Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/322 E. 2023/1734 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/322
KARAR NO : 2023/1734
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davanın kabulüne

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 8 parsel sayılı taşınmazın müvekkili şirket, komşu 9 parsel sayılı taşınmazın ise davalı adına kayıtlı olduğunu, davalının taşınmazı üzerinde yer alan binanın müvekkilinin parseline tecavüzlü olduğunu öne sürerek elatmanın önlenmesine ve taşkın bina kımsının kal’ine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; binayı 1989 yılında yaptığını, iskanını ise 1992 yılında aldığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin 13.04.2018 tarihli ve 2014/145 Esas, 2018/198 Karar sayılı kararıyla;dava konusu 1019 ada 8 No.lu parselin geldisinin 119 parsel, davalıya 9 parselin geldisinin ise 118 No.lu parsel olduğu, 118 ve 119 parsellere ait ölçüm değerlerine uyularak yapılan ölçüm sonucu davalıya ait 118 parsel sayılı taşınmazın davacıya ait 119 parsele tecavüzlü olduğunun tespit edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 13.04.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.02.2021 tarihli ve 2018/14215 Esas, 2021/1703 Karar sayılı ilamında; ”…, imar parselinin imar işleminin iptal edilmesi sebebiyle ortadan kalktığının tespit edilmesi halinde; öncelikle geri dönüşüm veya yeni bir imar uygulaması işleminin tamamlanıp tamamlanmadığının araştırılması, kadastral parsele geri dönüşüm veya yeni bir imar uygulaması işlemi tamamlanmış ise tecavüzün hangi kadastral veya imar parseli içerisinde kaldığı ve tecavüze konu bölümle ilgili davacının bir mülkiyet hakkı olup olmadığının belirlenmesi; geri dönüşüm veya yeni bir imar uygulaması işlemine başlanmış ancak tamamlanmamış ise sonucunun beklenmesi, başlanmamış ise çekişmenin çözüme kavuşturulması açısından öncelikle taraflara imar çap kayıtlarının iptali ve kadastral parselin geometrik ve hukuki durumuna çevrilmesi bakımından dava açılması için olanak tanınması, açıldığı takdirde o davanın sonucunun beklenilmesi ve imar parselinin iptal edilerek kadastral mülkiyet durumuna dönülmesi halinde tecavüzün hangi kadastral veya imar parseli içerisinde kaldığı ve tecavüze konu bölümle ilgili davacının bir mülkiyet hakkı olup olmadığının belirlenmesi ve ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, kadastral parsel kayıtları üzerinden yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir.” şeklindeki gerekçe ile bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; Edirne ili, Uzunköprü ilçesi, Atatürk Mahallesi 1019 ada 8 parsel (yeni 5 ada 178 parsel) sayılı taşınmaza 1019 ada 9 (yeni 5 ada 177 parsel) parselden fen bilirkişilerinin 30.03.2022 tarihli raporunda A, B ve C harfleri ile belirtilen toplamda 31,49 m² miktarlı olmak üzere raporda tecavüzlü olduğu tespit edilen yerlere vaki müdahalenin meni’ne, Edirne ili, Uzunköprü ilçesi, Atatürk Mahallesi 1019 ada 8 (yeni 5 ada 178 parsel) parsel üzerinde bulunan ve fen bilirkişilerinin raporunda B harfi ile gösterilen 13,21 m²’lik kısmının kal’ine, karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
1. Davalı temyiz dilekçesinde özetle; yapı değerinin taşınmaz değerinden fazla olduğunu, yıkımın fahiş zarara yol açacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; vekalet ücretinin eksik hesaplandığını belirterek hükmü sadece vekalet ücreti yönünden temyiz etmiştir.

A. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, imar parseline elatmanın önlenmesi ve yıkım istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Hemen belirtilmelidir ki; yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz’ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 684 üncü maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Ne var ki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı Yasanın l605 sayılı Yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3194 sayılı İmar Yasası’nın l8 nci maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.

Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.

298l sayılı Yasa’nın 3290 sayılı Yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.

Gerçekten bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş ve imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.

Yasal düzenlemelerde belirtildiği üzere; imar uygulamasıyla tecavüzlü duruma gelen yapılar bakımından muhtesat bedeli ödenmedikçe kaydı yeni edinen kişinin muhtesat sahibini imar parselinde men edemiyeceği gibi, ecrimisil istemesinin de olanaksız bulunduğu tartışmasızdır.

3. Değerlendirme
Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir; şöyle ki; dosya içerisinde davaya konu taşınmazların tedavüllü ve güncel tapu kayıtlarının bulunmadığı, UYAP (TAKBİS) kayıtları üzerinden yapılan sorgulamada ise; cins ve yüz ölçümü değişikliği nedeniyle pasif durumda oldukları görülmüştür. Mahkemece dava konusu taşınmazın imar işlem dosyası ile tüm tapulamaya esas dayanak kayıtları ve güncel kayıtları getirtilerek mahallinde uzman bilirkişiler marifetiyle keşif yapılmalı, dava konusu binanın bulunduğu alanın imar öncesi hangi parsel veya parsellerde kaldığının belirlenerek bu hususun fen bilirkişi raporuna yansıtılması, akabinde niza konusu binanın yaşı da tespit edilerek imar öncesi mi, yoksa imar sonrası mı inşâ edildiğinin saptanması, bu şekilde imar ile oluşan bir taşkınlığın olup olmadığının tereddüte mahal bırakılmayacak şekilde tespiti ile, var ise davalının imar öncesinde hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması, davalının bu işlem öncesi bir hakkının bulunduğunun belirlenmesi hâlinde, (yani yapının imar ile taşkın hale geldiğinin belirlenmesi durumunda) davacıya kaim bedel depo ettirilmek suretiyle elatmanın önlenmesi ve yıkım kararı verilmesi, imar uygulaması sonucu, yapıların haksız veya taşkın durum yaratması kamusal bir tasarruf sonucu olup, tecavüzlü durumun yapıyı yapan kişinin iradesi dışında meydana gelmesi nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet vermediğinin kabulü gerektiği, taşkın yapıyı kullananın kötü niyetli sayılamayacağı ve kendisine kusur izafe edilemeyeceği gözetildiğinde yargılama giderlerinden ve bu giderlerden sayılan vekalet ücretinden sorumlu tutulmayacakları hususlarının bir arada değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekir. Davalının imar öncesinde hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunup bulunmadığının şüpheye yer bırakılmayacak şekilde tespit edilmesi halinde ise bu kez (davacının talepleri hakkında) dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekir.

Bu hususlar gözetilmeksizin, dayanak kayıtlara atıf yapmayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan sebeple kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.