YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/21
KARAR NO : 2023/1617
KARAR TARİHİ : 20.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Yargıtay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı dahili davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili, müvekkilinin paydaşı olduğu 149 ada 9 parsel sayılı taşınmazda, dava dışı önceki paydaşı …’nun 113/480 payını 29.11.2013 tarihinde davalı …’e sattığını, satışla ilgili müvekkiline noter bildirimi yapılmadığını belirterek, önalım hakkı nedeniyle davalı Süheda Er adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili 24.09.2014 tarihli dilekçesi ile de davayı sehven …’e karşı açtıklarını, tapu kaydını incelediklerinde dava konusu taşınmazın önceki paydaşı Süheda Er’in 113/480 payını 29.11.2013 tarihinde …’ya sattığını öğrendiklerini belirterek …’nun davalı olarak davaya dahil edilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davaya dahil edilen … cevap dilekçesinde, davacının satışı bildiğini, kötüniyetli olarak bu davayı açtığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE BOZMA
1. İlk Derece Mahkemesinin 27/04/2015 tarihli ve 2014/4199 Esas, 2015/224 Karar sayılı kararıyla “davanın kabulü ile dava konusu 149 ada 9 parsel sayılı taşınmazda davalı … adına kayıtlı 113/480 payın iptali ile davacı adına tesciline; davalı Süheda Er yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına” karar verilmiştir.
IV. BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Yargıtay Bozma Kararı
1. Hüküm, dahili davalı … vekili tarafından, dava konusu taşınmazda paydaşlar arasında fiili taksim yapıldığı, davacının ve müvekkilinin kullandığı yerlerin belirli olduğu iddiasıyla temyiz edilmiştir.
2. Yargıtay 14. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 04.10.2018 tarih ve 2016/5951 Esas, 2018/6348 Karar sayılı ilamıyla “davalı vekili tarafından fiili taksim savunmasında bulunulduğuna göre mahkemece, dava konusu taşınmaz üzerinde fiili taksim yapılıp yapılmadığının ve özellikle davacı ile davalının (ve buna bağlı olarak payı satın aldığı önceki paydaşın) kullandığı bölümler bulunup bulunmadığının mahallinde keşif yapılarak, taraf tanıkları da taşınmaz başında dinlenmek suretiyle araştırılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. İlk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, “davanın kabulüne, dava konusu 146 ada 9 parsel sayılı taşınmazda davalı … adına kayıtlı 113/480 payın iptali ile davacı adına tesciline, karar kesinleştiğinde bankaya bloke edilen bedelin davalıya ödenmesine” karar verilmiştir.
2. İlk derece mahkemesince “davalı vekilinin kadar fiili taksim savunmasında bulunmasına karşın davacının ve davalıya pay satan kişinin kullandığı ayrı ayrı bölümlerin olmadığı, keşfen ve dinlenen tanık beyanlarına göre davalının fiili taksim olgusunun ispatlayamadığı” gerekçesiyle hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalı … vekili temyiz etmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Davacı tarafın 01.09.2014 tarihli dava dilekçesi ile iş bu davasını Süheda Er’e karşı açtığını, müvekkile karşı açılmış bir dava olmadığını, davacı tarafın 23.09.2014 tarihli talebiyle müvekkil …’nun davaya davalı olarak dahil edilmesi için talepte bulunduğunu, davacı tarafın tapu müdürlüğünden gelen cevap neticesinde satıştaki tarafları öğrendiğini beyan ettiğini, yapılan taraf değişikliğinin kabulünün mümkün olmayacağını, HMK’nun 124/1. maddesi gereği bu talebin mahkemece kabul edilmemesi gerektiğini ve karşı tarafın açık rızasının alınmadığını,
2. Taşınmaz yönünden yapılan itirazlarının mahkemece nazara alınmadığını, dava tarihinden itibaren 8 yıl sürenin geçtiğini, müvekkilinin yargılama süresince zararının arttığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
D. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme:
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 732 ve devamı maddeleri uyarınca açılan önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesiyle “Tarafta iradi değişilik” konusunu düzenlemiştir. Anılan düzenlemeye göre; bir davada taraf değişikliği ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür (HMK, m. 124/1). Ancak kanun koyucu bu konuda yasalarda yer alan özel hükümleri saklı tutarak (HMK, m. 124/2) hâkimin izni ile taraf değişikliği yapılabilecek hâllere de yer vermiştir. Maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği gibi, tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması durumunda da hâkimin izniyle taraf değişikliği yapılabilecektir (HMK, m. 124/3,4). Kabul edilebilir bir yanılgı olarak değerlendirilen hâller, temelinde, dürüstlük kuralına uygun bir iradeyle yanlıştan, hatadan dönme mahiyeti taşıdığından bu gibi durumlarda HMK’nın 124. maddesinin 3 ve 4. fıkralarında aranan şartlar aslında aynı anda gerçekleşmiş olur.
3. Değerlendirme
1. Dava konusu 146 ada 9 parsel sayılı taşınmaz yönünden önalım hakkını dava yoluyla ileri süren davacı … dava dilekçesinde davalı Süheda Er’e husumet yöneltmek suretiyle tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur. Dava konusu parsel 29.11.2013 tarihinde paydaş Süheda Er tarafından …’ya satılmıştır. Önalım davasında husumetin payı satın alana yöneltilmesi gerekmektedir. Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen Süheda Er payını satan paydaş olup, dava dilekçesinde payı satın alan …’ya husumet yöneltilmemiştir. Yargılama sırasında davacı vekili iradi taraf değişikliğine ilişkin istemde bulunmuş, payı satın alan …’nun davaya dahil edilmesini talep etmiştir.
2. Yukarıda (V.D.2.) bendinde de izah edildiği şekilde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124/1. maddesine göre bir davada taraf değişikliği ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Taşınmazdan pay satın alan ve dahili davalı olarak gösterilen …’nun iradi taraf değişikliğine ilişkin açık rızasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1020. maddesine göre tapu sicili aleni olup alâkası olduğunu ispat eden herkes bu kayıtları inceleyebileceğinden, basit bir araştırmayla payı satın alanın tespiti mümkün olup, bu yönde maddi hatanın yapıldığı söylenemez. Mahkemece açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü ile …’nun dava konusu taşınmazdaki payının iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Dahili davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
20.03.2023 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
(Muhalif)
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.