Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/320 E. 2023/3186 K. 07.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/320
KARAR NO : 2023/3186
KARAR TARİHİ : 07.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; dava konusu 55 parselin kapsamındaki iki parça taşınmazın önceki maliklerinden satın alındığını, satış bedelinin ödendiğini ve üzerine bina yapıldığını açıklayarak, bu bölümün tapu kaydının iptaliyle müvekkili adına tapuya tesciline, yargılama sırasında ise ifrazının mümkün olmaması halinde paylı mülkiyet şeklinde vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
1. Davalılardan … ve müşterekleri vekili, hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine karar verilmesini; dâhili davalılardan … İnşaat Ltd. Şti. vekili ise taşınmazın tapuda yapılan resmi işlemle satın alındığını, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

2. Dâhili davalı … ve müşterekleri vekili; taşınmaz üzerinde pay sahibi olmadıklarını, davacının fiilen kullandığı yer kadar bölümü satın aldığını, davayı bu haliyle kabul ettiğini, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini açıklamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, İmar Kanunu’nun 18/son maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı … Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…dava konusu 55 parselin, 06.04.2006 tarihinde hükmen davalı gerçek kişilerin murisi Mustafa Zorluel adına tescil edildiği, 15.04.2013 tarihinde 1/6 paylı mülkiyet şeklinde davalı gerçek kişiler adına intikal ettiği, paydaşlardan Ayşe, Osman ve Hürü Zorluel’in paylarının 17.04.2013 ve 16.06.2013 tarihlerinde satış yoluyla dâhili davalı … Ltd. Şti adına tescil edildiği, davacı …’in, taşınmazın bir bölümünü 09.12.1987 ve 03.06.1987 tarihli satış senetleriyle kayıt maliki davalı gerçek kişilerin miras bırakanı Mustafa Zorluel’den satın ve devralan dava dışı üçüncü kişilerden 12.03.2002 tarihinde zilyetlik devri yoluyla satın aldığı, üzerine bina ve müştemilatını yaptığı, davacının satın aldığı tarih itibarı ile söz konusu taşınmazın tapusuz olup TMK’nın 762 nci maddesi uyarınca menkul mal hükmünde olduğu, aynı Kanun’un 763 üncü maddesi uyarınca satış ve devir için zilyetliğin tesliminin gerektiği, dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, dava konusu taşınmazın dava konusu bölümünün öncesi tapusuz olup, satıştan önce davalı gerçek kişilerin murisi Mustafa Zorluel’e aidiyeti konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, tapusuz taşınmaz satın ve devralınmakla davacı … lehine mülkiyet hakkı doğduğu, mahkemece dava konusu taşınmazın 3194 sayılı Kanun’un 18/son maddesi uyarınca, ifrazı kabil olmaması nedeniyle davanın reddine ilişkin kararın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yerinde görülmediği, davacı tarafın, dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında satın alınan ve fiilen kullanılan bölümün ifrazen tescili, mümkün olmaması halinde bu bölüme karşılık gelen pay üzerinde paylı mülkiyet esasına göre iptal ve tescil talebinde bulunduğuna göre bir kısım payların yargılamanın devamı sırasında dahili davalı … Ltd. Şti.’ye devredilmiş olması göz önünde bulundurularak, 3402 sayılı Kanun’un 15/2 nci maddesi hükmü ile TMK’nin 713/1, 996 ve 1023 üncü maddeleri uyarınca talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı…” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; “fen bilirkişisi Sedat Özdemir tarafından tanzim edilen 21.01.2014 havale tarihli rapor ve ekindeki A ve B harfleri ile gösterilen taşınmaz kısımlarının dava konusu taşınmazdan ifrazı ile ayrı ayrı davacı adına tesciline” karar verilmiş, karara karşı davalı … ve müşterekleri vekili, dahili davalılardan … İnşaat Ltd. Şti. vekili ve dahili davalı … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

4. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince karar: “…1.dahili davalı … İnşaat Ltd. Şti. vekili ve dahili davalı … ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; eldeki davanın başlangıçta … ve müşterekleri aleyhine açıldığı, yargılamanın devamı sırasında da davacı tarafça … İnşaat Ltd. Şti. ile … ve müştereklerinin davaya dahil edildiği, mahkemece yargılamaya dahili davalılar yönünden de devam edilerek haklarında hüküm kurulduğu, davada taraf değişikliğinin ıslah yoluyla yapılamayacağı, Dairenin uyulan bozma ilamında ise, maddi hataya dayalı olarak bir kısım payların yargılamanın devamı sırasında dahili davalı … Ltd. Şti.’ne devredilmiş olmasının göz önünde bulundurulması gerektiğinin yazıldığı, maddi hata durumunda tarafların lehine veya aleyhine usuli kazanılmış hak doğmayacağı, mahkemece aleyhlerine usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmayan ve taraf sıfatı kazanmayan dahili davalıların taraf kabul edilerek haklarında hüküm kurulmasının hatalı olduğu, bozma neden ve şekline göre dahili davalı … ve müşterekleri vekilinin yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmediği; 2.Davalı … ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde, mahkemece her ne kadar, hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca rapor ve ekindeki A ve B harfleri ile gösterilen taşınmaz kısımlarının dava konusu taşınmazdan ifrazı ile ayrı ayrı davacı adına tesciline karar verilmiş ise de, Silifke Belediye Başkanlığının 03.07.2014 tarihli yazısından dava konusu taşınmazın imar planının Mersin 1.İdare Mahkemesinin 2013/73 sayılı kararı ile iptal edildiği, dava konusu taşınmazın plansız alan olarak tanımlandığı ve ifrazın mümkün olmadığının anlaşıldığı, mahkemece davacı tarafın, dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında satın alınan ve fiilen kullanılan bölümün ifrazen tescili, mümkün olmaması halinde bu bölüme karşılık gelen pay üzerinde paylı mülkiyet esasına göre iptal ve tescil talebinde bulunduğuna göre, taşınmazın yüzölçümü ve davalıların hisse durumu dikkate alınarak oran kurulmak suretiyle davanın kabulü ile davacı vekilinin 17.12.2013 tarihli celsede davalılardan masraf ve avukatlık ücreti taleplerinin olmadığını beyan etmesi nazara alınarak davalıların yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı…” gerekçeleriyle bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda: “…aleyhlerine usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmayan ve taraf sıfatı kazanmayan …, … ve … dışında kalan dahili davalılar hakkında hüküm kurulmadığı; davalılar …, … ve …’in davacı tarafa murisleri tarafından satılan yer ve miktar ile sınırlı olmak üzere açılan davayı kabul ettiği, taşınmazın yüzölçümü ve davalıların hisse durumu dikkate alınarak oran kurulmak suretiyle hisse hesabı yapılması ve ek rapor düzenlemek üzere dosyanın harita mühendisi bilirkişisine tevdi edildiği, 15/11/2021 tarihli bilirkişi raporu ile hisseler hesaplanırken dahili davalıların diğer parsel malikleri ile birlikte davalı olup- olmaması yönünden ikili bir ayrım yapıldığı, mahkemece benimsenen hisse hesabının … Ltd. Şti.’nin davalı olmadığı takdirde davacı ve davalılara karşılık gelen hisse miktarları olduğu…” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davanın ifrazen tescil şeklinde kabulü gerektiğini savunmuştur.

2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dahili davalıların payı için karar verilmemesi gerekirken, dahili davalıların payına düşen kısmın da müvekkillerden alınmasının hatalı olduğunu savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tespit sonrası ancak tapu kaydının oluştuğu tarihten önceki satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 762 nci maddesi; “Taşınır mülkiyetinin konusu, nitelikleri itibarıyla taşınabilen maddi şeyler ile edinmeye elverişli olan ve taşınmaz mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçlerdir.”, yine 763 üncü maddesi ise; “Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir. Bir taşınırın zilyetliğini iyi niyetle ve malik olmak üzere devralan kimse, devredenin mülkiyeti devir yetkisi olmasa bile, zilyetlik hükümlerine göre kazanmanın korunduğu hallerde o şeyin maliki olur.” hükümlerini ihtiva etmektedir.

2. Tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmazlar TMK’nın 762 nci maddesi hükmüne göre menkul mal niteliğindedir. Aynı Kanun’un 763 üncü maddesi uyarınca bu gibi malların mülkiyetinin devri zilyetliğin karşı tarafa teslimi ile gerçekleşir. Tapusuz taşınmazın satışı resmi şekle bağlı olmadığından adi yazılı senetle satışı mümkündür.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı tarafça, davacı ile davalıların ve dahili davalı gerçek kişilerin murisi arasında yapılan sözleşmeye dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuş olup, taşınmazın davalı gerçek kişilerin ve dahili davalı gerçek kişilerin murisi olan Mustafa Zorluel’den 1/6’şar oranında davalılar İbrahim, Salim, Mehmet ve dahili davalılar Osman, Hürü, Ayşe’ye intikal ettiği, dahili davalı gerçek kişilerin paylarını dahili davalı şirkete satmış olduğu, hali hazırda davalı gerçek kişilerin her birisinin 1/6 oranında ve dahili davalı şirketin ½ oranında paydaş olduğu, murisin bütün miraşçılarından, külli halefiyet ilkesi gereğince, miras payları ile orantılı şekilde pay iptaline ve tescile karar verilmesi gerekirken satışı yapılan miktarın tamamının murisin altı mirasçısından üçü olan davalıların payları üzerinden tespit edilmiş olması doğru görülmemiş, bu sebeple hüküm bozulmuştur.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. (2) No.lu paragrafta açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

07.06.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.