YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/921
KARAR NO : 2023/1870
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ….Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki önalım hakkından kaynaklanan tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; …ilçesi,…. Mahallesinde müvekkili …’in 1/3 oranında maliki olduğu 2276 sayılı taşınmazda müvekkilinin kardeşi …. da 1/3 oranında malik iken hissesini kızı ….’a 25.05.2017 tarihinde 3.200,00 TL’ye sattığını, …’ın da 06.06.2017 tarihinde aynı hisseyi babası …’a 3.250,00 TL’ye sattığını, …’un da 14.06.2017 tarihinde …’a 65.000,00 TL’ye tekrar satıp …’ın da 16.01.2018 tarihinde aynı hisseyi 90.000,00 TL’ye davalı …’a sattığını, kısa bir sürede aynı hisseye yönelik fahiş artışın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının düşük bedelle aldığı hisse bedelini yüksek göstermekle kötüniyetli olduğunu beyan ederek; önalım hakkı kapsamında dava konusu hissenin davalı adına olan payın iptal edilerek müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili …’ın dava konusu taşınmazın 1/3 hissesini dava dışı …’tan 90.000,00 TL karşılığında satın aldığını, bedelde muvazaa iddiasının doğru olmadığını, paydaşlar arasında fiili taksim bulunup …’ın hissesini müvekkiline sattığını, bu satışta hak iddia etmeyen davacının, tapuda pay satışı işlemi nedeniyle önalım hakkını kullanmasının iyiniyetle (TMK m.2) bağdaşmayacağını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Dava konusu taşınmazın tapu kayıtlarına göre 24.05.2017 tarihinde miras taksimine konu edildiği, tanık …’ın beyanına göre dava konusu taşınmazı babalarının ölümünden sonra çocuklarının aralarında paylaştıklarına dair beyanının bunu doğruladığı, taşınmaz üzerinde her paydaşın fiilen kullanmakta olduğu kısmın belli olduğu ve bilirkişi raporunda da paydaşların ve satımdan sonra ise davalının kullandığı yerlerin ‘A-B-C’ harfleriyle gösterildiği, fiili taksimin kanıtlandığı…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; mahkemece verilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, 5403 sayılı Kanun bakımından inceleme yapılmadığını, bedelin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğinin delillerle sabit olduğunu, davalının sınırdaş malik olmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“…Mahallinde yapılan keşifte dinlenen tanıklar ve özellikle davacı tanığının, murislerinin ölümünden sonra taşınmazın mirasçılar arasında paylaşılmak suretiyle kullanıldığını beyan ettiği, bilirkişi raporunda da kullanım durumu açıklanmak suretiyle fiili taksimin kanıtlandığı, 5403 sayılı Kanun’un 8/i maddesinin paylı mülkiyete konu taşınmazlar bakımından uygulama alanı bulamayacağı, mahkemece verilen kararda isabetsizlik görülmediği…” gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesindeki başvuru nedenleriyle hükmü temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; taşınmazın fiilen bölünerek kullanılmasına yönelik hissedarlar arasında herhangi bir niza bulunup bulunmadığı, davacının önalım hakkını ileri sürmesinin 4721 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde düzenlenen objektif iyiniyet kuralına aykırılık teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Dava; önalım hakkından kaynaklanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Kanun’un “Başlangıç” bölümünün “Dürüst davranma” kenar başlıklı 2 nci maddesi şöyledir:
“Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.”
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 14.2.1951 tarihli ve 1949/1 Esas, 1951/1 Karar sayılı İçtihadı birleştirme Kararının ilgili bölümü şöyledir:
“…İş bu madde hükmünden faydalanabilmek şartı olan iyiniyetin hilafı gerçekleşmiş durumu, kanuni ehliyet ve sairede olduğu gibi mahkemece re’sen nazara alınması gerekir ve buna hukuki ve kanuni bir engel bulunmamaktadır.
…Netice; vakıa ve karinelerden olayda kanunen iyiniyet iddiasında bulunamayacak durumu belirmiş olan kimsenin kötüniyetin diğer tarafa ispat ettirilmesine artık sebep ve vecih kalmayacağına ve dava hakkının doğumunu sağlayan veya bertaraf eden iyi ve kötüniyetin bu durumda mahkemece re’sen nazara alınabileceğine…”
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
3. Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2’nci maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.2.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
4. Somut uyuşmazlıkta dava konusu taşınmaz üzerinde yapılan keşifte refakata alınan bilirkişiler vasıtasıyla; davacının, davalının ve davalıya payını satan önceki malikin eylemli olarak taşınmazda ayrı ayrı kullandıkları yerler bulunduğu belirlenmiştir.
5. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle, Bölge Adliye Mahkemesince kanunun somut olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.