Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/1883 E. 2023/2536 K. 11.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1883
KARAR NO : 2023/2536
KARAR TARİHİ : 11.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptal ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; Ankara ili, ….. ilçesi, ….. Mahallesi 1018 ada, 1 parsel sayılı taşınmazda müvekkili hissedar iken, hissedarlardan …’un (Mustafa oğlu) 27.08.2013 tarihinde 300/1000 hissesini davalı …’a (…… oğlu) ve 242/1000 hissesinin de üçüncü bir şahsa sattıktan sonra 121/500 hissesini de 11.11.2013 tarihinde davalı …’a sattığını, müvekkilinin söz konusu hisse üzerinde sahip olduğu yasal ön alım hakkını kullanmak istediğini beyan ederek; davalılar adına kayıtlı payların iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; dava konusu taşınmazda fiili taksim olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve 2015/22 Esas, 2016/229 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve 2015/22 Esas, 2016/229 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi 06.02.2020 tarih ve 2016/14910 Esas, 2020/1433 Karar sayılı ilamında;
“… Davadan önce birçok satış olmuşsa önalım davası en son satın alana karşı açılacaktır. Çünkü dava, önalıma konu paya ilişkin tapu kaydının iptalini de amaçladığından kayıt sahibi aleyhine açılması zorunludur.
Önalım davasına konu paya ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle ön alım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.2.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasından ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut olaya gelince; mahkemece yapılan keşif ve keşifte dinlenen tanık beyanlarından davacı tarafın dava konusu taşınmazda kahvehane olarak kullandığı bir yerin olduğu anlaşılsa dahi davalıların veya davalılara pay satanların fiilen kullandığı bir yer olup olmadığı, var ise bu kullanımın ne zamandan beri olduğu hususlarında yeterli araştırma yapılmamıştır.
Bu durumda mahkemece re’sen yapılacak araştırmalar neticesinde; davalılar veya davalılara pay satanların fiilen kullandığı bir yer olup olmadığı, var ise fiili kullanımın hangi tarihten beri ve ne şekilde olduğu belirlendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararında; “… Taraf tanıkları taşınmaz başında tekrar dinlenilmiş, davacı tarafın dava konusu taşınmazdaki kahvehane ve önünü masalar koymak suretiyle açıldığı tarihten itibaren ve halen fiili olarak kullandığı, sonrasında etrafının duvar ile örüldüğü, kahvehane açılabilmesi için diğer paydaşın muvafakat vermesi gerektiğinin Belediye Başkanlığı’nın cevabı ile sabit olduğu, davalının kahvehanede ortaklığının olmayıp davalı paydaşlara kâr verilmediği, davacının kahvehane ve önü ile taşınmazdaki ev dışında kullandığı bir alan bulunmadığı, kahvehane önünde yer alan masaların bitiminden duvar örüldüğü ve aşağısının boş bahçe olduğu, davalının ise kahvehane yapıldıktan sonra burayı ekip biçerken boş şişelerin bahçeye atılması gibi sebeplerle ekip biçme işini bıraktığı, kahvehanenin işletilmesi konusunda arada bir ortaklık olmadığı da göz önüne alındığında taşınmaz üzerinde fiili bir taksimin olduğu, önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendi kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı 3. şahsa satarsa satış zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle ön alım hakkını kullanmasının TMK’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı, somut olayda dava konusu taşınmazda eylemli bölünmenin gerçekleştiği …” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili:
1. Fiili taksim veya fiili taksime yönelik bir protokol yoktur. Fiili taksim ispatlanamamış olup kesin ve inandırıcı delil yoktur.

2. Kahvehanenin açılabilmesi için hissedarlardan izin alınmıştır. Anlaşmazlık çıkması halinde kayıtsız, şartsız tahliye edilip boş olarak teslim edileceğine dair taahhütname dahi verilmiştir. Arada fiili taksim olsa taahhütnameye gerek kalmaz idi.

3. Tanık beyanları dikkate alınmamıştır. Tanık olarak dinlenen köy muhtarının beyanlarına göre davalıların dedeleri de taşınmazda hissedar oldukları halde taşınmazın tamamının davacı tarafından kullanıldığı sabittir.

4. Davalı tarafın etrafını çevirmeye çalıştığı alan genel alana oranla çok küçük olup esasen taşınmazın tamamı davacı tarafından kullanılmaktadır; şeklinde beyanda bulunarak hükmü temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Ön alım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.

3. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

11.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.