YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1101
KARAR NO : 2023/2012
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen mirasın hükmen reddi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin miras bırakanı …’ın 28.10.2009 tarihinde vefat ettiğini belirterek terekenin borca batık olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, husumetin Gelir İdaresi Başkanlığına yöneltilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin, 10.02.2016 tarih ve 2014/536 Esas, 2016/52 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Yargıtay Bozma Kararı
1. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 12.03.2020 tarih ve 2016/12932 Esas, 2020/3065 Karar sayılı ilâmında “…Borcun, mirasbırakanın şahsi vergi borcu değil, ortağı ve temsilcisi olduğu Yapay Yapıştırıcı Limited Şirketin vergi borcu olduğu anlaşılmaktadır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 22.7.1998 tarihli 4369 sayılı Yasayla değişik 35. maddesi hükmüne göre; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun gereğince takibe tabi tutulurlar. Aynı Kanuna 25.5.1995 tarihli 4108 sayılı Kanunla ilave edilen Mükerrer 35. madde hükmüne göre de; tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Şu halde açıklanan yasal hükümler gereğince, mirasbırakanın; ‘Ortağı’ ve ‘Temsilcisi’ olduğu limitet şirketin, şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcundan, şirket ortağı olarak ‘Koyduğu sermaye hissesi oranında’ doğrudan doğruya; ‘Temsilcisi’ olarak da şahsi sorumluğu söz konusudur. Miras bırakanın yasal mirasçısı olan davacılar hakkında, amme alacaklısı tarafından henüz takibe geçilmemiş olması, yasal mirasçıların borç tehdidi altında olmadıkları anlamına gelmez. Öyleyse, bu işten anlayan bilirkişi veya bilirkişiler eliyle; miras bırakanın, ‘Ortağı’ ve ‘Yasal temsilcisi’ olduğu limited şirketin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak şirketin aktif ve pasifinin saptanması ve miras bırakanın şirketin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi; amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsili mümkün ise; bu halde davacıların borca batıklığın tespiti istemekte hukuki yararlarının bulunmayacağı gözetilerek isteğin reddedilmesi; değil ise, miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla tespit edilen terekesi aktifinin, borcu karşılamaya yeterli olmaması halinde isteğin kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu yönler araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Öte yandan, miras bırakanın ölüm tarihi itibari ile miras bırakanın taşınır, taşınmaz ve banka hesap hareketlerinin ve bakiye bilgisinin araştırılmamış olması da doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile muris …’ın terekesinin borca batık olduğunun ve davacı … tarafından mirasın hükmen reddolunduğunun tespitine, alınması gerekli 59,30 TL karar harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 34,10 TL karar harcının davalıdan alınarak Hazineye ödenmesine, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Temyiz Nedenleri
1. Davalı vekili, Mahkemece davacının mirası kabul anlamına gelecek davranışlarda bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, borcun murisin ortağı ve temsilcisi olduğu şirketin vergi borcundan kaynaklandığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, açıklanan ve re’sen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 605/2 nci maddesi gereğince mirasın hükmen reddi isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Türk Medeni Kanunu’nun 605/2 nci maddesinde; “Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır.
3. Değerlendirme
1. Dava, TMK’nın 605/2 nci maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 610 uncu maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 606 ncı maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikâmetgâhı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun Velâyet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2 nci fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekâletname sunulması da zorunludur.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki (3.3) bent kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Mahkemece, davalı kurum harçtan muaf olduğu hâlde harç ile yükümlü tutulması doğru görülmemiş ise de, bu husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nın 370/2 nci maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1) Davalı vekilinin V.C.3.2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda V.C.3.3. numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin, temyiz itirazlarının kabulüyle, hüküm sonucunun harca ilişkin 2 nci paragrafın çıkartılarak yerine “Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına” ibaresinin yazılmak suretiyle düzeltilmesine, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın kararın veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.