YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1594
KARAR NO : 2023/2164
KARAR TARİHİ : 13.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Dairemizce İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin Sivas ili, ….. Mahallesi, ….. ada 16 parselde kayıtlı arsanın 144/246 payının maliki iken davalılardan … ile … tarafından davadışı …’ın 17/41 payının eşit hisselerle (17/82’şer hisse ile) toplam 8.200,00 TL bedelle 14.10.2014 tarihinde devralındığını, bu satışın müvekkiline bildirilmediğini, sonrasında yeni malikler … ve …’un aynı hisseleri 28.10.2014 tarihinde 100.000,00 TL bedelle davalılardan ….. Petrol Ürünleri Gıda Maddeleri Inşaat Sanayi Ltd. Şti.’ne sattıklarını, ilk satış müvekkiline bildirilmediği halde 28.10.2014 tarihli ikinci satışın son malik tarafından noter ihtarnamesiyle müvekkiline 07.08.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, yapılan ikinci satışın muvazaalı olduğunu, 8.200,00 TL’ye satın alınan payların bu satıştan on dört gün sonra müvekkilinin önalım hakkını kullanmasını engellemek için 100.000,00 TL’ye satıldığını, davalılar … ve …’un kendi paylarını, kendi şirketlerine yüksek bedelle satmaları nedeniyle gerçek bir satıştan söz edilemeyeceğini, ticari sicil kayıtları incelendiğinde ortaklık ilişkilerinin görülebileceğini beyan ederek; 14.10.2014 tarihli satış bedeli üzerinden müvekkiline önalım hakkı tanınmasını, dava konusu hisseler oranında tapunun iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket ile …’un herhangi bir ortaklığının olmadığının sicil kayıtları incelendiğinde ortaya çıkacağını, davalı şirkete yapılan satışın taşınmazdaki diğer hissedarlarla anlaşma yoluna gidilmesi amacıyla inşaat yapma izni bulunan şirket adına yapıldığını, şirket sicili incelendiğinde başkaca inşaatlar yaptığının da görülebileceğini, bedelde muvazaa iddiasının asılsız olduğunu, ikinci satışı gerçekleştirenlerin bu sebeplerle şirkete satış yaptıklarını, kanuna karşı hile yoluna başvurmanın söz konusu olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.03.2018 tarihli ve 2015/1009 Esas, 2018/280 sayılı Kararıyla; davalılardan … ve … taşınmazın hali hazırda maliki olmadığından bu davalılar açısından husumet yokluğu nedeniyle, ilk satışın değil ikinci satışın bildirilmesi, satışlar arasındaki bedel farkı, 2 nci satış bedelini yüksekliği ve davalılardan …’un diğer davalı şirket ….. Ltd. Şti. Arasındaki ilişkinin davacının muavazaa iddiasını doğruladığı gerekçesiyle davalı …… Petrol ürünleri Ltd. Şti. yönünden davanın keşfen belirlenen bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.10.2019 tarihli ve 2018/2954 Esas, 2019/1830 sayılı kararıyla;
1. Davacı vekili istinaf başvurusunu, taşınmazın dava dilekçesinde açıklanan ilk satışı ile davaya konu olan ikinci satışı arasında çok kısa bir zaman geçtiği, taşınmazın değer kazanmasına sebep olacak bir sürenin sözkonusu olmadığı, yerel mahkemenin 8.200,00 TL üzerinden davayı kabul etmesi gerekirken 79.851,11 TL üzerinden davayı kabul etmesinin yasaya aykırı olduğu iddialarına dayandırmış ise de, davaya konu edilen işlemin taşınmaz hissesinin 28.10.2014 tarihinde 50.000’er TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL bedel karşılığında yapılan satışına ilişkin olduğundan, davacı tarafça bu satışa ilişkin değer konusu istinaf sebebi yapılmadığından, davacı vekilinin vaki istinaf başvurusunun esastan reddine,
2. İlk Derece Mahkemesi tarafından kayıt maliki şirket yönünden yasal şartları oluşan davanın kabulüne karar verilmiş olması, ayrıca, davaya konu taşınmaz payının halihazırdaki kayıtlı malikleri olmayan birinci satış akdinin tarafları olan davalılar … … yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermiş olmasının doğru ve yerinde olduğu, hüküm tarihinde geçerli AAÜT’nin 7-(2) nci maddesinde husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmedileceği bildirildiğinden, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktar 2.180,00 TL olduğundan, davalılar … ve … aynı vekil ile temsil edildiklerinden, davalılar vekilinin vaki istinaf başvurusunun da esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 04.11.2021 tarihli ve 2021/714-2731 E. K. sayılı kararında; “… ilk satıştaki alıcı Yakup’un, davalı … Petrol Ürünleri, Gıda Maddeleri Inşaat Sanayi Ltd. Şti.’nin yetkili temsilcisi ve yönetim kurulu başkanı olduğu dosya kapsamındaki ticaret sicili kayıtlarından anlaşılmakla aralarında el ve işbirliği olduğu tartışmasızdır. Yine ilk satıştaki alıcı … ise, dosyaya delil olarak sunulan “tabela” fotoğraflarından anlaşıldığı üzere diğer davalılarla birlikte iş yapan (yüklenici) kişidir. Bu ilişki ve dava konusu olayın gerçekleşme şekli; hem Yakup ve Nail ile hem de bu kişiler ve davalı şirket arasında organik bağ bulunduğunu, ikinci satışın kötüniyetli yapıldığını, satış bedelinin de yüksek gösterildiğini ortaya koymaktadır.
İlk derece mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin, keşifte belirlenen miktar üzerinden satış bedelinin depo ettirilmesine karar verilmesi, Bölge Adliye Mahkemesince de yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmaksızın yazılı gerekçe ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yeniden yapılan yargılamada bozma ilamı doğrultusunda 28.10.2014 tarihli satış işleminin muvazaalı olduğunun değerlendirildiğini, önalım bedeli olarak 14.10.2014 tarihli satış işlemindeki bedelin ve tapu masraflarının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerinin muvazaa ve kötüniyet yönünde bir iradelerinin olmadığını, davalı … Ltd.Şti’nin, dava konusu 16 numaralı parselin komşu parseli olan 4224 ada ve 17 No.lu parseli de satın almasının ticari amaçla hareket edildiğini gösterdiğini, esasen davacının hisseyi kıymetinde almayacağını satıcıya beyan etmesine rağmen önalım davası ile 8.200 TL’den almak istemesi hakkın kötüye kullanılması olduğunu, …’un … Ltd. Şti’nin ortağı olmadığını, şirket sicil kayıtlarıyla da bu durumun ispatlandığını, 28.10.2014 tarihli satışın muvazaalı olduğu gerekçesinin yersiz olduğunu belirterek açıklanan ve re’sen nazara alınacak sebeplerle hükmün kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Davanın kabulü kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 732 nci ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.