Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/7349 E. 2023/2660 K. 17.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7349
KARAR NO : 2023/2660
KARAR TARİHİ : 17.05.2023

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak başvurunun kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 1800 ada, 7 parseldeki iş yeri nitelikli taşınmazların maliki olduğunu, davalıların bu dükkanları hiçbir ayni ve şahsi hakka dayanmaksızın, haksız olarak işgal ettiklerini ve kullandıklarını, davalıları ihtar ettiklerini, ihtarnamenin davalılara 18.03.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarnameye rağmen taşınmazı boşaltmadıklarını ve kullanmaya devam ettiklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalıların el atmasının önlenmesine ve taşınmazın haksız olarak kullanımından dolayı müdahale tarihinden itibaren 100,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalılar vekili; süresinde vermiş olduğu cevap dilekçesi ile davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin taraf sıfatı olmadığını, davaya konu gayrimenkulün protokol ile Adana İl Sağlık Müdürlüğünün kullanımına tahsis edildiğini, müvekkillerinin Adana Valiliğince yapılan hizmet sözleşmesine göre sözleşmeli doktor olarak görev yaptıklarını, davaya konu yeri gösteren ve kullandıranın protokol gereğince Sağlık Müdürlüğü olduğunu, müvekkillerin kendileri gelip davaya konu yeri işgal ederek hukuksuz olarak kullanmadıklarını, davalının Adana Valiliği olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Davaya fer’i müdahil olan … vekili; dava konusu taşınmazla ilgili olarak Adana Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü ile davacı Tasfiye halinde …. Metal İşleri Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi arasında 25.07.2000 tarihli protokol imzalandığını, dava konusu taşınmazın sağlık birimi hizmet binası olarak tahsis edildiğini, 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu gereğince 21.05.2008 tarihinde aile hekimliği uygulamasına geçildiğini, bu uygulamanın başlamasıyla dava konusu taşınmazın Metal Sanayi Aile Sağlığı Merkezi olarak aile hekimliği birimi olarak kullanılmaya başlandığını, 2000 tarihli protokolün 5, 6 ve 7 nci maddelerine göre oluşturulan sağlık biriminin böylelikle sadece statü değiştirdiğini, aile sağlığı merkezi olarak kullanılmaya devam edildiğini, oluşturulan komisyon tarafından aile hekimlerinin Metal Sanayi Aile Sağlığı Merkezine yerleştirildiğini, davalıların aile hekimliği sözleşmesi kapsamında dava konusu taşınmazda aile hekimi olarak faaliyet gösterdiklerini, davacı Kooperatifin iddialarının aksine, dava konusu taşınmaza haksız bir müdahalenin söz konusu olmadığını, belirtilen mevzuat hükümlerine uygun olarak yerleştirilen ve faaliyet gösteren davalı aile hekimlerinden ecrimisil talep edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; 1800 ada, 7 parselde teknik bilirkişi tarafından düzenlenen raporda B harfi ile gösterilen aile hekimliği olarak kullanılan 119,42 metrekare taşınmaza davalılar tarafından yapılan el atmanın önlenmesine; davacı ile … arasında yapılan protokol sonucu kullanım hakkının Bakanlığa verildiği, davacı Kooperatif tarafından davalılar adına gönderilen ihtarnamenin 18.03.2015 tarihinde tebliğ edildiği, intifadan men koşulunun da bu tarihte gerçekleştiği, ihtarnamenin tebliğ tarihi ile dava tarihi arasında ecrimisil talep edilebileceği belirlenerek anılan tarihler arası dönem için hesap yapılarak ecrimisile hükmedilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince: “…dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın bir bölümünün kullanım hakkının Adana Valiliği, İl Sağlık Müdürlüğü ile davacı Kooperatif arasında düzenlenen protokol hükümleri uyarınca çevre sakinlerine sağlık hizmeti sunulabilmesi amacı ile sağlık birimi hizmet binası olarak Adana İl Sağlık Müdürlüğüne tahsis edildiği, aile hekimi olarak görevlendirilen davalıların aile sağlığı merkezine dönüştürülen bahse konu sağlık birimi hizmet binasına yerleştirildiği ve burada görevlerine devam ettikleri, bahse konu protokolün usulünce feshedildiği yönünde herhangi bir iddia ve bu yönde bir delil olmadığı, feshedilmediği müddetçe protokol hükümlerinin geçerliliğini koruyacağı, davalıların davaya konu taşınmazda fuzuli şagil olmadıkları…” gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar ve fer’i müdahil vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan kabulüyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-b/2 nci maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili temyiz talebinde bulunmuştur.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince karar; “…dava konusu 1800 ada, 7 parsel sayılı taşınmazın malikinin davacı … olduğu, 25.07.2000 tarihinde … adına İl Sağlık Müdürlüğü, davacı Kooperatif ve Adana Valiliği arasında protokol imzalandığı, bu çerçevede parsel üzerindeki binanın, çevre sakinlerine sağlık hizmeti sunabilmek üzere hizmete geçmesi için kullanım hakkının İl Sağlık Müdürlüğü emrine tahsis edildiği, yine dosya kapsamında bulunan fen bilirkişisi raporuna göre; EK1 krokide A harfi ile gösterilen yerin 112 Acile ayrılan yer, B harfi ile gösterilen yerin ise aile hekimliği yapılan yer olduğu ve davalılarca kullanıldığı, davacı Kooperatif ve İl Sağlık Müdürlüğü arasında 2000 yılında imzalanan dosya kapsamındaki protokolün 5 inci ve 6 ncı maddelerinde; dava konusu taşınmazın kullanım şeklinin açıkça belirlendiği, buna göre; İl Sağlık Müdürlüğüne kullanım hakkı verilen yerde 112 acil ambulans hizmetinin verileceği, site sakinleri, çalışanları ve çevre mahallelerde vuku bulacak acil olaylara müdahale edilerek ambulans hizmeti ile hastaların ilgili kurumlara sevkiyatının yapılacağı dikkate alındığında, 2008 yılında kurulan aile hekimliğinin protokol kapsamında olmadığı, dava konusu yerin (bilirkişi raporunda B ile gösterilen) protokol kapsamında olmayan bir şekilde aile hekimliği olarak kullanılmasının haksız işgal oluşturduğu, mahkemece, davalıların müdahale tarihi netleştirilip, zamanaşımı def’inde bulundukları da gözetilerek davacının talebi doğrultusunda ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı…” gerekçesiyle bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda: davanın kısmen kabulü ile, davacının kayıttan kaynaklanan mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak sureti ile çekişme konusu 1800 ada, 7 parsel sayılı taşınmazdaki binanın fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 23.06.2016 tarihli raporu ekindeki EK1 krokide B harfi ile gösterilen 119,48 metrekarelik bölümüne haklı ve geçerli bir neden olmaksızın aile hekimliği hizmet binası olarak kullanmak sureti ile işgal eden davalıların el atmalarının önlenmesine, taşınmazda bu şekilde tasarruf etmelerinin haksız işgal tazminatı gerektireceği gözetilmek sureti ile 05.01.2011 el atma tarihi ile dava tarihi arasındaki döneme ilişkin 30.099,20 TL ecrimisil bedelinin davalılardan müştereken tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ecrimisilin düşük hesaplandığını, davadaki tüm taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiği, davalıların kullanımının haksız olduğunu savunmuştur.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamının yanılgılı olduğunu, taşınmazın tümünün kendilerine tahsis edilmiş olduğunu, protokol kapsamında kullanım olduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu savunmuştur.

3. Fer’i müdahil temyiz dilekçesinde özetle; taşınmaza haksız bir müdahale olmadığını, protokol kapsamında kullanım olduğunu savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, el atamanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.

2. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.

3. Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2. Bozma ilamında belirtildiği şekilde, protokol kapsamında olmayan aile hekimliği olarak kullanımın haksız işgal oluşturduğu, davalı tarafın zamanaşımı def’i de dikkate alınarak belirlenen ecrimisile hükmedilmesine yönelik olarak verilen kararda, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

17.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.