YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2238
KARAR NO : 2023/3700
KARAR TARİHİ : 06.07.2023
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile ortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların müştereken malik olduğu 7036 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ortaklığın öncelikle aynen taksim, mümkün olmadığı takdirde satış yoluyla giderilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 06.12.2016 tarihli ve 2016/240 Esas, 1744 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile ortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 23.11.2017 tarihli ve 2017/2233 Esas, 8766 Karar sayılı ilamıyla özetle; “Paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda, aynen taksimin mümkün olması durumunda, tarafların fiili kullanım durumlarının gözetilerek, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk olmaması halinde, eksik değerdeki parçaya para (ivaz) eklenerek denkleştirme sağlanır.
3. Somut olaya gelince, mahallinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen fen bilirkişisinin 28.10.2013 tarihli raporunda, parselin ifraz koşullarını taşıdığı belirtilmiş, onay makamı da aynen bölünmenin mümkün olduğu yönünde görüş bildirmiştir. Ziraat mühendisi ve mimar bilirkişileri ise 30.10.2013 tarihli ortak raporlarında, tarafların pay oranlarına göre taşınmazın ivazlı veya ivazsız taksiminin mümkün olmadığını ve ortaklığın ancak satış yoluyla giderilebileceği belirtilmiş; ancak fen bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, paylaştırılma sonucunda taraflara taksim edilen yerlerin aynı nitelikte ve değerde olup olmadığı konusunda bir inceleme yapılmadığı gibi mahkemece de tarafların bilirkişi raporuna yaptığı itirazlar değerlendirilmemiş ve raporlar arasında taksimin mümkün olup olmadığı konusundaki çelişki giderilmemiştir. Ayrıca, önceki bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
3. Hal böyle olunca; harita mühendisi, ziraat mühendisi ve inşaat mühendisi bilirkişinin bulunduğu bilirkişi kuruluyla mahallinde yeniden keşif yapılarak, yukarıda değinilen ilkeler, tarafların beyanları ve taşınmaz üzerindeki evlerin fiili kullanım durumları gözetilerek, ivazlı ya da ivazsız aynen taksiminin mümkün olup olmayacağını açıklığa kavuşturan rapor alınarak, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, noksan inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
4. Kabule göre de; hüküm sonucunda, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 255,00 metrekarelik bölümün davalı … adına, (B) harfiyle gösterilen 424 metrekarelik bölümün de davacı … adına tesciline hükmedilmek suretiyle aynen taksime karar verilmesi gerekirken, hissenin tesciline şeklinde hüküm kurulması da isabetsizdir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile dava konusu 7036 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesine; fen bilirkişisinin 07.09.2018 tarihli raporu doğrultusunda, ifraz krokisinde (A) harfi ile gösterilen 255,00 m²’lik kısmın davalı … adına; (B) harfi ile gösterilen 424 m²’lik kısmın davacı … adına tescili suretiyle üzerindeki muhdesatlarla birlikte taşınmazın aynen taksimine; davacı tarafından mahkeme veznesine depo edilen 83.061,39 TL ivaz farkının bankanın vadeli hesabında nemalandırılarak, kararın kesinleşmesini müteakip talep üzerine davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan ifraz krokisinin, bozma ilamına aykırı şekilde fiili kullanım durumu dikkate alınmadan düzenlendiğini, bu rapor doğrultusunda verilen aynen taksim kararına göre, müvekkili tarafından kullanılan küçük bahçe ile evin balkonunun davacıya bırakıldığını, kalan bölümün amaca uygun kullanılmasının mümkün olmadığını, bu bölümde değer kaybı meydana geldiğini,
2. Tarafların 35 yıldan beri aralarında niza olmaksızın, evlerini müstakilen kullandıkları ortak sınırın esas alınarak taşınmazın aynen taksimine karar verilebileceğini, hisse değişikliği halinde müvekkilince ödenmesi gereken bedelin belirlenmesi gerektiğini, ortak sınırdan aynen taksim mümkün olmaz ise ortaklığın satış yoluyla giderilmesi gerektiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bozma ilamının gereklerinin yerine getirilip getirilmediği, kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 698 ve 699 uncu maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 ve 439 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Bu nedenle davacının satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez.
2. Paydaşlığın giderilmesi davalarında, mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüz ölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ve tarım arazilerinin niteliği ile imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.
3. Ayrıca, taşınmazın aynen taksiminin mümkün olup olmadığının objektif esaslara uygun olarak belirlenmesi ve taşınmaz mülkiyetine ilişkin genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibinin de göz önünde bulundurulması gerekir.
4. Aynen bölünerek paylaştırmanın (taksimin) mümkün olması durumunda, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde, eksik değerdeki parçaya para (ivaz) eklenerek denkleştirme sağlanır. Paydaşlar arasında anlaşma olmadıkça, hakim kendiliğinden bazı taşınmazların bir kısım paydaşlara, kalanın diğer paydaşlara verilmesi şeklinde aynen bölünerek paylaştırmaya karar veremez.
5. Bölme istemi durum ve koşullara uygun görülmezse ve özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünmesine olanak yoksa açık artırmayla satışa hükmolunur. Satışın paydaşlar arasında yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasına bağlıdır.
6. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; mahkemece, her ne kadar bozma ilamına uyulmuş ise de gereği yerine getirilmemiş; bozma ilamında açıkça bu hususların dikkate alınması vurgulanmasına rağmen, tarafların çok uzun zamandır süregelen fiili kullanım durumları gözetilmeksizin ve davalıya ait evin kullanımını önemli ölçüde olumsuz etkileyecek şekilde düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmiştir.
7. Bu durumda mahkemece, mahallinde 02.08.2021 tarihinde yapılan keşif sonrası harita mühendisi fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 23.08.2021 tarihli raporun ilk sayfasında yer alan ve uydu görüntülerinden faydalanmak suretiyle hazırlanan krokide, tarafların kırmızı renkle gösterilen fiili kullanım sınırları dikkate alınarak, ifraz krokisinin hazırlanması ve gerekiyorsa davalı tarafça karşılanması gereken ivaz ilavesi bedelinin hesaplanması hususunda bilirkişilerden öncelikle ek rapor aldırılması; ek raporla mümkün olmaz ise mahallinde uzman bilirkişiler eşliğinde yeniden keşif yapılarak rapor alınması; taşınmazın sözü edilen şekilde aynen bölünmesi mümkün değilse, tarafların itiraz etmedikleri 30.10.2013 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak ortaklığı satış yoluyla giderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere fedakarlığın denkleştirilmesi prensibine aykırı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş; açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.