Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/1423 E. 2023/3703 K. 06.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1423
KARAR NO : 2023/3703
KARAR TARİHİ : 06.07.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen asıl davada ve karşı davada suya müdahalenin önlenmesi istemiyle ilgili olarak verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın ve karşı davanın reddine, asli müdahil vekilinin suya müdahalenin önlenmesi talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili, davalı vekili ve asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA ve ASLİ MÜDAHİLLİK
Davacı-karşı davalı vekili, 01.10.2011 tarihinde davalı … tarafından davacının içme suyu olan Akpınar su kaynağına müdahale edilerek kaynak ağızlarının bozulduğu, davacının bu kaynağı kullanamadığını, davalının önceden bu kaynaktan içme suyu ihtiyacını karşılamış ise de artık kendi sondaj kuyuları olduğu için ihtiyaçlarının kalmadığını beyan ederek; davalının Akpınar kaynak suyunun tahsisli olan/ olmayan gözlerine müdahalesinin men’ini ve sadece davacı köyün yararlanabileceği hususunun tespitini talep etmiştir.

Aslli Müdahil İZSU Genel Müdürlüğü: 09.03.2015 havale tarihli dilekçesinde özetle; 6360 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi görev alanı kapsamına giren Bergama, Dikili, Kınık, Kiraz, Beydağ, Ödemiş, Tire, Çeşme ve Karaburun su, kanalizasyon, ve atık şu arıtma tesisi işletme ve bakım faaliyetleri ile abone işlemlerinin 30.03.2014 tarihinden bu yana davacı İdare İZSU Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmeye başlandığını, Akpınar kaynağının Kınık ilçesi sınırları içerisinde yer aldığını, ilgili belediyesinin büyükşehir ilçe belediyesi olması sebebiyle Kınık Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerinin, 6360 sayılı yasanın geçici 1 inci maddesinin (8) i bendi uyarınca 30.03.2014 tarihinden itibaren davacı idare tarafından yerine getirildiğini, davacı İdarenin yetki ve görev alanı içinde bulunan Akpınar kaynağı ile ilgili olarak da dava açma hak ve yetkisinin müvekkili İdarede bulunduğunu beyan ederek; davaya asli müdahalelerinin kabulü ile Akpınar su kaynağının davacı İdare İZSU Genel Müdürlüğü’nün yetki ve görevi kapsamında bulunduğunun tespitine ve davalılar Örtülü Köyü ve Recepli Köyü tarafindan Akpınar su kaynağına yapılan müdahalenin men’ine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP ve Davaya Müdahale:
Davalı-karşı davacı … vekili, dava konusu suyun onbir köyün ihtiyacını karşılamak için oluşturulmuş grup suyu olduğunu, su kaynağının davacı köye ait bir su olmadığını beyan ederek; davanın reddini savunmuştur.

Davalı-karşı davacı … vekili karşı davada ise; davacı köyün dava konusu su kaynağına müdahale ettiğini belirterek su kaynağına yapılan müdahalenin men’ini talep etmiştir.

Davalı … vekili: Şu an itibariyle su kaynağının durumu ve kaynağa müdahalenin mevcut olup olmadığının tespitinin zorunluluk arz ettiğini, bu bağlamda daha önce idareye hazır bulunma hakkının tanınmadığı da dikkate alınarak dava konusu bölgede yeniden keşif yapılmasını ve güncel yeni bir bilirkişi raporu hazırlanmasını talep etmiştir.

… vekili: 30.03.2014 tarihli yerel seçimler sonrası Büyükşehir’e dönüşen ilin su ve kanalizasyon hizmetlerinin, 6360 sayılı yasa ile … (MASKİ) tarafından yürütüldüğünü, Yunusemre Belediye Başkanlığının 08.12.2021 tarihli dilekçesinin idare aleyhine olan kısımlarını kabul etmediklerini, davanın idareleri açısından reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.11.2013 tarihli ve 2012/109 Esas, 2013/152 Karar sayılı kararıyla;
“… Dava konusu Akpınar membasının YSE tarafından İzmir İline ait 3 köy (Kınık-Örtülü, Bergama- Rahmanlar, Bergama- Seklik) ve Manisa İline ait 8 köyü ( Merkeze bağlı REcepli, Amacık, Uzunlar, Karahüseyinli, Pınar, Örselli, Yenice, Sarıahmetler köyleri) içine alan grup içme suyu olarak 1971 yılında projelendirildiğini ve 1973 yılında projenin uygulandığını ve işletilmeye başlandığının belirtildiği, dava konusu Akpınar kaynak suyuna ilişkin Manisa İl Özel İdaresi tarafından tahsis kararı alındığı, idari işlem niteliğindeki tahsis kararı mevcut olduğu sürece ve bu karar idari yoldan iptal edilmedikçe tahsis kararı gereğince davanın adli yargı yerinde bakılmasının hukuken olanaksız olduğu…” gerekçesiyle dava dilekçesinin ve karşı dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle REDDİNE, Manisa Nöbetçi İdare Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğuna, karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı/ karşı davalı vekili ve davalı/ karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 09.07.2014 tarihli ve 2014/4923 Esas, 2014/9222 Karar sayılı kararıyla;
“…İçme Suyu Memba Tahsis ve Tevzi Komisyonunun 15.06.2012 tarihli kararına göre; Akpınar membasının, davacı ve davalı köy tüzel kişiliklerinin de aralarında bulunduğu onbir köye 1973 yılında uygulanan projesine bağlı kalınarak tahsisine karar verilmiştir.

Somut olayda; davacı tarafından dava konusu kaynağın öncesinde köylerin içme suyunu karşılamaya yeterli iken ilerleyen zamanda debisinin düştüğü, davalı ve diğer köylerin sondaj kuyusu ile ihtiyaçlarını karşıladığı, zaman içinde koşullar değiştiğinden suyun kullanma biçiminin de değişmesinin gerektiği belirtilerek haksız fiil niteliğindeki müdahalenin önlenmesi talep edilmiş, herhangi bir idari işlemin iptali istenmemiştir. Su tahsis kararının bulunması, bir hakka yapılan müdahalenin önlenmesi için açılan davanın idari yargı yerinde görülmesi için yeterli sayılmaz. Davacının kullandığı suya, davalı köyler tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine yönelik bulunan davanın haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde görülmesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/3-363 Esas, 2011/419 Karar sayılı 15.06.2011 tarihli ilamı da bu yöndedir) Kaldı ki, tahsis kararının iptali için İzmir 2. İdare Mahkemesinin 2013/1737 Esas sayılı dosyası ile dava açılmıştır. Anılan davanın da sonucu beklenerek bir karar verilmelidir.

Bu nedenlerle mahkemece, çekişmenin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken idari yargının görevli olduğundan söz edilerek yargı yolu bakımından dava dilekçesinin ve karşı dava dilekçesinin reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Temyiz İncelemesine Konu Karar
Mahkemenin 25.05.2022 tarih ve 2014/149 Esas, 2022/100 Karar sayılı kararı ile;
“… Akpınar Su Kaynağının memba suyu olarak tahsis edilmesi kararının iptali için İzmir 2. İdare Mahkemesinin 2013/1737 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, İzmir ili sınırlarından çıkan Akpınar membasının tahsisine ilişkin olduğu, dava konusu işlem ile başka il sınırları içerisinde kalan su kaynağı hakkında tahsis kararı verildiği görüldüğünden işlemin yetki yönünden hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu 15.06.2012 tarih ve 2012/06 sayılı Manisa İl Özel İdaresi İçme suyu Memba Tahsis ve Tevzi Komisyonu kararının idare mahkemesince iptaline karar verildiği, kararın temyiz edildiği, Danıştay 8. Dairenin 2015/5291 Esas ve 2016/349 Karar sayılı ilamı ile kararın onanarak, karar düzeltme isteminin de reddi üzerine idari hükmün kesinleştiği; 6360 sayılı yasa uyarınca davacı-karşı davalı … ve davalı-karşı davacı … kişiliğini yitirdiğinden ve mahalle olarak sırasıyla Kınık ve Yunusemre İlçe Belediyelerine katıldıklarından 6330 sayılı Kanun’un geçici 1 inci maddesinin 13 üncü fıkrası gereğince Kınık Belediyesi ve Yunusemre Belediyesi, 2560 sayılı yasa ile de MASKİ’nin ve İZSU’nun kurulması ile sorumlulukları doğduğundan davada taraf olmaları sağlanarak yargılamaya devam edildiği, Manisa Büyükşehir Belediyesi yönünden ise davanın husumet yokluğundan davanın reddi gerekip mahkememizce davaya dahil edildiğinden vekalet ücreti takdir edilemeyeceği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; bilirkişi raporuna göre Akpınar Kaynak suyunun Karadere Köyü kadastro çalışma alanı içerisinde bulunduğu ve Örtülü Köyü kadastro çalışma alanı sınırları içerisine doğru akan genel su olduğu, genel sudan kadim kullanım hakkı gözetilmek kaydıyla herkesin kullanma hakkına sahip olduğu, dinlenen mahalli bilirkişi, tanık beyanları ve dosya içeriğinden kaynak suyunun içme suyu amaçlı kullanıldığı, Akpınar su kaynağının Kınık ilçesi sınırlarından çıktığı, İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlı olarak 2560 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulan asli müdahil İzsu Genel Müdürlüğü’nün İzmir ili Mülki Sınırları içerisinde kanunen su ve atıksu hizmetlerini vermeye yetkili ve görevli olup suyun İzsu İdaresinin görev alanı içerisinde kaldığı, asıl dava ve karşı davanın reddi, asli müdahil İzsu Genel Müdürlüğünün davasının kısmen kabulü gerektiği…” gerekçesiyle;
1. Asıl dava ve karşı davanın reddine,

2. Davanın Manisa Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı yönünden husumet yokluğundan reddine,

3. Asli Müdahil İzsu Genel Müdürlüğünün davasının kısmen kabulüne, Akpınar su kaynağının İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün görev ve yetkisi kapsamında olduğunun tespitine…” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı vekili ve asli müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı /Karşı davalı … Belediyesi vekili:
Tüzelkişiliği ortadan kalkmış köylerin talepleri dinlenebilir nitelikte değildir.

Akpınar su kaynağı tek kaynaktan değil kaynaklardan oluşmaktadır.

İdare mahkemesi, İzmir sınırları içerisindeki kaynağın Manisa ilinin köylerine tahsis edilmesi işlemini iptal etmiş olmakla, davalı köylerin davacı … sınırında bulunan kaynağa müdahalesinin yasal zemini ortadan kalkmıştır. Kaynağın ise Örtülü Mahallesi halkına ait olduğu tespit edilmiştir.

İzsu Genel Müdürlüğü yönünden dava kısmen kabul edildi ise de kısmen reddedilen kısmın ne olduğu belli değildir.

Yargıtay bozma ilamına uyulmuş ise de gerekleri yerine getirilmemiştir; şeklinde beyanda bulunarak hükmün bozulmasını istemiştir.

2. Davalı /Karşı davacı…. Belediyesi vekili:
Hükmün, idaremiz aleyhine olan kısmını temyiz ediyoruz. Karşı davamız yönünden kabul kararı verilmeliydi.

Genel sulardan herkes faydalanabilir. Mahkeme, kaynak suyunun içme suyu olarak kullanıldığı tespitinde bulunmuştur.

Çok önceden beri on bir adet köyün kullandığı suya engel olunmuş, köyler mağdur edilmiştir.
İzsu Genel Müdürlüğü lehine verilen karar usul ve yasaya aykırıdır; şeklinde beyanda bulunarak hükmün bozulmasını istemiştir.

3. Asli müdahil vekili:
Mahkemece, müdahalenin men’i istemi yönünden hüküm kurulmamıştır. Hüküm bu yönüyle bozulmalıdır.

6360 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle Kınık ilçesi de dahil olmak üzere İzmir ili Mülki Sınırları içerisinde kanunen su ve atık su hizmetlerini verme yetkisi ve görevi müvekkil İdarededir; şeklinde beyanda bulunarak hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, suya müdahalenin önlenmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Gerek Türk Medeni Kanununun 718 inci maddesi gerekse 756/2 nci maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır.

Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabi ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su kaynak niteliğini kazanmaz (Gürsoy/Eren/Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanununa tabidir.

Bir başka ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera, orman v.b.) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir.

Özel su ise tapulu taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur.

Arazinin mülkiyetine tabi olan kaynak suyu bir başka ifadeyle özel su üzerinde, hak sahibi dilediği gibi tasarruf etme yetkisine sahiptir. Bu suyu kendisi kullanabileceği gibi kaynağındaki suyu kullanması hususunda bir başkasına irtifak hakkı da tanıyabilir. Ayrıca mülkiyet hakkına dayanarak kaynağa elatma varsa elatmanın giderilmesi için davalar açmak yetkisi de bulunmaktadır.

Türk Medeni Kanununun 756/2 nci maddesi gereğince “Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur” hükmü doğrultusunda kaynak hakkı ancak tapuda düzenlenecek resmi senetle tapu malikinin rızası ile kurulabilir.

Yine benzer şekilde Türk Medeni Kanununun 837 nci maddesi de “Başkasının arazisinde bulunan kaynak üzerinde irtifak hakkı, bu arazinin malikini suyun alınmasına ve akıtılmasına katlanmakla yükümlü kılar. Bu hak, aksi kararlaştırılmadıkça başkasına devredilebilir ve mirasçıya geçer. Kaynak hakkı, bağımsız nitelikte ve en az 30 yıl için kurulmuş ise tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebilir” şeklinde düzenlenmiştir.

Madde hükmünde belirtildiği üzere, kaynak irtifakı doğrudan kişiye bağlı olarak kurulabileceği gibi başkalarına devri de kararlaştırılabilir. Bağımsız ve daimi hak olarak tesis edildiğinde tapu kütüğüne ayrı bir sayfaya kaydı da mümkündür. Kaynak hakkının kazanılmasına ilişkin kanunda açık bir hüküm olmamakla birlikte eşyaya bağlı diğer irtifakların kazanılması hükümleri uyarınca Türk Medeni Kanununun 780 inci maddesinden kıyasen yararlanarak taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasına ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmektedir (m.704/2). Bu durumda kaynak hakkının, resmi şekilde düzenlenecek sözleşme ile tapu siciline tescil ile kazanılması mümkündür.

Gerçekten Türk Medeni Kanununun 756/2 ve 837 nci maddesinde belirtilen kaynak irtifakına konu olabilecek su özel su olup genel su niteliğindeki yeraltı suyu bu düzenlemelerin dışındadır. Nitekim genel sular taşınmaz mülkiyetinin kapsamı içinde kabul edilemez.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Somut olayda; dosya kapsamındaki delillerin incelenmesinden, davaya konu Akpınar su kaynağının içme suyu amaçlı kullanıldığı, İzmir ili, Kınık ilçesi sınırlarından çıktığı, İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlı olarak 2560 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulan asli müdahil İzsu Genel Müdürlüğünün İzmir ili, Mülki Sınırları içerisinde kanunen su ve atıksu hizmetlerini vermeye yetkili ve görevli olduğu, dava konusu suyun İzsu idaresinin kullanma yetkisi ve görev alanı içerisinde kaldığı anlaşılmıştır.

3. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin, davalı vekilinin ve asli müdahil vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.