Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/803 E. 2023/2582 K. 15.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/803
KARAR NO : 2023/2582
KARAR TARİHİ : 15.05.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı …. vekili ve davalı …Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı …. vekili ve davalı …Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacılar vekili asıl davadaki dava dilekçesinde; müvekkillerine ait taşınmaz üzerinde davalılardan….. A.Ş.’nin intifa hakkı varken intifa süresi sona erdiği hâlde taşınmazın usulüne uygun olarak müvekkillerine teslim edilmediğini, taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonunu diğer davalı …Ş.’nin işlettiğini ileri sürerek 01.05.2016 tarihinden itibaren taşınmazın kullanılamamasından kaynaklanan zarar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan ayrı ayrı tahsiline, davalı …Ş.’nin ise dava konusu taşınmaza el atmasının önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacılar vekili birleştirilen davadaki dava dilekçesinde; asıl davada davalı …Ş.’nin davalı … Pazarlama A.Ş.’nin bayii olduğunu, dava dışı….. A.Ş ile Olimpiyat A.Ş. hakkında Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/317 Esas sayılı el atmanın önlenmesi ve işgal tazminatı davası açtıklarını, …. Petrol Ürünleri A.Ş.’nin bayii ….. Akaryakıt A.Ş.’ye taşınmazı haksız olarak kullandırdığını, bu nedenle zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL tazminatın yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Asıl dava davalısı …. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, anılan taşınmazda kurulu akaryakıt istasyonu ile ilgili olarak müvekkili ile diğer davalı …Ş. arasında 14.08.2015 tarihinde bayilik anlaşması imzalandığını, bu anlaşmanın 01.05.2016 tarihinde sona erdiğini ve yenilenmediğini, diğer davalı …Ş. tarafından müvekkiline gönderilen Bakırköy…. Noterliğinin 05.05.2016 tarih ve 5907 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile bayilik anlaşmalarının sona erdiğinin ve yenilenmeyeceğinin müvekkiline bildirildiğini, müvekkili ile diğer davalı arasında davacının iddia ettiği gibi devam eden kiracılık veya başkaca herhangi bir hukuki ilişkinin bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasındaki intifa hakkının süresi sonunda kendiliğinden hükümsüz hâle geldiğini, sürenin dolması nedeniyle davacı olan taşınmaz maliklerinin intifa hakkını sicilden terkin hak ve yetkisinin doğduğunu, belirtilen tarihten sonra müvekkilinin bir kullanımının bulunmadığını, bu hususları davacıya da Kadıköy 15. Noterliğinin 25.05.2016 tarih ve 8916 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile bildirdiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmaza 01.05.2016 tarihinden sonra fiili veya hukuki herhangi bir el atmasının ve ya kullanımının olmadığını belirterek müvekkiline karşı açılan davanın pasif husumetten ve esastan reddini talep etmiştir.

2. Asıl dava davalısı …. Akaryakıt A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; diğer davalı ….’nin dava konusu taşınmazın intifa hakkı sahibi olduğunu, müvekkili ile diğer davalı …. arasında 17.08.2015 tarihli bayilik sözleşmesinin akdedildiğini ve müvekkilinin taşınmazı diğer davalı ….’den Beyoğlu ….. Noterliğinin 31.08.2015 tarih ve 14609 yevmiye sayılı kira sözleşmesi ile kiraladığını, müvekkilinin taşınmazdaki kullanımının kiracılık sıfatına dayandığını, kira bedellerini diğer davalı ….’ye düzenli olarak ödediğini, davaya bakma görevinin sulh hukuk mahkemelerine ait olduğunu, intifa hakkı sona erse bile malikin kira sözleşmesi ile bağlı olacağını ve kira sözleşmesinin sona ermeyeceğini, intifa hakkının ister süreli ister süresiz olsun sona ermesi ile birlikte kira sözleşmesinin de sona ermiş sayılamayacağını, malikin intifa hakkı sona erse dahi Borçlar Kanunu’nun 310 uncu maddesinde belirtildiği gibi yeni malik gibi kira sözleşmesini devralmış olacağını, kira sözleşmesi ile sorumlu olacağını, müvekkiline yeni malikin kira hukuku çerçevesinde usulüne uygun bildirimi müteakiben müvekkilinin kira bedelini davacılara ödeyeceğini ancak, müvekkilinin davacılara karşı teslim veya ecrimisil tazminat sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

3. Birleştirilen dava davalısı….Petrol Ürünleri Paz. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin akaryakıt dağıtım şirketi olduğunu, müvekkili ile asıl davadaki davalılardan …. Akaryakıt A.Ş. arasında bayilik sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili ile diğer davalı ve davacılar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin bayisine sadece akaryakıt temin ettiğini, davacı tarafın intifa hakkını sicilden terkin ettirmemesinin kendi kusuruna dayalı olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini belirtilerek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davalarda davacıların aktif dava sıfatının bulunmaması nedeniyle reddine, asıl dava davalıları lehine 3.400,00 TL vekâlet ücretine, birleştirilen dava davalısı lehine 3.400,00 TL vekâlet ücretine karar verilmiştir.

2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Dava konusu olan İstanbul İli, …. İlçesi, …. Mah., bulunan… Ada, 34 Parsel sayılı taşınmaz 1/4’er pay oranında davacılar adına tapuda kayıtlıdır. Dava konusu taşınmaz üzerinde 03/05/2011 başlama tarihli ve 5 yıl süreli davalı … lehine intifa hakkı mevcut olup iş bu intifa hakkının halen sicilden terkin edilmediği anlaşılmaktadır. Davalı …. İntifa hakkına dayalı olarak asıl dosya davalısı …ile 14/08/2015 tarihinde bayilik anlaşması düzenlemiş iş bu bayilik sözleşmesine dayalı olarak ta davacılar adına tapuda kayıtlı olan ve dava konusu yapılan taşınmaza ilişkin olmak üzere davalı … ile diğer davalı …arasında Beyoğlu 1.Noterliğinin 31/8/2015 tarih 14609 yevmiye sayılı kira sözleşmesi düzenlenmiştir. Kira sözleşmesinin 01/05/2016 tarihine kadar geçerli olacağı, işletici BP.nin herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve her ne nam altında olursa olsun herhangi bir bedel ödemeksizin bir ay önce keşide edeceği ihtarname ile iş bu sözleşmeyi süresinden evvel fesh etme hakkına sahip olduğu, tarafların yazılı mutabakat ile iş bu sözleşmeyi uzatabileceği, yazılı mutabakat yapılmaması halinde ise sözleşme süresi sonunda sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Birleşen davada davalı ile asıl davadaki davalı … şirketi arasında ise bayilik sözleşmesi mevcuttur.
…Davacılar ile asıl davada davalı olan … arasında intifa sözleşmesinin devam ettiği ve halen tapu sicilinde davalı … lehine intifa kaydının mevcut olup terkin edilmediği anlaşıldığından davacıların iş bu davada taraf sıfatı bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacıların gerek asıl dosya gerekse birleşen dosya yönünden dava konusu yapılan taşınmazda davalı … lehine intifa hakkının devam ettiği sabit olmakla her iki dosya yönünden aktif dava sıfatının bulunmadığı…” gerekçesiyle karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı …. vekili ve davalı …Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı …. vekili, intifa hakkının süresi sonunda kendiliğinden hükümsüz hâle geldiğini, bu durumda malikin terkin isteme yetkisi bulunduğunu, davacının süresi dolan intifa hakkını terkin ettirmeden dava ikame etmiş olmasının süresi dolmakla sona eren intifa hakkının geçerli olduğu sonucunu doğurmayacağını, terkinin sadece açıklayıcı mahiyette olacağını, dava konusu taşınmazı fiilen ya da dolaylı olarak kullanmayan müvekkilinin davaya konu taleplerin muhatabı olamayacağını, davacının taleplerini diğer davalıya yöneltebileceğini, müvekkili açısından davanın pasif husumet yokluğundan ve esastan reddinin gerektiğini; müvekkili tarafından keşide edilen Kadıköy 15. Noterliğinin 25.05.2016 tarih ve 8916 yevmiye No.lu ihtarı ile taşınmazın müvekkili tarafından kullanılmadığı ve muhataplar tarafından teslim alınmasının önünde herhangi bir engel bulunmadığının davacılara bildirildiğini, müvekkilinin taşınmaza hukuki veya fiili el atmasının söz konusu olmadığını; açıklanan nedenlerle davanın reddine ilişkin karar hukuka uygun olmak ile birlikte, süresi sona eren intifa hakkının ve intifa sözleşmesinin devam ettiği yönündeki gerekçeye dayanılarak davalı yararına maktu avukatlık ücretine hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığını, müvekkili yönünden davanın esastan/pasif husumetten reddine ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın gerekçesi ve vekâlet ücreti nedeniyle kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı …Ş. vekili, tapu kaydındaki intifa terkin edilmeden müvekkiline yönelik haksız yere açılan davanın reddi gerektiğinin sabit olduğunu ancak, 11.682.000,00 TL olan dava değeri üzerinden her bir davalı için ret gerekçesindeki farklılık gözetilerek her bir davalı lehine 205.645,00 TL tutarında nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek vekâlet ücreti yönünden karara karşı istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Dosya içeriğinden; dava konusu İstanbul ili Zeytinburnu ilçesi Merkezefendi mahallesinde kain 2911 ada 34 parsel sayılı 1.947,00 m² alanlı taşınmazın 1/4’er pay oranında davacılar adına kayıtlı olduğu, taşınmaz kaydında en son 09/08/2011 tarihinde lehdarı … olan intifa hakkı mevcut olduğu ve intifa hakkının halen sicilden terkin edilmediği; intifa hakkına dayalı olarak davalı … ile asıl davada davalı …arasında 14/8/2015 tarihinde bayilik anlaşması düzenlendiği; birleşen davada davalı ile asıl davadaki davalı … şirketi arasında ise bayiilik sözleşmesi bulunduğu anlaşılmakta olup mahkememizin yukarıda anılan kararında somut olayda; davacılar ile asıl davada davalı … arasında intifa sözleşmesinin devam ettiği, intifa kaydı terkin edilmediği sürece davacıların işbu davada taraf sıfatı bulunmadığı, bu durumda mahkemece, aktif taraf sıfatının (husumetin) davanın her aşamasında ve re’sen gözetilebileceğinden davacıların aktif taraf sıfatının (husumetinin) bulunmadığının dikkate alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı ve yeniden yapılan yargılama sonucunda mahkememiz kararına uygun olarak aktif dava ehliyetine ilişkin dava şartı bulunmadığından asıl ve birleşen davaların reddedildiği; işbu kararın asıl davada davalı vekilleri tarafından lehlerine hükmedilen vekalet ücretine hasren istinaf edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, asıl ve berlişin davanın aktif husumetten reddine karar verildiği, asıl davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar yararına tek, birleşen davada davalı lehine ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3.maddesine göre; müteselsilen sorumlu olanlar aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2. maddesine göre; davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur. Anılan bu düzenlemeler gereğince asıl davada davalılar lehine maktu ve tek vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakta olup asıl davada davalı şirket vekillerinin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; asıl davada davalılar vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1).b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur…” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı …. vekili ve davalı …Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı …. vekili, istinaf başvuru dilekçesindeki gerekçelere ilave olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesine yönelik istinaf başvurularına ilişkin bir değerlendirme içermediği gerekçesi ile temyiz yasa yoluna başvurmuştur.

2. Davalı …Ş. vekili, istinaf başvuru dilekçesindeki gerekçelerle temyiz yasa yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleştirilen davada ecrimisil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Türk Medeni Kanunu’nun 683 üncü maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Açıklanan nedenlerle temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı taraflarca temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.