Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/7355 E. 2023/1203 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7355
KARAR NO : 2023/1203
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen muhdesatın tespiti ve şerh verilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 125 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki iki katlı binanın müvekkiline ait olduğunun tespiti ile bu hususun tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu binanın temel, birinci kat, ikinci kat ve çatı katı ile üstünün örtülmesi yani kaba inşaatının parasının müvekkilince ödendiğini, binanın kaba inşaatı tamamlandıktan sonra birinci katın içinin müvekkili tarafından yaptırılıp ikâmet edilmeye başlandığını, ikinci katın içinin ise davacı tarafından yapıldığını, çatı katının ince işlerini ise tarafların ortak olarak yaptığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.11.2017 tarihli ve 2016/489 Esas, 2017/523 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan zemin kat, birinci kat ve ikinci kattan ibaret betonarme binanın davacı tarafından yapıldığının tespitine, aidiyetin tespiti ile binanın tapunun beyanlar hanesine davacı adına tescili talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 10.10.2018 tarih ve 2018/295 Esas, 2018/588 Karar sayılı kararıyla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 04.03.2021 tarih ve 2018/16296 Esas, 2021/1911 Karar sayılı ilamında; “…mahkemece, öncelikle taraf tanıklarının yeniden dinlenilmek sureti ile beyanları arasındaki çelişki giderilerek, taraflar arasında dava konusu muhdesatın yapım ve kullanım şekline ilişkin bir anlaşma olup olmadığı, gerek emek gerek sermaye sarfı ile kimin nam ve hesabına yapıldığı hususlarının tanıklardan sorularak hangi tarafın tanıklarının beyanlarına üstünlük tanındığının, diğer tarafın tanıklarının beyanlarının neden hükme esas alınmadığının gerekçesiyle birlikte açıklanması suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedeni ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince (özetle), zemin katın davacı tarafından yapıldığının ispatlanamadığı, birinci ve ikinci katın ise davacı tarafından yapıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan birinci kat ve ikinci katta bulunan meskenin davacı tarafından yapıldığının tespitine, aidiyetin tespiti ile binanın tapunun beyanlar hanesine davacı adına tescili talebinin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili özetle;
a. Davanın kısmen kabul kısmen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
b. Zemin katın davalı tarafından yapıldığına yönelik değerlendirmenin hatalı bulunduğunu,
c. İnşaatın yapımına dair tüm bilgi ve belgelerin vekil edeni tarafından dosya kapsamına sunulduğunu,
d. Dava konusu inşaatın başladığı ve bittiği tarih itibarıyla davalının tapuda malik olmadığını, dava dışı Şerife’den hisse alarak paydaş olduğunu,
e. Davalının inşaatı yapabilecek ekonomik yeterliliğe sahip olmadığını ileri sürmüştür.

2. Davalı vekili özetle;
a. Zemin kata yönelik vekil edeni lehine hüküm tesis edilmesi gerektiğini,
b. Yargılama gideri, harç ve vekâlet ücretine ilişkin hükümlerin usuli kazanılmış haklara aykırı olduğu gibi hatalı şekilde karar verildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhdesatın tespiti ve tapuya şerh verilmesine ilişkin olup, uyuşmazlık, kısmen kabul kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
a. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Bütünleyici parça” kenar başlıklı 684 üncü maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur…”

b. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Taşınmaz mülkiyetinin içeriği” ve “Kapsam” kenar başlıklı 684 üncü maddesi şöyledir:
“Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar.
Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.”

c. 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Kavak ve söğüt ağaçları, kendiliğinden yetişebilen ya da ekonomik amaçla yetiştirilen ve kesilip satılabilen ağaçlar olması nedeniyle muhdesat niteliğinde kabul edilmemektedir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK mad.722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

d. Muhdesatın tespiti davalarında davanın konusu (müddeabih) davalıların payına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup; yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilâm harcının, yargılama giderlerinin ve taraflar yararına takdir edilecek vekâlet ücretlerinin işbu müddeabih esas alınarak hesaplanması gerekir.
3. Değerlendirme
a. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekili ile davalılardan Recep vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

b. Az yukarıda açıklanan esaslar dikkate alınarak yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilâm harcından, aynı şekilde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 326/2 nci maddesi uyarınca hesaplanacak yargılama giderinden ve davacı (veya davalı) yararına takdir edilecek vekâlet ücretinden, davalının, dava konusu taşınmazın tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olması hâlinde tapudaki payı, elbirliği mülkiyetinin söz konusu olması hâlinde ise miras payı göz önünde bulundurularak sorumlu tutulmaları gerekir.

c. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 125 ada 3 parsel sayılı taşınmaz davacı ve davalı adına kayıtlı olup, taraflar 1/2 oranında pay sahibidir.

d. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu binanın zemin kat değeri 84.981,17 TL, birinci ve ikinci katın toplam değeri ise 199.955,70 TL olarak belirlenmiştir. Yargılama aşamasında davalının 1/2 payı (142.488,435 TL) üzerinden tamamlama harcı ikmal edilmiştir.

e. Somut olaya gelince, harca esas dava değeri 142.488,435 TL, davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücreti yönünden dava değeri (birinci ve ikinci kattaki) davalının payına isabet eden 99.977,85 TL, davalı lehine karar verilen vekâlet ücreti yönünden ise (zemin kattaki) davalının payına isabet eden 42.490,585 TL’dir.

f. Bu miktarlar üzerinden belirlenen toplam harç miktarı 9.733,384 TL, davacı lehine hükmedilmesi gereken vekâlet ücreti 13.447,90 TL ve davalı lehine hükmedilmesi gereken vekâlet ücreti ise 6.322,48 TL olması gerekir.

g. Hâl böyle olunca, belirlenen değerler ve (önceki kararı temyiz eden) davalı yönünden oluşan usulü kazanılmış hak da gözetilerek harç ve vekâlet ücretlerinin hesaplanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

h. Bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7 nci maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VII. KARAR
1. Yukarıda (3.a.) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekili ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. ( 3.b., 3.c, 3.d, 3.e, 3.f ve 3,g.) No.lu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile karar sonucunun 3, 4 ve 5 inci bentlerinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine 3 üncü bent olarak; “…Alınan 85,39 TL peşin harç ile 2.430,00 TL ıslah harcından ibaret 2.515,39 TL harcın 9.733,384 TL nisbi karar ve ilâm harcından mahsubuyla eksik kalan 7.217,99 TL harcın davalıdan tahsili ile Hâzineye irat kaydına…”, 4 üncü bent olarak; “…Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 13.447,90 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine…”, 5 inci bent olarak; “…Davalı taraf kendini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 6.322,48 TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine…” cümlelerinin yazılmasına, hükmün 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7 nci maddesi gereğince DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.