YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1016
KARAR NO : 2023/1826
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespiti sonrası kesinleşme öncesi harici satışa dayanan tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 173 ada 116 parsel sayılı taşınmazı, dava dışı … önceki malik …’dan kadastro çalışmalarından önce 08.11.2006 tarihinde satın aldığını, davacının da ….’den 25.04.2007 tarihli sözleşmeyle satın aldığını, taşınmazın halen müvekkiline devredilmediğini, …’ın taşınmazı muvazaalı olarak devretmek niyetinde olduğunu belirterek, 173 ada 116 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiş, 15.06.2011 tarihli dilekçesi ile taşınmazı devralan …’ye husumet yönelttiğini bildirmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … vekili taşınmazın davanın açıldığı tarihte … adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin malik sıfatı bulunmadığını, öncesinde yaptığı sözleşmede satış iradesinin bulunmadığını belirterek, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı …, diğer davalı olan kardeşi Hatice’nin dava konusu taşınmazı kendisine sattığını, satışın gerçek bir satış olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince; kayıt maliki …’ın kadastro öncesi harici satışları inkar etmediği, taşınmazın …. zilyetliğinde bulunduğu ve muvazaalı olarak satış gibi gösterilerek devredildiği gerekçesiyle davanın davalı … yönünden kabulüne, dava konusu 173 ada 116 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, davalı … yönünden husumet yokluğundan reddine karar verilmeştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde, davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.10.2019 gün ve 2018/14101 Esas, 2019/8467 Karar sayılı ilamıyla; “öncesi tapuya kayıtlı olmayan uyuşmazlık konusu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme kadastro tespitinden sonra ancak tespitin kesinleşmesinden önce yapıldığından menkul hükmüne tabi olan taşınmazın mülkiyetinin devri için zilyetliğin alıcıya devredilmiş olmasının gerekli olduğu, taşınmazın satın alındığı iddia edilen 08.11.2006 tarihinde ….’nün ve ondan satın alan davacının zilyetliği devralıp devralmadığının satıcı …’ın satış iradesinin bulunup bulunmadığının kesin olarak belirlenmesi, Ali Rıza Gülcü ile davacının zilyetliğinin başlangıcı ve sürdürülüş şeklinin tanıklardan ayrıntılı olarak sorularak açıklığa kavuşturulması, bütün delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dava konusu taşınmazda uzun yıllardır davalı …’nın zilyet olduğu, halen de zilyetliğinin devam ettiğinin tüm tanık beyanları ile sabit olduğu, taşınmazın satın alındığı iddia edilen 08.11.2006 tarihinde Ali Rıza Gülcü’nün ve ondan satın alan davacının zilyetliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tanıklarının taşınmazın davalıların murisinden kaldığını, taşınmazın taksimen Hatice’ye düştüğünü, ev yapmak için tuğla getirdiğini, sonradan ev yapmadığını beyan etmekle taşınmazda Hatice’nin bağını ve zilyetliğini kabul eder mahiyette beyanda bulunduklarını, taşınmaz davalıların murisinden kaldığından Ali Rıza zilyet olsa bile kendi adına bir kazanım sağlamayacağını, zilyetliğin tüm mirasçılar adına sürdürülmüş sayılacağını, kararın hukuka aykırı olduğunu savunarak hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tespit sonrası kesinleşme öncesi haricen satın almaya dayanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Uyuşmazlık, davanın reddi kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Taşınır Mülkiyeti” ve “Konusu” başlıklı 762 nci maddesi şöyledir:
“Taşınır mülkiyetinin konusu, nitelikleri itibarıyla taşınabilen maddî şeyler ile edinmeye elverişli olan ve taşınmaz mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçlerdir. ”
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Zilyetliğin devri ” başlıklı 763 üncü maddesi şöyledir:
“Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir.
Bir taşınırın zilyetliğini iyiniyetle ve malik olmak üzere devralan kimse, devredenin mülkiyeti devir yetkisi olmasa bile, zilyetlik hükümlerine göre kazanmanın korunduğu hâllerde o şeyin maliki olur. ”
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Mahkemece, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
HUMK’nın 440/III-1 inci bendi gereğince ilâma karşı karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.