Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/1602 E. 2023/5377 K. 07.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1602
KARAR NO : 2023/5377
KARAR TARİHİ : 07.11.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2476 E., 2022/3017 K.

KARAR : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/266 E., 2017/169 K.

Taraflar arasındaki ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 13.07.2017 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 08.02.2018 tarihli kararıyla başvurunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin 08.12.2018 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 18.12.2018 tarihli ve 2018/3138 Esas, 2018/9162 Karar sayılı kararıyla kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin 10.04.2019 tarihli kararıyla direnme kararı verilmiş, direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 08.10.2019 tarihli ve 2019/3436 Esas, 2019/6350 Karar sayılı kararıyla direnme kararının incelenmesi için dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.04.2022 tarihli ve 2019/(14)7-739 Esas, 2022/577 Karar sayılı kararıyla direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde gelen davalı vekili Av. … ve Av. … ile davacı vekili Av….’nin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 07.11.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, … Mahallesi, 195 ada, 3 parsel sayılı taşınmazında paydaş olan … …’ın mirasçısı olduğunu, taşınmazın 1/2 payının dava dışı … …’a, 1/2 payının da miras bırakana aitken … …’ın kendi payını davalı …’a 27.05.2015 tarihinde sattığını, satış işleminin davalı tarafından müvekkiline Kadıköy 24. Noterliğince düzenlenen 10.06.2015 tarihli ve 13115 yevmiye numaralı ihtarname ile bildirildiğini, bu durum karşısında davacının önalım hakkını kullanmak istediğini, murise ait pay el birliği mülkiyetine tabi ise de hak sahibi olan diğer mirasçıların davacının önalım hakkı nedeniyle dava açmasına ve davalıya satılan payı kendi adına tescil ettirmesine muvafakat ettiklerini, bunun için vekâletname verdiklerini, ayrıca taşınmazın 1/2 payının davalı tarafından 400.000TL bedelle satın alınmasına karşın önalım hakkının kullanılmasını önlemek amacıyla satış bedelinin tapuda muvazaalı şekilde 600.000TL olarak gösterildiğini, satış bedeline ilişkin bu iddia hakkındaki deliller toplandıktan sonra depo kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, tapunun iptali ile 1/2 payın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile dava konusu taşınmazın tüm paydaşları arasında 800.000,00 TL satış bedeli üzerinden … komisyoncusunda anlaşma yapıldığını, anlaşmanın davacı da dahil tüm maliklerce imzalandığını, bunun güvenen davalının bankadan kredi almaya teşebbüs ettiğini, banka ekspertizi tarafından rapor düzenlenmesine ve kredi sözleşmesinin imzalanmasına karşın bir kısım paydaşların satıştan vazgeçtiğini, bu durumu etik bulmayan paydaş … …’ın ise satıştan vazgeçmediğini ve 27.05.2015 tarihinde tapuya gidilerek 1/2 payın 600.000,00 TL bedelle davalı tarafından satın aldığını, yaşanan bu süreç karşısında müvekkilinin davacı ve diğer paydaşlar aleyhine İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/230 Esas sayılı dosyasında ecrimisil ve tazminat davası, İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/462 Esas sayılı dosyasında ise ortaklığın giderilmesi davası açtığını, bu nedenle davacının satıştan başlangıçtan itibaren haberdar olduğunu, eldeki davayı kötü niyetle açtığı gibi başka mirasçıların olması karşısında … başına önalım hakkı bulunmadığını, diğer mirasçıların da taşınmazın müvekkiline satışı konusunda anlaşmaları nedeniyle önalım haklarının olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.07.2017 tarihli ve 2015/266 Esas, 2017/169 Karar sayılı kararı ile davacının … satış bedelinin 400.000,00 TL olmasına karşın bedelin tapuda muvazaalı şekilde 600.000,00 TL gösterildiğini ileri sürmesi ve bu konuda tanık dinletmesi karşısında davacının farklı satış bedellerinden hangisinden sorumlu olacağının önem taşıdığı, taşınmazın satışıyla ilgili olarak tüm paydaşların bir araya gelerek düzenledikleri komisyon sözleşmesinde satıcılar ile davalı alıcı …’ın eşi …’ın imzasının bulunduğu, bu sözleşmede taşınmazın tamamı için 800.000,00 TL bedel üzerinde anlaşma sağlandığı, bu sözleşmenin varlığının taraflar arasında tartışma konusu olmadığı, bir kısım davacı ve davalı tanıklarının sözleşmeyi doğruladıkları, bilirkişi raporu da dikkate alındığında taşınmaz bedelinin gerçekte 400.000,00 TL olduğunun anlaşıldığı, tapu masrafları ile birlikte toplam 412.000,00 TL önalım bedelinin 07.07.2017 tarihinde mahkeme veznesine depo edildiği ve tüm yasal koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 1/2 payın davacı adına tesciline karar verilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2. Bölge Adliye Mahkemesinin 08.02.2018 tarihli ve 2017/1787 Esas, 2018/213 Karar sayılı kararıyla; davacının önalım davasına konu taşınmazda paydaş … …’ın mirasçısı olduğu, ancak murisin davacı dışında başka mirasçılarının da bulunduğu, terekenin el birliği mülkiyetine tâbi olduğu, davacının ise eldeki davayı halefiyet esasına göre tereke adına değil kendi adına tescil isteğiyle açtığı, ancak el birliği mülkiyeti devam ettiği sürece mirasçıların bağımsız payları ve tasarruf yetkilerinin bulunmadığı, dolayısıyla kendi adlarına tescil talepli dava açma olanaklarının olmadığı, TMK’nın 702/4 üncü maddesi uyarınca davaya tereke temsilcisi atanması ya da diğer mirasçıların katılması yoluyla da devam edilemeyeceği, davanın dinlenebilme olanağının bulunmadığı, bu durumda ilk derece mahkemesi tarafından davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilmiş ve HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı kaldırılarak, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 18.12.2018 tarihli ve 2018/3138 Esas, 2018/9162 Karar sayılı kararıyla; Bölge Adliye Mahkemesince terekenin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu, davacının murisi … …’ın hissesine dayalı olarak önalım hakkını kullandığı, elbirliği mülkiyeti devam ettiği sürece mirasçıların bağımsız payları ve tasarruf yetkileri bulunmadığı, kendi adlarına tescil talepli dava açma olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif taraf ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiş ise de tapu kaydında paydaş olan muris … …’ın davacı dışındaki mirasçılarının Kadıköy 10. Noterliği 11926 yevmiye numaralı vekaletname ile davacı vekiline vekalet verdiği ve dava konusu payın … … mirasçısı davacı … adına tesciline muvafakat verdiği anlaşılmıştır. Bu durumda muvazaanın da ispatlanamadığı gözetilerek davanın kabulü ile dava konusu 1/2 payın davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesince davanın aktif ehliyet yokluğundan reddine karar verilmiş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Direnme
1. Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 10.04.2019 tarihli ve 2019/78 Esas, 2019/645 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

2. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

C. Hukuk Genel Kuruluna Gönderme Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 08.10.2019 tarihli ve 2019/3436 Esas, 2019/6350 karar sayılı kararıyla; direnme kararının incelenmesi için dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

D.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.04.2022 tarihli ve 2019/(14)7-739 Esas, 2022/577 Karar sayılı kararıyla; “ön alım hakkına konu payın davacı mirasçı adına tescili konusunda mirasçıların kendi aralarında TMK’nın 702/2 nci maddesine uygun biçimde oy birliğiyle karar verdikleri anlaşılmakta olup, bu konudaki iradeleri (muvafakatleri) dosyaya sunulan vekâletname ile mahkeme huzuruna ulaştığından davanın görülebilme koşulunun tamamlandığı açıktır. … Daire bozma kararında da aynı yönlere işaret edilmiştir. Ne var ki, Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararı sadece davacının aktif husumetine ilişkin bir karar olmasına rağmen, bozma kararında bu aşamada davanın esası bakımından da değerlendirme yapılarak “Bu durumda muvazaanın da ispatlanamadığı gözetilerek davanın kabulü ile dava konusu 1/2 payın davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken…” şeklindeki bir gerekçeye yer verilmiş olması isabetli değildir. O hâlde yapılan açıklamalar uyarınca, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde davanın esası hakkında değerlendirme yapılarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olması doğru değildir.” gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

E. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın süresi içerisinde açıldığı, önalım hakkına konu payın davacı mirasçı adına tescili konusunda mirasçıların kendi aralarında TMK’nın 702/2. maddesine uygun biçimde oy birliğiyle karar verdikleri anlaşılmakta olup, bu konudaki iradeleri (muvafakatleri) dosyaya sunulan vekâletname ile mahkeme huzuruna ulaştığından davanın görülebilme koşulunun tamamlandığı, davacının bedelde muvazaa iddiasını ispatlayamadığı, bu durumda davacı tarafından iddia olunan bedel 400.000,00 TL ile kabul edilen önalım bedeli 612.000,00 TL arasındaki fark üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdiri ile yargılama giderinin bu orana göre paylaştırılması gerektiğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretleri de bu duruma göre belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne dava konusu 195 ad 3 parsel sayılı taşınmazda davalı adına kayıtlı 1/2 payın davacı adına tesciline önalım bedeli 612.000,00 TL’nin karar kesinleştiğinde davalıya ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bedelde muvazaa iddiasının bilirkişi incelemesi ve tanık beyanları ile ispatlandığını, bozma ilamında sehven muvazaa iddiasının ispatlanamadığı ibaresine yer verildiğini, aslında muvazaanın ispatlandığının belirtilmek istendiğini, vekalet ücreti ve yargılama giderinin paylaştırılmasının hatalı olduğunu beyan ederek ve re’sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde (duruşma istemli);davacının ön alım hakkını kullanmayacağını ve kendi hissesini de satacağını yazılı olarak beyan ve taahhüt ettiğinden eldeki davayı açamayacağını, satış komisyon sözleşmesinin davacının bu hakkından feragat olarak değerlendirilmesi gerektiğini veya en azından kendi hissesi oranında tescil isteyebileceğinin dikkate alınması gerektiğini, davacı tarafa diğer mirasçıların verdiği açık ve yazılı bir muvafakatin bulunmadığını, sadece davacı vekiline genel vekaletname verdiklerini, davacı dışındaki diğer davacıların davada taraf olmadıklarını, ayrıca 2015 yılında başlayan davada 2022 yılında depo bedelinin nemalandırılmaya başlanmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek ve re’sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 732, 733 ve 734 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti 17.100,00 TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti 17.100,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.