Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/1117 E. 2023/3152 K. 07.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1117
KARAR NO : 2023/3152
KARAR TARİHİ : 07.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen meranın aidiyetinin tespiti ve sınırlandırma davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Belediye vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; Erzurum ili, … ilçesinde 2007 yılında kadastro çalışmaları yapılırken dava konusu … Köyü, …mevkii, pafta G47-c-02-c, 102 ada 386 parsel olarak tespit edilip mera vasfı ile Kadastro Kanunu’nun 7 nci maddesi ve aynı Yasa’nın 16 ncı madde B bendine istinaden tescil harici olarak sınırlandırılmasının yapıldığını, bu şekilde tescil edildiğini ve tescilin kesinleştiğini, söz konusu parselin … ilçesi, … Köyü sınırlarında kalmasına rağmen kullanımı mera-yaylak-çayır olarak kadimden beridir davacı köy halkına ait olduğunu, mera vasfı ile kullanım hakkının davacı köy adına tescil edilmesi ya da tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı … Köyü vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen … mevkiinde bulunan ve kadastro çalışmalarında 102 ada 386 parsel olarak davalı köy adına tespit gören meranın, kadimden beri kullanımının davalı köyde olduğu gibi mahkeme kararlarıyla da bu durumun kesinleştiğini, bir kısım davalarda taraf olan davacı köy açısından davanın kesin hükümden dolayı reddini ve yine bir kısım davalarda ise kendi köy halkından olan gerçek şahısların özel mülkiyet iddiasıyla açmış oldukları davalarda ise davacı köyün tarafı olmasa bile mahkeme kararlarının kuvvetli delil mahiyetinde oldukları dikkate alındığında, müvekkili köyün herhangi bir belgeye dayanmadığı iddialarının yanlış olduğunu, davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı Maliye Hazinesi vekili; davacının açmış olduğu davanın haksız ve dayanaksız olduğunu bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi 09.06.2014 tarih ve 2013/759 Esas, 2014/929 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi ”… Mahkemece daha önceki Kadastro Mahkemesinde yapılan keşfe dayanarak keşif yapılmadan sonuca gidilmesi yeterli görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, dava konusu yerde mera komisyon çalışması yapılıp yapılmadığı Artvin ve Erzurum Mera Komisyonundan sorulmalı, tarafların gösterdikleri tüm dayanak evraklar (tahsis, toprak tevzi, vergi kayıtları, mahkeme ilamları) toplanmalı, mahallinde yapılacak keşifde; davacı köyün hak iddia ettiği alan belirlenmeli, bu alan içinde yer alan kadastro parsellerinin tutanak ve dayanakları var ise getirtilmeli, yine dava konusu alana komşu olan parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları var ise merciinden istenmelidir. Yöreyi bilen ve davacı köy ile ve dava konusu taşınmazın bulunduğu köy (veya köyler) dışındaki köylerden yaşlı bilirkişiler araştırılmalı, yine uzman bilirkişiler eşliğinde mahallinde keşif yapılmalı, tüm kayıtlar ve mahkeme kararları mahalline uygulanmalı ve taraf tanıkları ve bilirkişilerden dava konusu taşınmazın öncesi sorulmalı ve tüm uygulamaları, beyanları ve ilamların kapsadığı alanları izlemeye yeterli kroki düzenletilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.” gerekçeleri ile kararı bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar Belediye vekili ve Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili; eksik inceleme ve araştırma nedeni ile hükmün bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı … vekili; mahkeme kararı ile meranın … Köyünün merası olduğunun sabit olduğunu, kesin hüküm bulunduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 386 mera parselinin aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 4342 sayılı Mera Kanun’u hükümleri.

2. Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (4342 sayılı Mera Kanunu m.3,4).

3. 31.05.1965 tarih ve 4/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile “…tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı” öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 29 uncu maddesi ile de yasa hükmü hâline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder.

4. Meraya el atmanın önlenmesi davası, kadim yararlanma hakkı olan köy veya belediye tüzel kişiliği ya da taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle Hazine tarafından açılabilir. Aynı şekilde, bir yerin mera olduğu iddiasıyla köy veya belediye tüzel kişiliğinin ya da Hazinenin tapu iptali ve sınırlandırma istemiyle dava açmasına olanak vardır.

5. Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir.

6. Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir.

7. Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması hâlinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir.

8. Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir.

3. Değerlendirme
1. Davacı Köy, kadastro çalışmaları sırasında davalı … adına sınırlandırılan 386 mera parselinin köylerine ait kadim mera olduğunu ileri sürerek köyleri adına sınılandırılmasını istemiştir. Davalı … de meranın kendi köylerine ait kadim mera olduğunu savunmuş ve bir kısım mahkeme kararlarına dayanmıştır.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, davalı tarafın dayandığı … Kadastro Mahkemesinin 2007/13 Esas ve 2014/1 Karar sayılı dosyasının 386 parsel sayılı taşınmazla ilgisi bulunmadığı, … Kadastro Mahkemesinin 2007/24 Esas ve 2012/12 Karar sayılı dosyasının bir kısım Darıca Köyü sakinleri tarafından zilyetlik iddiasına dayanarak açıldığı ve taşınmazın mera vasfında olduğundan davanın ispatlanamadığından reddedildiği, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1945/241 Esas ve 1945/122 Karar sayılı kararında … Köy Tüzel kişiliği tarafından, hasımsız olarak dava açıldığı, davacı tarafından 14.02.1949 tarih ve 2 sıra No.lu tapu kaydı kapsamındaki yerlerin … Köy Tüzel kişiliği adına tescili ile bu yerlere yapılan müdahalenin men’inin talep edildiği, dava dosyasında keşif icra edilmediği, tescil krokisinin bulunmadığı, kararın tescil hükmünü içermediği, tespite ilişkin bir karar verildiği, bilindiği üzere müdahalenin men’i davalarının müdahale edene karşı açıldığı, hasımsız olarak görülemeyeceği, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1945/241 Esas ve 1945/122 Karar sayılı dosyasında davacı köyün taraf olmadığı, anılan mahkeme kararının dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının dosyada kroki bulunmaması nedeniyle bilinemediği, yine … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1947/155 Esas sayılı dosyasının arşivde bulunamadığı, karar kartonlarında ilgili kararların bulunamadığının … Kadastro Mahkemesinin 2007/13 Esas ve 2014/1 Karar sayılı dosyasından anlaşıldığı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre taşınmazda bulunan yalakların davacı köy tarafından yapıldığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden Belediyeye yükletilmesine, Harçlar Kanunu’nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.