Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/2371 E. 2023/3110 K. 06.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2371
KARAR NO : 2023/3110
KARAR TARİHİ : 06.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen asıl davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil, karşı davada tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davadaki el atmanın önlenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yıkım talebinin kabulüne, ecrimisil isteminin reddine, karşı davadaki satış bedeli talebinin kısmen kabulüne ve muhdesat bedeli hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar-karşı davacılar vekili ve (katılma yolu ile) davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde, vekil edeninin malik olduğu 28418 ada 2 parsel (eski 490 parsel) sayılı taşınmaza davalıların 15-20 yıldır ev, ahır yaparak ve zeytin ağacı dikmek suretiyle el attığını belirterek; dava konusu taşınmaza davalılar tarafından yapılan haksız el atmanın önlenmesine, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapı ve ağaçların değerinin tespitine ve haksız kullanımdan doğan ecrimisil bedelinin davalılardan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2. Davalılar-karşı davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davacının murisi … tarafından 1965 tarihinde vekil edenlerinin murisi …..’e satılarak zilyetliğinin teslim edildiğini, muris …’in de, dava konusu yere iyiniyetli olarak binalar yapıp, ağaçlar diktiğini, ….ün vefatından sonra da, davacının babasının, bu yeri yine …’e satıldığını içeren bir belge düzenlediğini belirterek; dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile miras payı oranında vekil edenleri adına tesciline, olmazsa taşınmazın değeri ile muhdesatların değerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
1. Davacı-karşı davalı vekili, karşı davanın reddini savunmuştur.

2. Davalılar-karşı davacılar vekili, asıl davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2014 tarihli ve 2012/124 Esas, 2014/588 Karar sayılı kararıyla; asıl dava yönünden davanın kabulüne, dava konusu (490 parsel) 28418 ada 2 parsele davalının ev yapmak ve ağaç dikmek suretiyle müdahalesinin men’ine ve muhtesatların yıkılmasına, infazın davalıya ödenecek tazminatlar ödendikten sonra ifasına, 3.270,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihi olan 28.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya ödenmesine, karşı davanın kısmen kabulüne, taşınmaz üzerindeki yapı, ağaç, yıkım ve nakil masrafı olmak üzere toplam 27.614,00 TL tazminatın dava tarihi olan 19.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, taşınmaz değerine ilişkin olarak davanın kısmen kabulüne, 32.920,00 TL’nin 19/04/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.02.2020 tarihli ve 2018/4479 Esas, 2020/1803 Karar sayılı ilamıyla;

“… 1) Asıl davada, davalılar/karşı davacılar vekilinin el atmanın önlenmesine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalılar vekilinin el atmanın önlenmesi isteminin kabulüne yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2) Asıl davada, davalılar/karşı davacılar vekilinin ecrimisil ve kal talebinin kabulüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Gerek öğretide gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle işgal tazminatı, hak sahibinin, taşınmazı kullanması nedeniyle kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir bedeldir.

Ne var ki; uygulamada taşınmazı kullanan kişi, haklı bir sebebe dayandığına inanarak veya bir edim karşılığı ya da davacının rızası dahilinde kullandığından bahisle yararlanmayı sürdürüyorsa (harici satış, fiili taksim, kira sözleşmesi vs.) bu gibi hallerde, rızanın ortadan kalkması veya tarafların aldıklarını iade etmesine kadar taşınmazı elinde bulundurma haksız ve kötü niyetli kullanım kabul edilmemektedir. ….. dayalı kullanım, haksız ve kötü niyetli bulunmadığından tazminat ile sorumluluk da söz konusu olmamaktadır.

Bu ilkeler çerçevesinde somut olaya bakıldığında, davalıların dava konusu edilen taşınmazı harici satım sözleşmesine dayalı olarak kullandığı düşünüldüğünde, kötüniyetli olarak kabul edilmeyecekleri ortadadır.

Hâl böyle olunca, mahkemece ecrimisil isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere ecrimisil isteminin kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Yine, somut olayda, davalıların murisi…..in, dosyaya sunulan 1965 tarihli harici satım senedine göre davacılar kök murisi ….’ten dava konusu taşınmazın 1000 m²’lik yeri satın aldığı, zilyetliğin teslim edilmesi üzerine dava konusu taşınmazda muhdesatlar meydana getirdiği sabit olduğuna ve davalıların karşı dava ile tapu iptali ve tescil olmazsa taşınmazın değeri ve TMK’nın 723 üncü maddesi gereği muhdesat bedellerinin kendilerine ödenmesini talep ettiklerine göre, davalıların iyiniyetli olduklarının kabulü gerekir. O halde mahkemece davalılar tarafından kullanılan yapıların kaline karar verilirken TMK’nın 723 üncü maddesinin gözetilmemesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle de bozulmasını gerektirmiştir.

3) Karşı davada davacılar vekilinin tapu iptal ve tescil isteminin reddine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, karşı davada davacılar vekilinin tapu iptal ve tescil isteminin reddine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4) Karşı davada davacılar vekilinin terditli istemi olan harici satış senedindeki bedelin tazminine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Karşı davacı, iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi halinde ödediği bedel yönünden tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkemece, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeri olan 32.900,00 TL nin karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine karar verilmiş ise de, bu hükme katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, kural olarak, 10.07.1940 tarihli ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder.

O halde, harici satış sözleşmesindeki satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekir. Sözleşmedeki, bedelin, uyarlama ve denkleştirici adalet kuralları, 10.07.1940 tarihli ve 1939/2 Esas, 1940/77 Karar ile 07.06.1939 tarihli 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı YİBK kararlarının kapsamları ve TEFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlara, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanarak belirlenmesi gerekirken, taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir. O halde mahkemece yapılacak iş, bu konuda uzman bilirkişilerden bir hesap, bir serbest muhasebeci yada mali müşavir ve bir bankacıdan harici satımı yapan murisin davacı/karşı davalı dışında mirasçılarının da olduğu gözönüne alınarak denetime elverişli rapor alınması, ve sonucuna göre hüküm kurulması olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

5) Karşı davada davacılar vekilinin muhdesat bedelerinin tazminine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Somut olayda,mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazlar üzerindeki muhdesatların değeri 24.701,25 TL, yapıların yıkım ve moloz nakil bedeli ise, 2.193,20 TL olarak belirlenmiş, mahkemece bu bedellerin toplamı olan 27.614,00 TL nin karşı davalıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş ise de mahkemece, sadece muhdesatların değeri üzerinden tazminata hükmedilmesi gerekirken, yıkım giderlerinin de davalılardan tahsiline karar verilmesi doğru değil değildir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince (özetle),
1. Asıl davada talep edilen el atmanın önlenmesine ilişkin ilk kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği,

2. Davaya konu taşınmazın A harfi ile gösterilen 1.083,27 m²’lik kısmına davalılar tarafından tecavüz edildiği ve davalıların bu kısımda ağaç dikip yapılar yaptığı,

3. Davalıların iyiniyetli olmaları nedeniyle TMK’nın 723 üncü maddesi gereğince muhtesat bedelinin davalılara ödenmesi gerektiği,

4. Bilirkişi raporunda tespit edilen 24.701,25 TL’nin asıl dava davacısı tarafından mahkeme veznesine depo edildiği,

5. Davalıların dava konusu yeri harici satım sözleşmesine dayalı olarak kullandıkları ve kötüniyetli olarak kabul edilemeyecekleri,

6. Karşı dava yönünden, karşı davacıların, tapu iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi halinde ödediği bedel yönünden tazminat talebinde bulundukları,

7. Tapulu taşınmazın harici olarak satımı mümkün olmadığından tapu iptali ve tescil talebinin dinlenme olanağının bulunmadığı,

8. Terditli talep olan satış bedeli yönünde değerlendirme yapmak gerektiği,
9. Harici satış sözleşmesindeki satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre 4.118,90 TL olarak belirlendiği,

10. Asıl davada yıkım kararının neticesi olarak davalı-karşı davacılara mahkeme veznesine depo edilen (24.701,25 TL ) bedelin kararın kesinleşmesinden itibaren ödenmesine karar verildiği,

11. Bu yönü ile karşı davadaki muhdesat bedeline ilişkin talepler yönünden (aynı mahiyetteki talep hakkında) yeniden karar verilmesine yer olmadığı,

12. Ancak karşı davada, karşı davacıların muhdesat bedeline ilişkin talepleri yönünden faiz talepleri de bulunduğundan faize ilişkin talebin ayrıca değerlendiği gerekçesiyle asıl davadaki el atmanın önlenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yıkım talebinin kabulüne, davacı tarafça mahkeme veznesine depo edilen 24.701,25 TL muhdesat bedelinin kararın kesinleşmesinden itibaren davalı-karşı davacıya ödenmesine, ecrimisil isteminin reddine, karşı davadaki satış bedeli talebinin kısmen kabulüne, 4.118,90 TL’nin 19/04/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıdan alınarak davalı- karşı davacıya verilmesine, muhdesat bedeline ilişkin talep açısından belirlenen 24.701,25 TL bedelinin asıl davada davalı-karşı davacıya ödenmesine karar verildiğinden bu talep yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, muhdesat bedeli olan 24.701,25 TL’nin 19/04/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizinin davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar-karşı davacılar vekili ve (katılma yolu ile) davacı-karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar-karşı davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;

1. Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,

2. Muris Halil’in iyiniyetli olarak satın aldığı taşınmaz üzerinde evler inşaa edip ağaçlar diktiğini,

3.Taşınmazın karşı taraf adına kayıtlı olan tapusunun iptal edilip vekil edenleri adına hisseleri oranında tapuya tescil edilmesi gerektiğini,

4. Men’i müdahale ve ecrimisil taleplerinin kabul edilemeyeceğini,

5. İyiniyetli olarak yapılan binaların değerinin taşınmazın satın alındığı tarihteki değerinden çok fazla olduğunu ve bu hususun mahkemece araştırılmadığını,

6. Temliken tescil taleplerinin doğru değerlendirilmediğini,

7. Harici satış bedelinin çok düşük hesaplandığını,

8. Karşı taraf lehine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderinin gereğinden fazla ve kendi lehlerine karar verilen vekalet ücreti ve yargılama giderinin ise gereğinden az olduğunu ileri sürmüştür.

Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

1. Davacıların dayanak olarak sundukları satış senedinin dava konusu yere ilişkin olmadığını,

2. Haricen satın alınan yer ile niza konusu yerin farklı olduğunu,

3.Muhtar senedi ile satın alınan yerin okul sınırları içinde kaldığını,

4. Yapılan eski evin yıkıldıktan sonra yan tarafında bulunan davacı arsasına haksız şekilde yeni ev yapıldığını,

5. 04/03/2013 tarihli Bilirkişi Raporu ekinde yer alan krokiden de açıkça anlaşıldığı üzere, söz konusu harici satım senedinde yer alan taşınmazın iddia ve savunmalarımız doğrultusunda okul alanı içerisinde kalan yer olduğunun açıkça görüldüğünü,

6. Senedi kapsadığı yerine hangi bölümde kaldığı hususunun aydınlatılamadığını,

7. İddia ve savunmalarının değerlendirilmediğini,

8. İyiniyetli olan vekil edenleri aleyhine tazminata hükmedilemeyeceğini,

9. Satış bedeli konusunda sorumlu olmadıklarını,

10. Asıl davanın tam kabulü ve karşı davanın ise tümden reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini,

11. Yargılama giderlerinin karşı yana yüklenmesi ve lehlerine tespit olunan vekalet ücretinin daha yüksek olması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapı ve ağaçların değerinin tespiti ve haksız kullanımdan doğan ecrimisil bedelinin tahsili karşı dava ise, tapu iptali ve tescil olmazsa, taşınmazın değeri ile muhdesatın değerinin tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 683, 723, 724 ve 995 inci maddeleri,

3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 706, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 213 (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237.), 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89 uncu maddeleri, 10.07.1940 tarihli ve 1939/2 Esas, 1940/77 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar-karşı davacılar vekili ve (katılma yolu ile) davacı-karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.