YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2751
KARAR NO : 2023/3419
KARAR TARİHİ : 15.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/1 E., 2022/94 K.
Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı … tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Alaplı Asliye Hukuk Mahkemesince 21.02.2023 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.
Ek karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre Alasplı Asliye Hukuk Mahkemesince dava miktarı dikkate alınarak temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de 3402 sayılı Kanunu’nun Ek 6 ncı maddesi uyarınca
temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 21.02.2023 tarihli ek kararın ortadan kaldırılması gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle, ek karar kaldırılmasına karar verildikten sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, tarafların davaya konu 151 Ada 2 Parsel, 153 Ada 118 Parsel, 153 Ada 153 Parsel, 153 Ada 166 Parsel, 153 Ada 172 Parselde kayıtlı taşınmazların hissedarı olduklarını, davalılardan … tarafından Alaplı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/392 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesine ilişkin dava açıldığını, davaya konu taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatların davacılar tarafından meydana getirildiğini, taşınmazlar üzerindeki fındık ağaçlarının …. oğlu … ve ….. oğlu … tarafından dikildiği ve meydana getirildiği hususlarının kadastro tutanaklarının edinme sebebi bölümünde tespit olunduğunu, ancak tapunun beyanlar hanesinde gösterilmediğini belirterek davaya konu taşınmazlar üzerindeki muhdesatların davacılar tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı …; dava konusu taşınmazların muris dedeleri …’dan intikal ettiğini, taşınmazlar üzerindeki dikililerin muris dedeleri … tarafından dikildiğini, ancak dedelerinin vefatından sonra taşınmazların davacılar tarafından benimsendiğini, tarafınca ortaklığın giderilmesi davası açtığını, davayı yavaşlatmak için hiçbir haklı gerekçe olmadan davacıların iş bu davayı açtığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, 151 ada – 2, 153 ada – 118, 153 ada – 166,153 ada – 172 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine, 08/01/2010 kesinleşme tarihli kadastro tespit tutanağında belirtildiği şekilde; ”iş bu taşınmaz üzerindeki fındık ağaçlarını 1995 yılında … oğlu … ve … oğlu …’ın diktiği” şeklinde şerh düşülmesine, dava konusu 153 ada – 153 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 154 adet fındık ağaçlarının davacılar tarafından dikildiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı …; dikililer davacılar tarafından değil, çok uzun yıllar öncesinde dedeleri tarafından dikildiğini, mahkemece tanıkların veya mahalli bilirkişilerin beyanlarına itibar edilmeyerek verilen kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılardan …’ın istinaf başvurusunun kamu düzeni hususu da dikkate alınarak kısmen kabulüne; 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b. 2 nci maddesi gereğince Alaplı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/1 Esas, 2022/94 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile; davacıların dava konusu Zonguldak ili, ….. ilçesi, ….. Köyü’nde kain 151 ada – 2 parsel, 153 ada – 118 parsel, 153 ada – 166 parsel, 153 ada – 172 parsel sayılı taşınmazlar yönünden açmış oldukları davaların hak düşürücü süre sebebiyle reddine, davacıların dava konusu Zonguldak ili, … ilçesi, ….. Köyü’nde kain 153 ada – 153 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 154 (… dört) adet fındık ağacının davacılar tarafından dikildiğinin tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili, davanın ayni hak tesisine ilişkin bir dava olmayıp tespit davası olduğunu tespit davasında kesinlik sınırından sözedilemeyeceğini, dava konusu taşınmazların kadastro tutanağının edinme sebebi bölümünde fındık ağaçlarının davacılar tarafından dikildiği belirtilmektedir. Kadastro tutanağının kesinleşmesinin edinme sebebinde belirtilen husuları da kapsadığını, kararın sadece … tarafından temyiz edildiğini kaldırma kararının ise tüm davalıları kapsar şekilde verildiğini, davalı … lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. TMK’nın 684/1 inci maddesi uyarınca kural olarak, bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı üzere; Eşya Hukuku’nda, muhdesatdan, bir arazi üzerinde arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK mad.722, 724 ve 729). Ne var ki; TMK’nın 1012 nci maddesi hükmüne göre; malikin rızasıyla, kamu hukukundan kaynaklanan kısıtlamalar. Tapu Sicil Tüzüğü’nün belirlediği ayrık durumlar ve özel kanun hükümlerinde saklı hallerde tapu kütüğünün beyanlar hanesine muhdesatla ilgili şerh verilebilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünün beyanlar hanesine “beyanda” bulunulabilmesi için Medeni Kanun veya ilgili özel Yasa’larda bir düzenlemenin bulunması gerekir.
3. Arzdan ayrı olarak muhdesatla ilgili tapu kütüğünün beyanlar hanesine açıklama yapmaya imkan veren düzenlemeye örnek olarak Türk Medeni Kanunu’nun 748 inci maddesindeki sürekli geçit hakları, 755 inci maddesindeki toprağın iyileştirilmesi işlemi yapılmak üzere taşınmaz maliklerinin alacakları kararlar, 710 uncu maddesindeki yetkili makamlarca belirlenmiş taşınmazın heyelan bölgesinde kaldığına dair beyanlar sayılabilir. Diğer yandan, buna imkan veren özel Kanun’lar olarak da; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 3194 sayılı İmar Kanunu, 3621 sayılı Kıyı Kanunu, 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu, 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemleri Düzenleyen Kanun, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu, 2924 sayılı Orman Köylüsünün Desteklenmesine dair Kanun ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu sayılabilir.
4. Tapu Sicil Tüzüğünün 52 nci maddesi hükmüne göre kütüğün beyanlar sütununa ancak mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar yazılabilir. Az yukarıda, buna imkan veren Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddeleriyle özel kanunlar belirtilmiştir. Gerek metni yukarıda yazılan Türk Medeni Kanunu’nun 1012 nci ve gerekse Tapu Sicil Tüzüğünün 60. maddelerinden görülmektedir ki, mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtmenin kütüğün beyanlar sütununda gösterilebilme imkanı yoktur.
5. Tapu kütüğünün beyanlar hanesine “beyan” imkanı veren 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19/11 inci maddesi “sahibi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına” imkan sağlamaktadır. Anılan hüküm uyarınca;“Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir”. Bu şekilde bir belirtmenin yenilik doğurucu bir sonucu olmadığı, esasen var olan şahsi hakka aleniyet kazandıracağı ve muhdesat sahibi lehine kanıt oluşturacağı kuşkusuzdur. 3402 sayılı Kadastro Kanunu kural olarak kadastro bölge ve çalışma alanlarında üzerinde çalışma yapılan taşınmazlara uygulanır. Ancak, Yasa’nın 33 üncü maddesinde Kadastro Kanunu’nun bazı hükümlerinin kadastro çalışma bölgeleri dışındaki genel hükümlere göre açılan davalara da uygulanacağı kabul edilmiştir. Maddede sayılan genel hükümleri arasında 19 uncu madde bulunmamaktadır. Ancak, kadastro çalışması yapılan taşınmazlarda, tutanakların askıya çıkarıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde kadastro mahkemesinde açılan davalarda veya bu süre içinde dava açılmamış tutanak kesinleşmişse, Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan öncesi nedenlere dayanılarak genel mahkemelerde açılacak davada muhdesatın arzdan ayrı olarak beyanlar hanesine yazılması istenebilir. Bir başka anlatımla kadastrodan sonraki hukuki sebeplere dayanılarak, genel mahkemelerde açılan davada, Kadastro Kanunu’nun 19/11 inci maddesine dayanılarak muhdesat tespiti ve bunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi dava edilemez.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 21.02.2023 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.