YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1527
KARAR NO : 2023/2110
KARAR TARİHİ : 11.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen el atmanın önlenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bafra 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; vekil edenine ait taşınmazda davalının haksız işgalci olduğundan bahisle elatmanın önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.05.2016 tarihli ve 2015/542 Esas, 2016/468 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 20.01.2021 tarih ve 2018/9966 Esas, 2021/264 Karar sayılı ilamıyla (özetle); davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, “…tüm dosya kapsamı ve aynı gün temyiz incelemesi yapılmış olan; Mahkemenin 2015/536-2015/539 ve 2015/541 Esas sayılı dosyalar birlikte değerlendirildiğinde; vekalet ücreti ve harca yönelik olarak dava değerinin belirlenmesi amacıyla alınan bilirkişi raporlarında, taşınmazın m2 değerlerinin farklı olarak belirlendiği, davalılarca hesaplanan bedele itiraz edildiği ancak Mahkemece bu itirazın karşılanmadığı tespit edilmiş; aynı tarihte açılmış ve aynı parsele yönelik olan davalarda değer belirlemesi yapılır iken farklı miktarlar belirlenmesinin nedeninin hangi sebepten kaynaklandığının dosya içindeki bilirkişi raporlarından anlaşılamamış olmasına göre, davalılarca kullanılan kısımların değerlerinin yeniden hesaplanarak vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin belirlenmesi amacıyla hükmün bozulması gerekmiştir…” gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince (özetle), iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 108 ada 2 parsel sayılı taşınmazın, fen bilirkişilerinin 25/03/2016 havale tarihli raporu ve eki krokisinde G1 harfi ile gösterilen 11.291,95 m²’lik ve G2 harfi ile gösterilen 37.420,13 m²’lik kısımlarına davalı tarafından yapılan müdahalenin men’ine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde (özetle),
1. Belirlenen m2 bedelinin fahiş olduğunu,
2. Yerel Mahkemece, bozma doğrultusunda eksiklikler giderilirken başkaca sorunların oluşmasına sebebiyet verildiğini, bozma öncesi m2 bedeli 8,01 TL tespit edilirken bozma sonrası ise 9,84 TL olarak belirlendiğini,
3. Kendilerine göre fahiş ve ilk kararda hükme esas alınan değerden fazlasına olacak şekilde hesaplama yapılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini,
4. İdare Mahkemesinde açılan iptal davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi istemine yöneliktir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 683 üncü maddesi.
2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 326/2 nci maddesi uyarınca hesaplanacak yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilecek vekâlet ücretinden, davalının, kullandığı kısım veya kısımların değerleri göz önünde bulundurularak hesaplama yapılması gerekir.
3. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarına gelince,
a. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu taşınmazın G1 harfi ile gösterilen 11.291,95 m²’lik ve G2 harfi ile gösterilen 37.420,13 m²’lik kısımlarına davalı tarafından müdahale edildiği anlaşılmaktadır.
b. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, G1 harfi ile gösterilen 11.291,95 m²’lik ve G2 harfi ile gösterilen 37.420,13 m²’lik kısımların toplam değeri 481.826,87 TL olarak belirlenmiştir.
c. Mahkemece, 12.05.2016 tarihli gerekçeli kararda davacı lehine 29.511,03 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olup karar (sadece) davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
d. Bu durumda, ilk hükümdeki vekalet ücreti miktarı davacı tarafından temyiz edilmeyerek, davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmuştur.
e. Somut olaya gelince, kendini vekil ile temsil ettiren davacı lehine 70.455,76 TL nispi vekalet ücretine karar verildiği görülmektedir.
f. Hâl böyle olunca, (önceki kararı temyiz eden) davalı yönünden oluşan usulü kazanılmış hak da gözetilerek vekâlet ücretinin hesaplanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
g. Bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7 nci maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (3.1.) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. ( 3.2.c, 3.2.d, 3.2.e, 3.2.f,) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının “5-” numaralı bendinin çıkarılarak yerine “…Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına takdir olunan 29.511,03 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,…” cümlesinin yazılmasına hükmün 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/7. maddesi gereğince DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA,
Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.04.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.