Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/7241 E. 2023/1392 K. 09.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7241
KARAR NO : 2023/1392
KARAR TARİHİ : 09.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki ipoteğin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 09.12.2020 tarih ve 2017/2139 Esas, 2020/8237 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama esnasında davaya konu taşınmazın dava dışı … tarafından satın alınması sonucunda adı geçen kişinin eldeki davaya davacı sıfatıyla devam ettiği görülmüş ve yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; dava konusu olan 280 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 7 numaralı bağımsız bölüm satın alınırken davalı tarafın bankadan konut kredisi kullanıldığını, bu nedenle taşınmaza ipotek şerhi konulduğunu, taşınmazın bu hâli ile önce dava dışı …’a sonra da müvekkiline satıldığını, müvekkilinin konut kredisinin tamamını ödediğini ancak, davalı Banka tarafından taşınmazdaki ipotek şerhinin kaldırılmadığını belirterek konusuz kalan ipotek şerhinin kaldırılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Muratlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.07.2016 tarih ve 2015/2020 Esas, 2016/183 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 09.12.2020 tarih ve 2017/2139 Esas, 2020/8237 Karar sayılı ilâmındaki, “… ipoteğin, azami meblağ (üst sınır) ipoteği olması sebebiyle taraflardan alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıp yapmadığını sorup saptamak, icra takibi varsa bu dosyayı getirtmek, resmi akit tablosundaki sözleşme hükmü gözetilmek suretiyle alacaklının ipotekle teminat altına alınan anapara alacağını taraflardan delillerini isteyip toplayarak bulmak, anapara dışında istenebilecek gecikme faizi ile icra takibi yapılmışsa takip giderlerini gerek duyulursa bilirkişiye hesaplatmak, bunların toplamını ipotek akit tablosunda gösterilen limiti aşmamak koşuluyla alacaklıya ödenmek üzere davacıya depo ettirmek, eksiksiz depo edilirse ipotek şerhini terkin etmek, kısmen ödeme yapılırsa davanın reddine karar verilmekle beraber ödenen bölümü kütüğün düşünceler sütununda gösterilmesine karar vermek olması gerektiği … kabule göre de; uyuşmazlığın tüketici kredisi niteliğindeki konut kredisinden kaynaklanması ve davacı tarafın tüketici konumunda bulunması sebepleriyle her türlü yargılama harcından muaf olduğunun anlaşılması karşısında tüketicinin harçtan muaf olduğu, aleyhine harca hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi ve vekalet ücretinin de depo edilmesi gereken miktara göre belirlenmesi gerektiği …” gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Muratlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.03.2022 tarih ve 2021/77 Esas, 2022/58 Karar sayılı kararındaki “… ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, sonuç olarak doğmuş ve doğacak bütün borçlardan ifadesi ile ipoteğin yalnızca konut kredisi için değil, ipotek verenin banka bünyesinde doğmuş ve doğacak tüm borçları için verildiğinin kabulü anlamına geldiğinin anlaşıldığı, ayrıca bankanın Fevziye Balık’ın bankaya olan tüm borçlarının dava devam ederken 19/07/2019 tarihinde ödendiği ve ödemeden sonra bankaya taleple ipoteğin fekkinin talep edilerek ipoteğin kaldırılabileceği anlaşıldığı …” gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. İpotek bedelinin ödendiğini,

2. Taşınmazın önceki malikinin talebi olmasına rağmen davalı Banka tarafından ipotek şerhinin kaldırılmadığını,

3. İcra takibi yapılmadan önce borcun ödendiğini,
4. Davalı Bankadan gelen cevabi yazılardan bunun ortada olduğunu,

5. Davanın reddinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. İpoteğe ilişkin olarak; Türk Medeni Kanunu’nun 875 inci maddesine göre kesin borç (karz) ipoteği, anapara yanında, gecikme faizini ve icra takibi yapılmışsa takip masraflarını da güvence altına alır. Alacaklı, ipoteğin fekki için anaparanın dışında takip masraflarını ve geçen günlerin faizlerini de isteyebileceğinden, ipoteğin kaldırılmasına ancak anaparanın, gecikme faizinin, icra takibi yapılmışsa takip giderlerinin ödenmesi hâlinde karar verilebilir. Taşınmaz malikinin ödeme iddiası varsa bu iddianın da yazılı delille kanıtlanması zorunludur. Ancak, borçlu anapara ipotek miktarından bir kısmını ödemiş veya depo etmişse yine de davanın reddi gerekir ise de, “çoğun içinde az da vardır” kuralı uyarınca Tapu Sicil Tüzüğü’nün 31/2 nci maddesi hükmüne göre ipotek bedelinden ödenen bölümün kütüğün düşünceler sütununda gösterilmesi gerekir.

2. Delillere ilişkin olarak;
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 221 inci maddesi;
(1) Mahkeme, üçüncü kişi veya kurumun elinde bulunan bir belgenin taraflarca ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu olduğuna karar verirse, bu belgenin ibrazını emreder.

(2) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen herkes, elindeki belgeyi ibraz etmek; belgeyi ibraz edememesi hâlinde ise bunun sebebini delilleri ile birlikte açıklamak zorundadır. Mahkeme yapılan açıklamayı yeterli görmezse, bu kimseyi tanık olarak dinleyebilir.

(3) Belgeyi ibraz zorunda olanlar, tanıklıktan çekinmeye ilişkin hükümlere göre, belgeyi ibrazdan veya bu konudaki tanıklıktan çekinebilirler. Belgeyi ibraz veya bu konuda tanıklık yapmak zorunda olanlar hakkında, tanıklara ilişkin hükümler uygulanır.

2. 6100 sayılı Kanun’un 222 nci maddesi;
(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.

(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.). Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.

(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.

(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin bozma kararından sonra yeniden yapılan yargılamada, Halk Bankası’ndan gelen 17.11.2021 tarihli yazıda, kredi kullanan önceki maliklerden Fevziye Balık’a ait kredi borcunun 80.000,00 TL olduğu ve 13.04.2015 tarihinde ödendiği, aynı Bankadan gelen 21.11.2021 tarihli yazıda ise kredi kullanan Fevziye Balık’ın üç adet tüketici kredisi bulunmaktayken 19.07.2019 tarihinde yaptığı ödeme ile tüm borçlarını kapattığı belirtilmiştir. Davalı Bankanın söz konusu yazılarına rağmen davanın reddini talep ederek uyuşmazlığı devam ettirdiği görülmüştür. Tüm bu nedenlerle, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 09.12.2020 tarih ve 2017/2139 Esas, 2020/8237 Karar sayılı ilâmı doğrultusunda Mahkemece inceleme yapılmak suretiyle eldeki davaya yönelik bir karar verilmesi gerekirken hukuken geçerli olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.