YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7352
KARAR NO : 2023/1345
KARAR TARİHİ : 06.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen muhdesatın tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
…Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; vekil edeninin; yaşamış olduğu iktisadi krizler ve icra takipleri nedeniyle adına kayıtlı 46 parsel sayılı taşınmazı eşi olan muris …’a devrettiğini, muris …’ın 1996 yılında vefat ettiğini, murisin vefatından sonra vekil edeninin muhtelif tarihlerde dava konusu taşınmazda dava dilekçesinde belirtilen zorunlu ve faydalı masrafları yaptığını, söz konusu taşınmazın bitişiğinde bulunan 237 m2’lik arsanın vekil edeni tarafından satın alındığını, imar uygulaması neticesinde bu taşınmazın yine muris … adına kayıtlı olan 6 parsel sayılı taşınmaza dahil edildiğini açıklayarak, 46 parsel sayılı taşınmazda bulunan muhdesatın vekil edenine aidiyetinin tespitiyle, 6 parsel sayılı taşınmazın 237 m2’lik kısmının vekil edeni tarafından satın alındığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalılardan … vekili, taşınmaz üzerindeki yapıların tüm kardeşler tarafından birlikte yapıldığını, davacı tarafından aidiyetinin tespiti istenen şeylerin taşınabilir olmasından dolayı mütemmim cüz olarak değerlendirilemeyeceğini, aidiyetinin tespiti istenen ağaçların bu davanın konusu olamayacağını beyanla davanın reddini savunmuştur.
2. Davalılardan …, muhdesatları davacının yaptığını, dava konusu edilen 237 m2 bölümü davacının satın aldığını beyan ederek, açılan davayı kabul etmiştir.
3. Davalılardan … ve …, ( karar sonrası verdikleri dilekçe ile) açılan davayı kabul etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Yerel Mahkemesinin 21.01.2016 tarihli ve 2014/657 Esas, 2016/34 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, inşaat ve ziraat bilirkişilerinin 16.09.2015 havale tarihli raporlarında ayrıntılı dökümü yapılan imalatların davacı tarafından yapıldığının ve aynı raporda belirtilen muhdesatın (ağaçların) davacıya aidiyetinin tespitine, 6 parselin 237 m2’sinin davacı tarafından alındığının tespiti isteminin reddine, 16.09.2015 tarihli bilirkişi raporunun karara eklenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılardan … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 02.02.2021 tarihli ve 2020/4761 Esas, 2021/762 Karar sayılı ilamında;
davacı vekilinin tüm, davalılardan … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, “…Mahkemece, hükme esas alınan 16.9.2015 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen ağaçların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
…Mahkemece davacı tarafından meydana getirildiğinin kabulüne karar verilen, inşaat ve ziraat bilirkişilerinin 16.09.2015 havale tarihli raporunda ayrıntılı dökümü yapılan, ağaçlar dışında kalan imalatlar, iyileştirme gideri olduğu gibi, bir kısmı da taşınabilir eşya olup muhdesat niteliğinde değildir.
Hal böyle olunca, 16.9.2015 tarihli bilirkişi raporunda tespiti yapılan ağaçlar dışındaki taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre ise; davacı tarafından yetiştirildiği kabul edilen ağaçların, cins, yaş ve adet olarak hükümde belirtilmesi gerekirken, hükme esas alınan 16.9.2015 tarihli raporun hükmün eki sayılması ile yetinilmesi doğru olmayıp, bu haliyle hükmün infaza elverişli olduğundan sözedilmesi de mümkün değildir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, inşaat ve ziraat bilirkişilerinin 16.09.2015 havale tarihli raporunda ayrıntılı dökümü yapılan ağaçlar dışında kalan imalatlar, iyileştirme gideri olduğu gibi bir kısmı da taşınabilir eşya olup muhdesat niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan (5-10 yaşlarında ) 3 çam ağacı, (5-10 yaşlarında) 4 incir ağacı, (5-10 yaşlarında) 3 nar ağacı, (4-8 yaşlarında ) 6 adet zeytin ağacının davacıya ait olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili özetle;
1. Mahkeme kararının usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu,
2. Dava konusu edilen 237 m2’lik arsanın müvekkili tarafından satın alındığını,
3. Bir pansiyon için zorunlu ve faydalı olan masraflar yönünden verilen ret kararının doğru olmadığını,
4. Belirtilen masrafların yapılmaması halinde pansiyonun işletilmesinden söz edilmeyeceğini,
5. Zorunlu ve faydalı masrafların vekil edeni tarafından yapıldığını ve murisin hiçbir katkısının bulunmadığını,
6. Davalılarından Bülent’in kabul beyanının sadece ağaçlar yönünden esas alınmasının hatalı olduğunu, dava konusu edilen 237 m2 bölüm yönünden de dikkate alınması gerektiğini ileri sürülmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkin olup, uyuşmazlık, davanın kısmen kabulü kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Bütünleyici parça ” kenar başlıklı 684 nci maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur…”
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Taşınmaz mülkiyetinin içeriği” ve “Kapsam” kenar başlıklı 684 nci maddesi şöyledir:
“Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar.
Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.”
3. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur(4721 s.lı TMK mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhtesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK mad. 722, 724, ve 729). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki betlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
3. Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir.
4. Hal böyle olunca, davaya konu edilen muhdesatların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, muhdesatların davacıya aidiyetin tespitine karar verilmesi doğru olmamıştır.
5. Bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7 nci maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (3.1.) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. ( 3.2., 3.3, ve 3.4,) No.lu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile karar sonucunun 1. fıkrasında yer alan “…zeytin ağacının davacıya” kelimelerinden sonra gelen “…ait olduğunun tespitine,” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “meydana getirildiğinin tespitine,” ibaresinin yazılmasına hükmün 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7 nci maddesi gereğince DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
06/03/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.