Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/2179 E. 2023/2911 K. 29.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2179
KARAR NO : 2023/2911
KARAR TARİHİ : 29.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı …, mazbut İ… Vakfı’na ait 52 ada 14 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından sağlık ocağı olarak kullanıldığını ileri sürerek ecrimisil talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, … ile Vakıflar Bölge Müdürlüğü arasındaki ön tahsis protokolü uyarınca kiracı olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.05.2017 tarihli 2007/161 Esas ve 2013/520 Karar sayılı ile davanın kısmen kabulüne, toplam 51.440,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 08.09.2014 tarihli 2014/8762 Esas ve 2014/13745 Karar sayılı kararı ile, davacının 01.03.2002 tarihi ile 28.02.2007 tarihi arasındaki dönem için 73.120,00 TL ecrimisil talep ederek davayı açtığı, davacı vekilinin 06.11.2013 tarihli oturumda, bilirkişilerin hesaplamış olduğu miktardan 51.440,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istediği, mahkemece de anılan miktar üzerinden ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne karar verildiği, davacı tarafın temyiz itirazları yerinde olmadığı; davalı tarafın temyiz itirazlarına gelince, dava konusu taşınmazın davacı idare tarafından ön tahsis protokolü ile davalı bakanlığın kullanımına bırakılmış olduğu, anılan protokolde tahsis bedelinin de öngörüldüğü, bu nedenle davalının işgalci ve kötü niyetli zilyet olduğundan söz edilemeyeceği, davacının taşınmazın boşaltılmasına dair 07.06.2005 tarihli yazısının tebliğ edildiği tarihten önceki dönem için davalının ecrimisille sorumlu tutulamayacağı, tebliğ tarihi ile 28.02.2007 tarihi arasındaki dönem için ecrimisile karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere 04.05.2002 tarihinden itibaren hesaplanan ecrimisilin hüküm altına alınmasının doğru olmadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

3.İlk Derece Mahkemesinin 18.05.2017 tarihli 2015/62 Esas ve 2017/316 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, toplam 11.193,19 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

4.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

5. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 13.11.2018 tarihli 2018/13246 Esas ve 2018/18563 Karar sayılı kararı ile; davacı kurum vekilinin 02.02.2010 günlü dilekçesi ve ekleri ile emsal kira sözleşmesi sunmasına rağmen anılan sözleşmelerdeki bedeller irdelenmeden sonuca gidildiği, mahallinde keşif yapılarak emsal kira sözleşmelerinin değerlendirilmesi için konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/184 Esas sayılı dosyasının eldeki dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile; bozma ilamında belirtilen hususlara yönelik taşınmaz başında keşif icra edilerek rapor alındığı, alınan bilirkişi raporunun usul ve esasa uygun denetlenebilir olduğu gerekçesiyle ıslah dilekçesi doğrultusunda asıl ve birleştirilen davaların kabulüne, asıl dava yönünden 94.547,41 TL, birleştirilen dava yönünden toplam 192.702,74 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, asıl dava yönünden Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamı ile davacının temyiz itirazlarının reddine karar verilerek davalı lehine usuli müktesep hak oluştuğunu, ancak mahkemece dikkate alınmadığını, mahkemece bozma ilamına uyularak verilen kararın Yargıtay 8. Hukuk Dairesince bozulduğunu, bozma ilamından sonra İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/184 Esas sayılı dosyasının eldeki dava ile birleştirilmesine karar verildiğini, bilirkişi raporu üzerine verilen ıslah dilekçesine, cevap dilekçesiyle zamanaşımı itirazında bulunmalarına rağmen mahkemece dikkate alınmadığını, davanın belirsiz alacak değil kısmi dava olduğunu belirtmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ecrimisil talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi

3. Değerlendirme
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2-Kural olarak, mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğar. Diğer taraftan yerel mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (09.05.1960 gün, 21/9 sayılı YİBK).

Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir ve davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Somut olayda, asıl dava dilekçesinde 73.120,00 TL ecrimisil talep edildikten sonra, davacı vekilinin 06.11.2013 tarihli celsede 51.440,00 TL talep ettiklerini bildirmesi üzerine mahkemece ilk kararda davanın kısmen kabulüne, 51.440,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline dair verilen karar, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi davacı tarafın temyiz talebinin reddine, davalı tarafın temyiz talebinin kabulüne karar vererek 28.02.2007 tarihinden itibaren ecrimisil hesaplanması gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur. Bozma ilamına uyan mahkemece davanın kısmen kabulüne, 11.193,19 TL’nin davalıdan tahsiline dair verilen karar, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafların temyiz talebinin kabulüne karar vererek ecrimisil hesabı yönünden hükmü bozmuştur. Bozma ilamından sonra İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/184 Esas sayılı dosyasının eldeki dava ile birleştirilmesine karar verilmiş, mahkemece asıl ve birleştirilen davaların kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekilinin 06.11.2013 tarihli celsede asıl dava yönünden 51.440,00 TL talep etmesi üzerine mahkemece kabul kararı verilmekle ve davacının temyiz talebi reddedilmekle davalı lehine usuli kazanılış hak doğmasına rağmen mahkemece 94.547,41 TL ecrimisil bedeline hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
1. Yukarıda V-C-3-1 paragrafında açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE;

2. Yukarıda V-C-3-2 paragrafında açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.