Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/7239 E. 2023/1098 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7239
KARAR NO : 2023/1098
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

KARAR : Tapu iptali ve tescil yönünden açılan dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, terditli alacak yönünden açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi, manevi tazminat isteğinin kabulü

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, terditli alacak yönünden açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine, manevi tazminat isteğinin kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 17851 ada, 7 parsel, Zemin kat, B blok, 2 No.lu bağımsız bölümün 90.000,00 TL’ye satışına ilişkin sözleşme imzalandığını, müvekkilinin sözleşme uyarınca satış bedelini peşin olarak ödediğini, müvekkilinin daireyi halen kullandığını, tapunun diğer davalı …’a devredildiğini, devir işleminin muvazaalı olduğunu beyanla, dava konusu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, ikinci kademede ödenen 90.000,00 TL’nin dairenin rayiç bedeli de gözetilerek 30.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile iadesi ve 10.000,00 TL manevi zararın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı şirket temsilcisi 05.02.2015 tarihli duruşmada, dava konusu taşınmazın davacıya haricen satılmış ve 90.000,00 TL’nin davacıdan alınmış olmasına rağmen tapuda devrinin yapılamadığını, kendilerinin dava dışı Mustafa İşçimen’den 1.600.000,00 TL değerinde alacaklarının olduğunu ancak, parasını ödeyememesi üzerine dava konusu dairenin de aralarında bulunduğu 8 adet daireyi …’a devrettiklerini, …’ın bu daireler için bankadan kredi çekip borcu ödeyeceği taahhüt edilmesine rağmen parayı ödeyemediğini beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin 21.05.2015 tarih ve 2014/477 Esas, 2015/248 Karar sayılı kararıyla; davalı … aleyhine açılan davanın taraf ehliyeti (pasif husumet) yokluğundan usulden reddine, davalı Dede Güney İnş. Müh. Mob. Müş. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın kabulüne, davacı tarafından ödenen 90.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Dede Güney İnş. Müh. Mob. Müş. San. ve Tic. Ltd. Şti’nden alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat ve fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 21.05.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 08.09.2020 tarih ve 2020/1861 Esas, 2020/4663 Karar sayılı ilâmında; muvazaa iddiası yönünden eksik araştırmayla karar verilmesi doğru görülmemiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; taşınmazın davalı yüklenici şirket tarafından, muvazaalı şekilde …’a devredildiği, yapılan devrin yolsuz olduğu ancak, dava konusu taşınmazın davalı …’ın borçlarından dolayı satıldığı ve alıcı adına tescilinin yapıldığı, taşınmaz cebri icra yoluyla satıldığından davacının tapu iptali ve tescil isteğinin de konusuz kaldığı anlaşıldığından tapu iptali ve tescil yönünden açılan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

2. Mahkemece, davacının ancak ödemiş olduğu bedeli ve zararlarını talep etme hakkı olduğu, davacının tapu iptali ve tescilin mümkün olmaması hâlinde taşınmaz bedeli olarak ödemiş olduğu 90.000,00 TL’yi 30.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte talep ettiği, davalı yüklenici Dede Güney Şirketi tarafından taşınmazın davacıya satıldığı ve satış bedelinin tahsil edildiği ancak, taşınmazı muvazaalı olarak …’a devrettiği, buna göre davacı ile yüklenici şirket arasındaki sözleşmenin ifasının imkansız hâle geldiğinden satış bedelinin talep doğrultusunda Dede Güney Şirketinden istenebileceği, bu yönde açılan davanın kabulü gerektiği, her ne kadar davacı tarafından 30.08.2011 tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmuş ise de; davanın sözleşmeden kaynaklandığı, bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117 nci maddesi uyarınca davalının temerrütünün zorunlu olduğu, dava tarihine kadar davalı yüklenici şirketin temerrüte düşürülmediğinden temerrütün dava tarihinde oluştuğu anlaşıldığından davacının terditli isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

3. Kararda, her ne kadar manevi tazminat şartlarında kişilik haklarına saldırı ve cismani zarar gösterilmiş ise de; olayımızda davacının 2010 yılında satın almış ve bedelini ödemiş olduğu taşınmazına kayden de sahip olmak üzere dava tarihi olan 2014’den bu yana mahkemeler nezdinde uğraşmak durumunda kaldığı, hem maddi hem de manevi olarak yıprandığı, bugüne kadar satın almış olduğu eve ilişkin anılar biriktirdiği, bu anıların davalıların eylemleri sonucu ortadan kalktığı, evin borçlarından dolayı her an satışının yapılacağı endişe ve korkusunu yaşadığı, keza 2014 yılından bu yana taşınmazına kavuşamama, onu kaybetme korkusu ile yaşadığı, satış tarihinden itibaren davacının yaşadığı bu sürecin davacının ruhsal durumunu bozduğunun kabulü gerektiği, davacının yaşadığı olumsuz ruhsal durum dikkate alındığında davacı lehine manevi zarar koşullarının oluştuğu, davacının kişilik haklarındaki ve ruhsal durumundaki olumsuz etkilerin kısmen de olsa telafisi yönünden davacı yararına manevi tazminat verilmesinin uygun olduğu, oluşan manevi zararlardan muvazaalı işlemde bulunan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları dikkate alınarak davacı yararına manevi tazminat takdir edilmesine karar verildiği açıklanmıştır.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; yargılama esnasında dava konusu taşınmazın üzerinde ihtiyati tedbirde olmasına rağmen icradan satışının yapıldığını, ispat ettiği tapu iptali ve tescil davasının konusuz kaldığına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bu dava yönünden davalı …’ın yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiğini, dava konusu taşınmazın rayiç bedelinin dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, terditli alacak yönünden açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasındadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1023 ve 1024 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 112 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması hâlinde 6098 sayılı Kanun’un 163 ve 184 üncü maddeleri gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir.

2. Davacı 09.04.2014 tarihli dava dilekçesinde ikinci kademede davaya konu dairenin rayiç bedeli dikkate alınarak tazminat talebinde bulunmuştur. Gerçekten, davacı akidi olan yükleniciden 6098 sayılı Kanun’un 112 nci maddesine dayanarak ademi ifa sebebiyle tazminat isteyebilir. Buradaki borcun nedeni, borçlunun (yüklenicinin) taahhüdünü ihlâl etmesidir. Borçlunun taahhüdü, genellikle bir akte dayandığından buna “akdi tazminat”, borçlunun sorumluluğuna da “akdi sorumluluk” denilmektedir. 6098 sayılı Kanun’un 112 nci maddesi gereğince ödenmesi gereken tazminat ise alacaklının müspet zararıdır. Müspet zarardan da borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyetle mamelekin hâli hazır vaziyeti arasındaki fark anlaşılmalıdır.

3. Bu nedenle mahkemece, dava konusu bağımsız bölümün dava tarihindeki güncel değeri taşınmazda keşif yapılıp konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınarak belirlenmeli, davacının dava dilekçesindeki talebini ıslah etmesi hâlinde bu miktar tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.