YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1030
KARAR NO : 2023/1956
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen el atmanın önlenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 1. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; ….. Köyü’nde kain 146 parsel (yeni 137 ada 294 parsel) sayılı taşınmazda 32/768 payının bulunduğunu, davalının da aynı oranda pay sahibi olduğu taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı betonarme binanın zemin katını, önceki malik ……’den hissesiyle birlikte satın aldığını, …..’nın binanın diğer katını davalıya bıraktığını, davalının ise binanın tamamı kendisine aitmiş gibi davranarak zemin kattaki daireden yararlanmasını engellediğini, kapı kilidini kırarak değiştirdiğini ve özel eşyalarına el koyduğunu ileri sürerek kendisinden üstün bir hakkı bulunmayan davalının binanın zemin katına el atmasının önlenmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının doğru olmadığını, taşınmaz üzerindeki binanın müvekkili adına ruhsatlı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 10.12.2013 tarihli ve 2012/132 Esas, 2013/106 Karar sayılı kararıyla; Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 01.12.2011 tarihli bozma ilamı doğrultusunda mahallinde yeniden yapılan keşif sonrası alınan fen bilirkişisi raporunda, kadastro çalışmalarından sonra 146 No.lu parselin malikleri arasında resmi veya gayriresmi bir taksim yapılmaksızın, her birinin ayrı ayrı noterde veya harici olarak satışlar yaptıkları ve satın alanların da aldıkları yerlere ev yaptıklarının belirtildiği, tüm dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın tüm paydaşlarının fiilen kullandıkları yerlerin belirli ve sabit olduğu, taşınmazda fiili taksim bulunduğunun anlaşıldığı, davacının da davaya konu binanın zemin katını (bu kısma isabet eden taşınmaz payını) önceki malik …..’den tapuda düzenlenen 19.10.2004 tarihli resmi senetle satın aldığı, davalının ise zemin katı kullanımını gerektiren haklı ve yasal bir nedeninin bulunmadığı gerekçe gösterilerek, davanın kabulüne ve davalının 146 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın zemin katına yönelik el atmasının önlenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.04.2016 tarihli ve 2014/16190 Esas, 2016/4397 Karar sayılı ilamıyla özetle; “mahkemece bozmaya uyulduğu halde gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği ve taşınmazda tüm paydaşları bağlayan fiili kullanım biçiminin oluşup oluşmadığının araştırılmadığı, bu nedenle önceki bozma ilamında belirtildiği şekilde araştırma yapılarak, fiili kullanım biçimi oluşmuş ise tüm paydaşların kullanımına bırakılan kısımların krokiye yansıtılması ve dava konusu binanın yer aldığı kısmın kimin kullanımına bırakıldığının açıklığa kavuşturulması; fiili kullanım biçimi oluşmamış ise uyuşmazlığın TMK’nın paylı mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesi ve buna göre davacının taşınmazda kullandığı ve kullanabileceği yer olup olmadığının belirlenerek krokide işaretlenmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda mahallinde yeniden yapılan keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişilerin, dava konusu taşınmazda paydaşlar arasında şimdi ya da evveliyatında fiili taksim yapılmadığını ve herkesin her yeri kullandığını beyan ettikleri, keşifte ayrıca taşınmaz üzerindeki yapıların (evlerin) mahkeme heyetince tek tek gezildiği ve kimin nereyi kullandığının tespit edilmeye çalışıldığı, fen bilirkişisi raporu ve ekli krokisinden de anlaşılacağı üzere taşınmazda tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ya da fiili kullanım biçimi oluşmadığı, bu durumda payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu el atmanın önlenmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın giderilmesi davası yoluyla çözmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde her paydaşın kullandığı yerin belli olduğunu, paydaşlar arasında yazılı bir taksim sözleşmesi bulunmasa da herkesin uyduğu bir fiili taksimin mevcut olduğunu, kimsenin kendi yeri dışında başka birinin yerine müdahale etmediğini, dava konusu binanın zemin katının da müvekkili tarafından önceki malikten satın alındığının tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile kanıtlandığını, davalının da bu yere el attığını kabul ettiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, paylı mülkiyete tabi taşınmazda paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.