YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7356
KARAR NO : 2023/1521
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl davada elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil; karşı davada sözleşmenin iptali, projenin tadili, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Kararın İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı- karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 8 No.lu bağımsız bölümü 8/800 arsa payı ile birlikte 30.01.2008 tarihinde satın aldığını, projede salon olarak görünen yerin davalı tarafça aynı katta bulunan işyerine birleştirilmiş olduğunu sonradan öğrendiğini belirterek; projeye aykırı değişiklik yapmak suretiyle gerçekleşen elatmanın önlenmesini, taşınmazın mimari projeye uygun eski hale getirilmesini ve arsa payı maliki olduğu tarihten itibaren hak ettiği ecrimisilin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; davacının taşınmazı fiili durumuyla kabul ederek satın aldığını, bedelin de taşınmazın fiili durumuna göre belirlendiğini, satın alma tarihinden sonra taşınmazda değişiklik yapılmadığını, dava konusu edilen yeri müvekkili kullanmadığından ecrimisil istenemeyeceğini belirterek asıl davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesi ile davacıya yöneltmiş olduğu karşı davasında; davacıya yapılan satış işleminin yanılma sebebiyle iptalini, bu olmaz ise mevcut duruma göre mimari projenin tadil edilmesini, bu da olmazsa denkleştirici adalet ilkesi gereğince satış bedelinde müvekkili aleyhine oluşan zarara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL tazminatın davacıdan tahsilini talep etmiş, 01.06.2015 tarihli dilekçesi ile tazminat talebini 22.230,00 TL olarak güncellemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli ve 2013/476 Esas, 2016/366 Karar sayılı kararıyla; asıl davanın ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davacı vekili ve karşı davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8 Hukuk Dairesinin 11.11.2020 tarih ve 2018/6960 Esas, 2020/7057 Karar sayılı ilamında; karşı davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, “…Asıl dosyada davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde, dava konusu bağımsız bölümün bulunduğu bina üzerinde kat mülkiyeti kurulduğu anlaşılmaktadır. Kat mülkiyeti kurulmuş olan binada bir bağımsız bölümü satın alan kişi, tapu kaydında yazılı miktar ve buna bağlı olarak projesinde yazılı miktar ile satın almış ve mülkiyeti kazanmış olur. Başka bir deyişle, bağımsız bölümün, projesinde belirtilen şekilde bir bütün olarak satın alındığının kabulü gerekir. Davacının, bağımsız bölümün fiili durumu ve projesi arasında bulunan uyumsuzluk karşısında kötü ya da iyiniyetli olduğu söylenemez. Buna göre, projede 8 nolu bağımsız bölüme ait olmakla fiilen komşu bağımsız bölüme eklenmiş olan salonun dahil edildiği bağımsız bölümün tapu kaydı getirtilerek, kime ait olduğu ve kimin kullandığı hususları üzerinde durulmalı, davacı tarafa ecrimisil talebi açıklattırılmalı, tüm eksiklikler giderildikten sonra oluşacak duruma göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi (özetle), (asıl dava yönünden,) mimari projede davacıya ait salon olarak görünen 24,07 m2’lik alanın, 9 ve 10 No.lu bağımsız bölümlere eklenerek işyeri olarak kullanıldığı, 9 ve 10 No.lu dükkanların davalının babası …’e ait olduğu, Yalçın ile davalının bu işyerindeki faaliyetleri birlikte yürüttüğü, bu haliyle davalının da kullanımı bulunduğu ve davacının 8 No.lu bağımsız bölümü satın aldığı 31.01.2008 tarihinden dava tarihine kadar geçen süreçte dava konusu alanı kullanamadığı, yine kullanamamaktan kaynaklı olarak bu alanın semerelerinden de faydalanamadığı ve uyuşmazlığın çözümünde mimari projeninin esas alınması gerektiği, (karşı dava yönünden ise,) karşı davanın reddine ilişkin hükmün Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/6960 Esas, 2020/7057 Karar sayılı ilamıyla bozma kapsamı dışında bırakılarak kesinleştiği, bozma ilamına uyulmakla asıl dava davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, sözleşmenin iptalini, mimari projenin tadilini ve tazminatı gerektirecek yanılma halinin de mevcut olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-karşı davacı vekili özetle;
1. Dava konusu 24,07 metrekarenin 9 ve 10 No.lu bağımsız bölüme katılmış olup, bu bağımsız bölümlerin de dava dışı … adına kayıtlı olduğu gibi yerin de onun tarafından kullanıldığını,
2. Bu yönü ile müdahalenin men’i talebi hakkında pasif husumet yokluğundan ret kararı verilmesi gerektiğini,
3. Ecrimisil istemi yönünden kötüniyetin söz konusu olmadığını,
4. Yemin delilinin usule aykırı şekilde kullandırılmadığını,
5. Asıl davada taraf teşkilinin sağlanmadığını,
6. Karşı davanın Yargıtay bozma ilamının “usulü müktesep hak oluşturduğu” gerekçesiyle reddedilmesinin usul ve yasaya aykırılık oluşturduğunu,
7. Yargıtayın karşı davaya karşı temyiz başvurusunun reddine dair kararının maddi hataya dayandığı ve usulü müktesep hak oluşturmadığını,
8. Davacıların anlaştıkları ve ona göre bedel ödedikleri bağımsız bölümü, onaylı mimari projesinin düzeltilmemesinden kaynaklı olarak bedelini ödemedikleri halde büyüttüklerini,
9. Ortada sözleşmenin kurulmasında tarafların farkına varmadıkları ancak sözleşmenin unsurlarını bozan saikte esaslı hatanın bulunduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil, karşı dava sözleşmenin iptali, projenin tadili, ya da tazminat isteklerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, (4721 sayılı Kanun) 683 nci maddesi.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 995 inci maddesi.
3. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde bulundurulması gerekir. Savunma hakkı Anayasanın 36. maddesi ile güvence altına alınmış olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde de “Hukuki dinlenilme hakkı” başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hakim iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya çağırmak zorundadır.
3. Değerlendirme
1. Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 68 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 8 No.lu bağımsız bölümün davacı-karşı davalılar Alibey ve Saliha adına kayıtlı olup, dava konusu salonun 9 ve 10 Nol.u bağımsız bölümlere dahil edilerek tasarruf edildiği sabittir. 9 ve 10 No.lu bağımsız bölümlerin ise dava dışı İbrahim Oğlu … adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
2. Bilindiği üzere; elatmanın önlenmesi istekli davalar, doğrudan bu eylemi gerçekleştiren kişi ya da kişiler aleyhine açılabilir, davalı sıfatı yükleneceklerin kayıt maliki olmaları aranmaz. Bununla birlikte, davada kal ve/veya eski hale getirme istekleri bulunması halinde, kal’i ve eski hale getirilmesi istenen yapı, TMK’nin 684 ve 718. maddelerinde yer alan hükümler uyarınca, üzerinde veya altında bulunduğu taşınmazın tamamlayıcı parçası (mütemmim cüzü) haline geleceğinden ve taşınmazın mülkiyetine tabi olacağından, ayrıca; kal ve/veya eski hale getirme istekli davalarda, yargılama sonucu verilecek karar davada taraf olmayan maliki etkileyecektir. Bu yönü ile davalı-karşı davacı …’in eski hale getirme ve kal istemi yönünden pasif dava ehliyeti bulunduğundan söz edilemez.
3. Hâl böyle olunca; yukarıda belirtilen ilkeler ve açıklamalar doğrultusunda davacı tarafa 68 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 9 ve 10 No.lu bağımsız bölüm maliki İbrahim Oğlu … hakkında eski hale getirme ve kal istemli dava açılması için süre ve imkan verilmesi, (var ise) davanın açılması halinde her iki davanın 6100 sayılı HMK’nın 166. maddesi uyarınca birleştirilmesinin sağlanması ve her iki dosyanın birlikte görülmesi, akabinde savunma ve delilleri toplandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan dava dışı İbrahim Oğlu …’in savunma ve hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda (3.1., 3.2., 3.3.,) No.lu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre davalı-karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine,
HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.