Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/1011 E. 2023/3007 K. 31.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1011
KARAR NO : 2023/3007
KARAR TARİHİ : 31.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı … yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkillerinden ….’ın …. ada, 1 parselde (F blok) 341/2400 hissesi, ….’ın 85/2400 hissesi,….’ın 78/2400 hissesinin bulunduğunu, müvekkillerinin hisselerinin davalılar tarafından işgal edildiğini ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile dava tarihinden geriye dönük 5 yıl için 2.400,00 TL ecrimisilin müvekkillerine hisseleri oranında ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı …, çekişme konusu taşınmazda kendisinin de paydaş olduğunu, diğer paydaşlarla birlikte davacı firma ile noterde 06.10.1997 tarihinde satış vaadi ve dükkan karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, yüklenici olan davacı firmanın edimlerini yerine getirmediğini, dava dışı paydaşlardan …..’nin açmış olduğu iptal ve tescil davasının derdest olup neticesinin beklenmesi gerektiğini, diğer davacıların da şirketin ortağı olup ecrimisil talep edemeyeceklerini, yine dava tarihinden ileriye doğru ecrimisil talep edilemeyeceği gibi reeskont faizi de istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Diğer davalılar, davanın reddini istemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davalı … yönünden davanın kısmen kabulü ile 53.889,42 TL ecrimisilin tahsiline, diğer davalılar hakkında açılan davanın feragat sebebi ile reddine, yine davacılar … ile … ‘nin açmış olduğu davanın da aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili ile katılma yoluyla davacı firma vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince: “…. evrak arasına sunulan yönetim planında davalı …’nin imzasının bulunmadığı da gözetilerek, öncelikle taraflar arasında Kartal ….. Noterliğinde düzenlenen 06.10.1997 tarihli Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Dükkan Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin dağıtım ve paylaştırma plan ve ekleri de dahil olmak üzere tamamının onaylı bir suretinin temin edilerek mahallinde yeniden konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılması, sözleşme gereğince çekişmeye konu F Blok 22 No.lu dükkanın hangi paydaş veya paydaşlara bırakıldığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, bu konuda sözleşme ve eklerinde bir açıklık yok ise, kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulu olmayan çekişmeye konu 6541 ada, 1 No.lu parsel üzerinde tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulması,davalı … tarafından kullanıldığı iddia edilen ecrimisile konu dükkanın hangi paydaşın kullanımına terk edildiğinin saptanması, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlığın yukarıda değinildiği gibi, Türk Medeni Kanunu’nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümleneceğinin düşünülmesi, ecrimisil hesabı konusunda tarafların gösterdikleri ve gösterecekleri emsallerin de değerlendirilerek yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda bilirkişilerden ecrimisil hesabı konusunda denetime elverişli rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasının doğru olmadığı; kabul tarzı itibariyle de, 30.01.2012 tarihinde açılan eldeki davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107 nci vd. maddeleri hükmü gereğince belirsiz alacak davası olduğu, davacı vekilinin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ecrimisil talebinde bulunduğu halde, yanılgılı değerlendirme ile davacı vekilinin ıslah dilekçesine karşılık davalı … vekilinin yapmış olduğu zamanaşımı itirazının dikkate alınarak ıslah tarihi itibariyle bir kısım ecrimisil talebinin zamanaşımına uğradığından bahisle davacı taraf yararına eksik ecrimisile hükmedilmiş olmasının da doğru olmadığı…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda: “…davalı … yönünden davanın kısmen kabulü ile 65.453,91 TL ecrimisilin tahsiline, diğer davalılar hakkında açılan davanın feragat sebebi ile reddine, yine davacılar … ile … ‘nin açmış olduğu davanın da aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine.” karar verilmiş, davalı … vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesince karar: “…sair temyiz itirazlarının reddiyle, davalı … vekilinin ecrimisile ilişkin temyiz itirazlarına gelince, çekişme konusu F Blok 22 No.lu bağımsız bölümün 13/70 hissesinin davalı …, 57/70 hissesinin davacılardan …. adına tapuya kayıt ve tesciline, …’un yönetim planını, bağımsız bölüm listesini hüküm ile birlikte imzalamış sayılmasına karar verilmiş, ilgili hüküm 26.02.2015 tarihinde temyiz edilmeden kesinleşmiş olup, her ne kadar Mahkemece dava konusu F Blok, 22 No.lu bağımsız bölümde yer alan dükkanın …’a ait olduğu belirtilerek ‘…..Malzemeleri’ ismi ile….. tarafından kullanıldığı keşfen saptanmış ise de …’un dükkanı …’a tebaen kullanıp kullanmadığı hususunun araştırılmadığı, dükkanın dava dışı … tarafından davalı …’a tebaen kullanıldığının belirlenmesi halinde intifadan men olgusu üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasının isabetsiz olduğu…” gerekçesiyle bozulmuş, davacı şirket ve davalı …’nin karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda: “…keşif sırasında davaya konu dükkanda …’a ait olduğu beyan edilerek ‘… Gemi Malzemeleri’ isimli işyerinin failiyette bulunduğu, kullananın … olduğu, Tuzla Vergi Dairesinin 27.07.2021 tarihli yazı ve ekleri ile dava konusu yerde …’un dava dışı eşi …’a kiraya verdiğine ilişkin kira kontratosu bulunduğu, dükkan vasıflı taşınmazın hisseli malik olmasına rağmen keşif sırasında davalı … ye kira veren … tarafından kullanılması, dükkanın … tarafından diğer paydaş davacıya kullanım izni verilmediği beyan edilmesi nedeniyle davacı şirketin ecrimisil talebinin haklı bulunduğu, her ne kadar taşınmazda taraflar hisseli malik iseler de taşınmazın dükkan vasfında olması, kiraya verilerek gelir getirebilecek taşınmazlardan bulunması nedeniyle intifadan men şartının aranmayacağı…” gerekçesiyle davanın, davalı … yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesindre özetle; müvekkilinin haksız işgalci olmadığını, taşınmazı kullanmadığını, intifadan men edilmediklerini, ayrıca kısmen kabule karşın yargılama giderlerinin buna göre hesaplanmadığını savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ecrimisil talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).

2. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

3. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.

4. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.

5. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.

6. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.

3.Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Mahkemece, davanın kısmen kabul-kısmen reddine karar verildiğine göre yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de kabul-red oranına göre belirlenmesi gerekirken yanılgılı değerlenidirmeyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulması doğru görülmemiştir. Ancak bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/7 nci maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir

V. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm sonucunun 3 üncü fıkrasının hükümden çıkarılmasına ve yerine: “3- Alınması gereken 4.471,16 TL harcın peşin ve ıslah harcı olarak alınan toplam 1.336,35 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.134,81 TL harçtan, kabul-red oranına göre 2.581,52 TL’nin davalı …’dan alınarak hazineye irat kaydına,” cümlesinin yazılmasına, hüküm sonucunun 4 üncü fıkrasının hükümden çıkarılmasına ve yerine: “4- Davacıdan peşin ve ıslah harcı olarak alınan 1.336,35 TL’nin kabul-red oranına göre 1.100,49 TL’sinin davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılmasına, hüküm sonucunun 5 inci fıkrasının hükümden çıkarılmasına ve yerine “5- Kabul edilen kısım yönünden; yargılama sırasında davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince 9.309,01 TL nispi vekalet ücretinin davalı …’dan alınarak kendini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine; reddedilen miktar üzerinden 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı …’a verilmesine,” cümlesinin yazılmasına, hüküm sonucunun 6 ncı fıkrasının hükümden çıkarılmasına ve yerine “6- Yargılama sırasında davacı gider avansından karşılanan tebligat ve posta gideri 2.572,55 TL ile bilirkişi ücreti 1.500,00 TL, keşif harcı 170,80 olmak üzere toplamı olan 4.243,35 TL’nin, kabul red oranına göre 3.494,40 TL’den davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,” cümlesinin yazılmasına, hükmün 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/7 nci maddesi gereğince DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA,

HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

31.05.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.