınarak ilgi tutulan kısmın belirlenebilmesi maksadıyla keşfin icra edildiği, keşif neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporları ve Alaşehir İlçe Tarım Müdürlüğü’nün cevabi yazıları ile dava konusu taşınmazın 5403 sayılı Kanun kapsamında paylı tescilinin mümkün olmadığı gibi taşınmazda ifrazın olanaklı olmadığının bildirildiği, bu durumda infazla elverişli tapu iptal ve tescil hükmü kurulamayacağı ve davacı tarafından tazminat da talep edilmediği…” gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; müvekkilinin satın aldığı yerin mevzuata göre ifrazının veyahut paylı tescilinin mümkün olduğunu, bu hususta ilgili kurumların verdikleri cevapları inceleyip beyanda bulunmak üzere süre talep etmelerine rağmen mahkemece süre verilmediğini, kurumlardan gelen cevapların 2022 tarihindeki hukuki düzenlemelere göre verildiğini, oysaki encümen kararının verildiği 1972 tarihi veyahut 2012 dava tarihi itibariyle paylı veya paysız tescilinin mümkün olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, Alaşehir Belediye Başkanlığından gelen 18.07.2022 tarihli müzekkere cevabında dava konusu yerlerin yola dayandığı ve bir kısmının imar parsel içerisinde kaldığının, büyük bir kısmının ise plansız alanda kaldığının belirtildiğini, ayrıca her ne kadar tapuda bağ olarak nitelendirilmemiş ise de yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde dava konusu gayrimenkulde “bağ” bulunduğunun sabit olup bilirkişilerce “tarla” niteliğine göre paylı / paysız tescil yönünde değerlendirme yapılmasının maddi ve hukuki gerçeklikten uzak olduğunu, yeniden rapor alınması gerektiğini beyan ederek hükmün bozulmasını telep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, belediyeden satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun 70 inci ve gerekse yürürlükteki 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18/e maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.