YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1504
KARAR NO : 2023/3181
KARAR TARİHİ : 07.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli taleplerden alacak kalemine yönelik talebin kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; vekil edenin dava konusu 1799 ada 1 parsel ve 1799 ada 15 parsel sayılı taşınmazlardan 300 metrekarelik kısmı 02.01.1990 tarihli satış senediyle, 6.000.000,00 TL bedelle davalıdan satın aldığını ancak, davalının taşınmazın devrini yapmadığını açıklayarak, taşınmazların tapu kayıtlarının iptaliyle vekil edeni adına tesciline, mümkün olmaz ise taşınmazın değerinin davalıdan alınmasına, bu da mümkün olmaz ise satış bedelinin uyarlanmış hâlinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, alacak talebinin kabulü ile 84.180,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…mahkemece yapılacak iş; yukarıda bahsedilen ilkeler ışığında, HMK’nın 297 nci maddesi uyarınca, davacının terditli talepleri hakkında ayrı ayrı olumlu-olumsuz bir karar verilmesi olmalıdır…” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince birinci bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, alacak talebinin kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “davacı tarafın tüm temyiz itirazlarının reddiyle, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, taşınmazın dava tarihindeki değerinin de hesaplamaya dahil edilmesi ve bu şekilde bulunan değerin ikiye bölünmesi suretiyle, Dairenin hesaplama ilkelerine aykırı şekilde tespit edilen miktarın hüküm altına alınmasının doğru olmadığı…” gerekçesiyle hüküm bozulmuş, bozma ilamına karşı davalı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuş, talebin reddine karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen karar
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda: “…Mahkemece uyma kararı verilen bozma ilamında belirtildiği usule uygun olacak şekilde rapor tanzimi için dosyanın bilirkişiye tevdii edilmiş olduğu, alınan raporda TEFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlar, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek denkleştirici adalet ilkesine göre, satış sözleşmesinde yer alan bedelin dava tarihine kadar ulaştığı değerin 15.168,32 TL olduğunun hesaplandığı…” gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli taleplerden alacak kalemine yönelik talebin kabulü ile 15.168,32 TL’nin dava tarihi olan 14.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, hesap yapılırken gayrımenkul artış oranlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini, yine yasal faiz hesaplamasının da günümüz enflasyon koşullarında eksik ve hatalı olduğunu savunmuştur.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının taşınmazı hiç kullanmadığını, davacının talebini 84.180,83 TL’ye artırdığını, davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle davalı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini savunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, harici satıma dayalı tapu iptali ve tescil, alacak istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Tapulu taşınmazların satışı resmî şekil koşuluna tâbi olup, haricen satışı TMK’nın 706, BK’nın 213 (6098 sayılı BK’nın 237 nci), 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89 uncu maddeleri gereğince geçersizdir.
2. Kural olarak, 10.07.1940 tarih, 2/77 sayılı ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarına göre harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hâle getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder.
3. Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı göz ardı edilmemelidir. Davacının harici satış nedeniyle davalı yana bedel ödediğinin kanıtlanması hâlinde harici satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekir.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı tarafça 10.000,00 TL değer belirtilmek suretiyle dava açılmış olup, alacak talebi bilahare 84.180,00 TL’ye artırılmasına, Mahkemece alacak talebinin 15.168,32 TL üzerinden kabulüne karar verilmesine karşın yanılgılı değerlendirme ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sadece davalının sorumlu tutulmuş olması doğru görülmemiştir. Ancak bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7 nci maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm sonucunun 4 üncü fıkrasının hükümden çıkarılmasına yerine, “4-Bu dava sebebiyle davacı tarafça yapılan 3.856,00 TL harç ve yargılama giderinden, kabul-ret oranına göre 694,08 TL’nin davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine,” cümlesinin yazılmasına, hüküm sonucunun 5 inci fıkrasının hükümden çıkarılmasına yerine, “5-Davacı, kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre hesap edilen 9.200,00 TL vekâlet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine; davalı, kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre hesap edilen 9.771,51 TL vekâlet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa ödenmesine,” cümlesinin yazılmasına, hükmün 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7 nci maddesi gereğince DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince ilâma karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.