Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/2577 E. 2023/3637 K. 04.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2577
KARAR NO : 2023/3637
KARAR TARİHİ : 04.07.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/133 E., 2022/555 K.
KARAR : Kısmen kabulüne, kısmen reddine

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin maliki olduğu 8 parsel sayılı taşınmazı davalının yol yapmak suretiyle işgal ettiğini ileri sürerek ecrimisile karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı, yolun kendileri tarafından yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda: “…tecavüzün keşfen sabit olduğu…” gerekçesiyle davanın kabulü ile 383.300,41 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince: “…çekişmeli taşınmazın…. Vakfı adına tescil edilmiş olduğu, 22.05.2014 tarihli bilirkişi raporuna ek krokinin (B) harfi ile gösterilen alanın yol olarak kullanıldığı, davalının beyanında yolun dava dışı …. A.Ş. tarafından yapılarak kullanıldığını savunduğu, yolun davalı … tarafından mı yoksa dava dışı şirket tarafından mı yapıldığının tam olarak tespit edilmemiş olduğu, dava konusu taşınmaza ilişkin Bahçelievler Belediye Başkanlığından getirtilen imar durumunu gösterir belgelerin irdelenmesi, yolun kim tarafından açıldığı, devamının olup olmadığı, herkesçe kullanılıp kullanılmadığı hususlarının araştırılması, ayrıca tarafların dilekçelerinde tanık deliline dayanmaları nedeniyle tanıklarının bildirilmesi hatırlatılarak, gösterecekleri tanıklar da dinlenildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamına karşı davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince talebin reddine karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda: “…dava konusu taşınmazın 8 parsel sayılı, 11.140 metrekare alanlı ve tarla vasıflı iken Bahçelievler Belediyesi tarafından 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesi uygulamasına tabi tutulduğu ve yeni oluşan 2223 ada, 12 parselde 6244,57 metrekere, 2226 ada, 7 parselde 641,57 metrekare olarak hisselendirildiği ve eski 8 parselin imar uygulaması sebebiyle kütüğünün kapandığı, güncel kadastral durumu dikkate alındığında 11.140,00 metrekare alanlı 8 parselin kısmen 2224 ada, 1 parsel üzerine isabet ettiği, geriye kalan kısmının da tescile tabi olmayan meydan ve yol alanında kaldığı, …. grubunun kullandığı iddia edilen parselin (Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olan yer) dava konusu edilen yol ile irtibatının olmadığı, parsel sınırlarının bahçe duvarı ile çevrili olduğu, dava konusu yolun …. Caddesi üzerinden …. Deresi yönüne doğru devamının bulunmadığı, çıkmaz sokak haline geldiği, dava konusu yolu kullanan parsellerin batı yönünden sırasıyla 9, 8526, 10, 11, 18 No.lu parseller olduğu, bu nedenle söz konusu yol kenarında parseli olan tüm taşınmazların istifade ettiği, 09.11.2018 tarihli imar uygulaması ile dava konusu yerin yol olarak ayrıldığı ve herhangi bir parsel bağlantısının bulunmadığı, keşifte dava konusu edilen yerdeki yolun hasır çelikli beton yol olduğu ve yolun şehit …. Sokağı olarak isimlendirildiği, söz konusu ismin İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından verilip kesinleştirildiği, daha önce … tarafından ecrimisil ihbarnamelerinin gönderildiği, böylece kök tapunun davacı … Genel Müdürlüğüne ait olup herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın dava konusu edilen yolun davalı Bahçelievler Belediye Başkanlığı tarafından açıldığı, bu nedenle Vakıflar Genel Müdürlüğüne aitken imar uygulaması sonucu yol olarak bırakılan dava konusu edilen yerle ilgili olarak davacının ecrimisil isteminin koşullarının oluştuğu, İBB’nin sadece açılan sokağa isim verdiği ancak yolun açılmasında İBB’nin herhangi bir katkısının bulunmadığı, ihbar olunan …. Nakliyata karşı açılan dava konusu yerin iş bu dava konusu yerle herhangi bir bağlantısının olmadığı ve yoldan sadece dava konusu parsel malikinin ve …. A.Ş.’nin değil söz konusu yol boyunda bulunan tüm parsel maliklerinin istifade ettiği ve hatta yola hasır çelikle beton atılarak zeminin sağlamlaştırıldığı, bu nedenle söz konusu alanla ilgili olarak davacının ecrimisil isteminin karşılığının oluştuğu, ana dava dosyası ile birleştirilen tüm dava dosyalarındaki talepler dikkate alındığında bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen kök ve ek raporlardaki ecrimisil tutarlarının günün ekonomik koşullarına, taşınmazın niteliklerine uygun olduğu…” gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabul-kısmen reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen ecrimisilin düşük olduğunu, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunde ecrimisil tespit edilmiş olduğunu savunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kendilerine husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, dava konusu edilen yolu kendilerinin açmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber müvekkilinin taşınmazda bir kullanımı olsa dahi davacının bir zararının bulunmadığını, bu hususu ispatlayamadığını, ecrimisil koşullarının oluşmadığını, yolun isminin İBB tarafından koyulduğunu, yolun İBB tarafından açıldığını, belirlenen ecrimisilin faiş olduğunu, tespit edilen ecrimisile dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ecrimisil talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).

2. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

3. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.

4. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.

5. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.

6. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.

3. Değerlendirme
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda dava konusu yolun davalı … tarafından mı, dava dışı şirket tarafından mı yoksa … tarafından mı yapıldığının tam olarak tespit edilmesi, yolun kim tarafından açıldığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre hüküm tesis edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik araştırmayla yetinilerek, bozma ilamı gerekleri yerine getirilmeden, yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

04.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY
Bozma doğrultusunda gerekli araştırmalar yapılarak toplanan tüm deliller kapsamında oluşturulan hüküm bozmaya uygun ve hüküm kurmaya yeterli olmakla bozma gerekçelerine katılmadığım ve kararın onanması gerektiği yolundaki azınlık görüşümdür.