Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/7455 E. 2023/1911 K. 03.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7455
KARAR NO : 2023/1911
KARAR TARİHİ : 03.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Kısmen kabul, kısmen ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tazminat davasında davanın tapu iptal tescil talebi yönünden reddine, tazminat talebi yönünden kabulüne dair verilen kararın esastan reddine ilişkin verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın tapu iptal tescil talebi yönünden reddine, tazminat talebi yönünden kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili, davacıların babası…..’nın Adana ili,….. ilçesi, …… Mahallesi, 10808 ada 6 parselde kayıtlı gayrimenkulden 07.11.1985 tarihinde 530 hisse kargir evi olan bağ vasfındaki şimdiki kullandığı evini satın aldığını, daha sonra evinin yanına evlerin yapılmasıyla evinin hemen yanında 66 m² arsanın boş kaldığını, burayı davalı komşusu …’dan 28.02.2002 tarihinde satın aldığını, satış hissesinin küçük olması nedeniyle tapuda devri mümkün olmadığından şahitler huzurunda bir protokol yapılarak satışın gerçekleştirildiğini belirterek öncelikle 10808 ada 6 parseldeki 66 m² taşınmazın davacılar adına tesciline, taşınmazın durumu itibariyle tescil mümkün olmadığı taktirde arsa bedelinin ve arsa üzerine protokole istinaden iyi niyetle yapılan muhdesat bedelinin tespit edilerek ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, protokolün üzerinden 15 yıl geçtiğini, Türk Borçlar Kanunu 146 ıncı maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımının dolduğunu, tarafların resmi senetle devir işlemini gerçekleştirmediği gibi noterden de sözleşme yapmadıklarını, bu sebeple protokolün geçersiz olduğunu, belgede ne kadar paranın ödendiğine dair ibarenin de yer almadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2020 tarihli ve 2017/114 Esas, 2020/111 Karar sayılı kararıyla; davacıların tapu iptali ve tescil istemlerinin reddine, alacak taleplerinin kabulü ile; 164.590,00 TL’nin 10.000,00 TL’sine dava tarihi olan 06/03/2017 tarihinden 154.590,00 TL’sine 26.02.2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.02.2021 tarihli ve 2020/857 Esas, 2021/123 Karar sayılı kararıyla; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 14.04.2022 tarih ve 2021/3617 Esas, 2022/2860 Karar sayılı ilamı ile; harici satış sözleşmesinin aslının dosyaya getirtilmeden eksik araştırmayla karar verilmesinin doğru görülmediği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılıp, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Türk Medeni Kanunu’nun 706 ıncı maddesi gereği geçersiz olan harici sözleşme gereğince davacıların murisi Mehmet ile davalı … arasında taşınmaz alım ve satımına ilişkin satış sözleşmesinin resmi şekilde yapılmaması ve tarafların sözleşmeden dönmesi ile tarafların aldıklarını iade etmeleri gerektiğinden davacılar murisi ile davalı arasında düzenlenen 28.02.2002 tarihli “Protokol” başlıklı belgede, dava konusu taşınmazın davalı … Uçar tarafından davacılar murisine satıldığı ve bedelinin alındığı, hiç bir hakkının kalmadığının yazılı bulunduğu, ancak satış bedelinin ne olduğuna bir ibareye sözleşmede yer verilmediği, satış bedeline ilişkin yazılı bir belgenin bulunmadığı, her ne kadar protokolde satış parası belirtilmemiş ise de, davalı tarafın cevap süresi içerisinde belgeye yönelik imza inkarında bulunmadığı, yine davalının 05.12.2019 tarihli duruşmada açıkça imza inkarında bulunmadığı, karar verilmesi üzerine istinaf aşamasında imza inkarında bulunulduğu sözleşmede bedele ilişkin bir açıklamanın yapılmamış olmasının taşınmazın bedelsiz devri anlamına gelmeyeceği ve dava konusu taşınmazın satış tarihindeki tespit edilen satış bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği belirtilerek davacıların tapu iptali ve tescil istemlerinin reddine, alacak taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin eksik inceleme ve araştırma neticesinde delillerin taktirinde hataya düşerek yazılı şekilde hüküm tesisinin usul ve yasa hükümlerine, Yargıtay Yerleşik Kararlarına aykırı olup kararın bozulmasının gerektiğini, bedelin ödenmediğini, arsa ve muhdesat yönünden güncelleme yapılmasının hatalı olduğunu, ayrıca protokoldeki imzayı kabul etmediklerini, davalının okuma yazmasının olmadığını, güncelleştirmenin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tazminat istemli davada, davanın tazminat talebi yönünden kabulü kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 70 inci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 89 uncu maddesi.

Kural olarak, 10.07.1940 tarihli ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre; harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Buna göre, davacı tarafından bedelin ödeme tarihinden itibaren ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri unsurların ortalamaları alınmak suretiyle denkleştirici adalet ilkesine göre dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücünün saptanması gerekir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.