Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/2568 E. 2024/214 K. 16.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2568
KARAR NO : 2024/214
KARAR TARİHİ : 16.01.2024

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/1 E., 2022/177 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı mirasçısı … vd. vekili tarafından duruşmalı olarak, duruşmasız olarak davacı mirasçısı … ve … vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.01.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davacı … mirasçılarından …, …, …, … ve … vekili Avukat …; davacılardan … ve … adına Avukat … ile karşı taraftan davalılardan …, …, …, …, …, …, … ve … vekili Avukat … geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; dava konusu 2424, 2433, 2437 ve 1526 parsellerin tarafların ortak murisi …’dan kaldığını, bu taşınmazların mirasçıların aralarında yaptıkları 25.10.1969 tarihli senetle TMK’nın 677 nci maddesi gereğince davacıya verildiğini, ancak kadastroda ortak muris adına tespit ve tescil edildiğini belirterek taşınmazlara ait tapu kaydının iptaliyle tamamının davacı adına tesciline karar verilmesini istemiş, 14.12.2006 tarihli dilekçe ile de 1526 parselin yanlışlıkla yazıldığını, bu parselle ilgili talepleri bulunmadığını belirtmiştir.

II. CEVAP
1.Davalılardan … , …, …, …, … , … , …, …, …; tüm kardeşler arasında böyle bir sözleşme yapıldığını ve bu sözleşmeye göre herkesin kendi payına düşen yerden birer dekarı babalarının borcu karşılığında davacıya verdiğini, verilen yerin 14 dekar olup ancak davacının 14 dekardan fazla yeri adına tapulamak istediğini, bunu kabul etmediklerini belirtmiştir.

2. Davalılardan … ve Hürmüz Yüksel Bağcı; sözleşmedeki imzaların kendilerine ait olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

3. Bir kısım davalılar vekili; sözleşmenin geçersiz olduğunu, bir kısım mirasçının parmak izi bastığını ancak onaylanmadığını, sözleşmeye tüm mirasçıların katılmadığını, imza ve mühürlerin sıhhatinin şüpheli olup muhtarın şahit olarak imza attığını, yok hükmünde sözleşmeye dayanılamayacağını, … ile …’ün de imzalarını inkar ettiklerini, kabul doğrultusunda verilebilecek miktarın da en fazla 14 dönüm olabileceğini, kabule karar verilecekse 2437 parselde davacı lehine verilen payı dışındaki miktarın çıkartılarak kalan miktarın 2424 ve 2433 parsellerdeki davalılar paylarına isabet eden payların iptali ve davacı payına ilave edilmesini, davacı eğer üç taşınmazdan da pay istiyorsa kendisine sorularak 2437 parselden fazla kısmın çıkartılması gerektiğini açıklayarak davacının fazla isteminin reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 19.12.2006 tarihli ve 2005/246 Esas 2006/855 Karar sayılı kararıyla, 2437 parsel hakkındaki davanın kabulüne; 1526 parselin dava konusu yapılan taşınmazlar arasında olmadığından reddine; 2424 ve 2433 parseller hakkındaki davanın ise on yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçeleriyle reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 19.12.2006 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.12.2007 tarihli ve 2007/6842 Esas 2007/7283 Karar sayılı kararıyla; “taraflar arasındaki senet, kadastro tespiti sonrası, kesinleşme öncesi yapıldığı için on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması mümkün olmadığından taraf delilleri değerlendirilerek hüküm kurulmak” üzere karar bozulmuştur.

3.Mahkemenin 30/12/2009 tarihli ve 2009/526 Esas, 2009/750 sayılı Kararıyla bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, 1526 parsel ile ilgili davanın reddine, 2437, 2424 ve 2433 parsel sayılı taşınmazların tapusunun iptali ile davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
4.Mahkemenin 30/12/2009 tarihli kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

5. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 09.07.2013 tarihli ve 2013/6675 Esas, 2013/10735 sayılı Kararıyla “dava konusu 2437, 2424 ve 2433 parsellerle ilgili kabul kararı temyiz edilmiş ise de 2437 parsel yönünden mahkemenin daha önce verdiği kabul kararı taraflarca temyiz edilmeyip kesinleştiğinden temyiz incelemesinin 2424 ve 2433 parseller yönünden yapılacağı, temyize konu 2424 parsel 03.07.1968, 2433 parsel ise 04.07.1968 tarihinde muris … adına yapılan kadastro tespitinin 03.06.1972 tarihinde kesinleştiği, tüm mirasçıların katıldığı, çoğunluğunun imza, bir mirasçının mühür, bir mirasçının ise parmak izi ile tasdiklediği 25.10.1969 tarihli hisse senedi ve borç kabul senedi başlıklı belgeye dayanarak davacının talepte bulunduğu, bu belgede tüm mirasçıların yer alması, parmak izi ve mühür yönünden ise gerek şahit gerek muhtar ve azaların imzaları ile tasdikinin olması sebebiyle geçerli olduğundan çözülmesi gereken sorunun dayanak belgede bahsedilen 14 dönümden anlaşılması gereken hususun 14.000 m² mi olduğu yoksa yerel tabirlere göre fazla bir miktarın mı dikkate alınması gerektiği olup tanık beyanları ve Dairenin geri çevirme ile alınan yazı cevapları ve tutanaklara göre dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalde bir dönümün bir dekara eşit olduğu ve 1.000 m²’ye tekabül ettiği bu nedenle Mahkemenin senette tahmini miktar yazıldığı, zeminde kullanılan kısımların sabit sınırlı olduğu, davaların üç parça taşınmazdaki tüm paylarını davacıya devrettiklerine ilişkin kabulünün doğru olmadığı, bu durumda mahkemece yapılması gereken işin davacının senet sebebiyle davalardan isteyebileceği miktarın 14.000 m² olduğu gözetilerek, daha önce mahkemece kabule karar verilen ve temyiz edilmemesi sebebiyle kesinleşen 2437 parselin toplam 10.750 m² miktarında olduğu, davacıların bunun dışında 2424 ve 2433 parsellerden toplam 3.250 m² daha yer isteyebileceği dikkate alınarak her iki taşınmazların miktarlarının bu miktardan çok yüksek olmaları sebebiyle davacıya seçimlik hakkı olduğunun hatırlatılması, davacı tarafın yapacağı seçime göre ya seçilen taşınmazdan 3.250 m² ya da her iki taşınmazdan seçime göre toplam 3.250 m² miktarındaki davalılara ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar vermek, 2437 parselle birlikte toplam 14.000 m² taşınmazın davacı adına tescilini sağlamak olmalıdır” gerekçesiyle hüküm bozulmuş, “taşınmaz değerine göre karar ve ilam harcının hükümle birlikte tamamlatılması ve vekalet ücretinin harcı yatırılan 20.000,00 TL üzerinden verilmesinde isabetsizlik olmadığı” belirtilmiştir.

6. Mahkemenin 01/10/2015 tarihli ve 2014/82 Esas, 2015/234 sayılı Kararıyla davanın kısmen kabulüne, 1526 ve 2437 parsel ile ilgili verilen kararlar kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2424 parsel sayılı taşınmazın 1250 m²’lik kısmı ile 2433 parsel sayılı taşınmazın 2000 m²’lik kısmının tapusunun iptali ile davcı … adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

7. Mahkemenin 01/10/2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.03.2018 tarihli ve 2016/14155 Esas, 2018/9191 sayılı Kararıyla mahkemece mahallinde keşif yapılmak suretiyle taşınmazın davacı tarafın seçimlik hakkının bulunduğu kısım ve bu kısmın ifrazının kabil olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi hükmün bu şekilde infazı da mümkün bulunmadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

9. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 05.11.2019 tarihli ve 2018/14843 Esas, 2019/9905 sayılı Kararıyla davacı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın seçimlik hakkın doğrultusunda, 1526 ve 2437 parsel ile ilgili verilen kararlar kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 124 ada 407 parsel (eski 2424 parsel) sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile iptal edilen tapu kaydının …’ın veraset ilamı doğrultusunda 1300000/… hissesinin mirasçı … adına, … hissesinin mirasçı … adına, … hissesinin mirasçı … adına, … hissesinin mirasçı … adına, … hissesinin mirasçı … adına, 325000/29568272 hissesinin mirasçı … adına, 975000/29568272 hissesinin mirasçı … adına tescili ile kalan 1523017/1848017 hissenin ise tapu maliki… Oğlu …’ın uhdesinde ipkasına, 124 ada 400 parsel (eski 2433 parsel) sayılı taşınmaz aleyhine açılan davanın reddine, bir kısım davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden 46.218,75 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı mirasçılarından … ve diğerleri vekili duruşmalı olarak, davacı mirasçılarından … ve … vekili duruşmasız olarak temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı mirasçılarından … ve diğerleri vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı lehine ve davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşmenin bir taksim sözleşmesi değil devir sözleşmesi olduğundan davanın kısmen kabul edilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davacı mirasçılarından … ve … vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı lehine ve davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşmenin bir taksim sözleşmesi değil devir sözleşmesi olduğundan davanın kısmen kabul edilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, miras pay devri sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tesciline ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 677 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davacılar vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazına gelince; somut olayda, harçlandırılan dava değeri 20.000,00 TL olup bu değer üzerinden davalı lehine 5.100,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı tarafın vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının 6 numaralı bendinde yer alan “Bir kısım davalı taraflar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 2022 yılı Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi’nin gereğince hesap edilen 46.218,75 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,” cümlesinin çıkartılarak yerine “Bir kısım davalı taraflar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 2022 yılı Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi’nin gereğince hesap edilen 5.100 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davacılar vekilinin vekâlet ücreti hariç sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,

17.100,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.