Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/2060 E. 2023/3012 K. 31.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2060
KARAR NO : 2023/3012
KARAR TARİHİ : 31.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen üstün zilyetlik hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirketin 16.11.2007 başlangıç tarihli Samsun-Çarşamba Havaalanında kain 3.000 m² arazide akaryakıt tesisi kurulması amacıyla kira sözleşmesi akdettiklerini, Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 01.10.2010 tarih ve 2010/1723 Esas, 2010/2136 Karar sayılı kararı ile akdin feshine, tahliye talebinin reddine karar verildiğini, hükmün kesinleştiğini, sözleşme feshedilmesine rağmen davalının işgaline devam ettiğini ileri sürerek davalının müdahalesinin men’i ile 01.10.2010- 01.04.2011 arası için 113.475,06 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi 18.02.2014 tarihli kararında “davacı ile davalı arasındaki kira sözleşmesinin feshine ilişkin mahkeme kararının kesinleştiğini kabul ederek 16.02.2011 ile dava tarihi arasındaki dönem için ecrimisil ve men’i müdahale talebinin kabulüne” karar vermiştir

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 26.01.2017 tarih ve 2017/87 Esas, 2017/105 Karar sayılı kararında yer alan “…geri çevirme kararı ile getirtilen kayıtlardan çekişme konusu 3.000 m² alanın 486 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı, bu parselin üzerinde davalı şerhi bulunmasından dolayı malik hanesinin boş olduğu, 485 ve 486 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının niteliği gözetilerek çekişme konusu 3.000 m² alanın hangi taşınmaz içerisinde kaldığı ve bu yerle ilgili davacının hak sahipliği saptandıktan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “dava konusu taşınmazın eski 486 parsel içerisinde kaldığı, 486 nolu parselin yenileme görerek 500 ada 68 parsel numarasını aldığı, parselin davalı olduğu Çarşamba Kadastro Mahkemesinin 2006/35 Esas sayılı dosyasının derdest ve taşınmazın malik hanesinin boş olduğu, eldeki dosya taraflarının Kadastro Mahkemesinde görülen davada taraf olmamaları, herhangi bir hak iddiasında bulunmamaları nedeniyle söz konusu davanın neticesinin beklenmesi gerek görülmeksizin davacı tarafından davaya konu edilen taşınmaz bölümünün halen davalı ve malik hanesinin boş olması, taşınmazda davalıya nazaran üstün bir ayni veya şahsi hak iddiası ortaya koyulmaması nedeniyle davacının ecrimisil ve müdahalenin men’ini talep hakkı bulunmadığından davanın reddine” karar verilmiştir

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; keşifle birlikte dava konusu taşınmazın “Çarşamba Havalimanı Sahası” dahilinde olduğunun tespit edildiğini, müvekkil kurumun söz konusu alanı davalı tarafa kiraladığını, davalı tarafın kiralayan olarak müvekkil kuruma bedel ödediğini, hâlen keşif ve bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere dava konusu taşınmazın müvekkil kurum nezdinde olduğunu, davalıya ihale ile teslim edilen taşınmazla ilgili dava dışı taraflar arasındaki uyuşmazlığın işbu dava ile herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, kira sözleşmesinin şahsi hak oluşturacağını ve geçerliliği için mülkiyet, yazılılık şartlarının bulunmaması karşısında Çarşamba Kadastro Mahkemesinin 2006/35 Esas sayılı dosyası ile işbu davanın konusu, tarafları ve talepleri ile herhangi bir bağlantısının olmadığını, dile getirmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, üstün zilyetlik hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkin olup uyuşmazlık davacı ile davalı arasındaki kira sözleşmesinin sona erip ermediği, davacının taleplerinin haklı olup olmadığı noktasındadır.

2. İlgili Hukuk
1. Gerek mülkiyet hakkı sahibi ve gerekse başka bir hakka dayanarak mülkiyet hakkı sahibinden taşınmazı belirli bir süre elinde tutma hakkı kazanmış kişiler, mülkiyet hakkının ve sözleşme ile edindiği hakkın kendisine sağladığı yararlanmalar için üçüncü kişilerin engellemeleri karşısında, yargı yolu ile hakkın korunmasını isteyebilirler. Bu hak, mülkiyet ve sözleşmeye dayanan şahsi hakkın varlığı süresince mütecavizi fiilen defetme hakkı biçiminde olabileceği gibi, müdahalenin sürekliliği hâlinde yargı yolu ile de istenebilir.

2. Öğretide ve yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).

3. Değerlendirme
1. Dosya kapsamında dava dilekçesi incelendiğinde davacı, Samsun-Çarşamba Havaalanında kain 3.000 m² arazide akaryakıt tesisi kurulması amacıyla davalı şirketle 16.11.2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesi akdettiklerini, Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 01.10.2010 tarih ve 2010/1723 Esas, 2010/2136 Karar sayılı kararı ile akdin feshine, tahliye talebinin reddine karar verildiğini, bu nedenle davalının artık hak sahibi olmadığını, taşınmazı tahliye etmediğini belirterek el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteminde bulunmuştur.

2. Davacı davasını, mülkiyet hakkına değil; sahip olduğu üstün zilyetlik hakkına dayanarak davalı ile arasındaki kira sözleşmesine ve bunun feshedilmesine dayandırmıştır.

3. Bu nedenle davacı, davalı ile arasındaki kira akdinin feshine dair hüküm kesinleştikten sonra el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talep edebilecektir. Mahkeme ise ortada kesinleşme şerhi olmadığı hâlde davacı ile davalı arasındaki kira akdinin feshi ve tahliye talepli Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesine ait 2010/1723 Esas sayılı davada kira sözleşmesinin feshine, tahliye talebinin reddine dair 01.10.2010 tarihinde verilen kararın davalıya tebliği ile davalının temyiz kanun yoluna başvurmamasını, kararın kesinleşmesi olarak kabul etmiştir.

4. Davacı ile davalı arasındaki Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin kira sözleşmesinin feshine ilişkin 2010/1723 Esas sayılı kararının kesinleşip kesinleşmediği, karar hakkında kesinleşme şerhi tanzim edilip edilmediği tespit edildikten sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde araştırma yapılmaksızın hükmün temyiz edilmemesi nedeniyle kesinleştiğini kabul eden bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması doğru değildir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

31.05.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.