Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/3966 E. 2023/5180 K. 31.10.2023 T.
Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 13:02
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3966
KARAR NO : 2023/5180
KARAR TARİHİ : 31.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/200 E., 2022/175 K.
KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasında görülen satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı bir kısım davalı ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Mart 1936 tarih, cilt:58, sayfa:151, sıra:736 numaralı tapu kaydının dava konusu 3793 parsel ... taşınmaza revizyon gördüğünü, davalılar ..., ..., ..., ... ve Kadri'nin dava konusu taşınmazdaki hak ve hisselerinin 07.11.1975 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle müvekkiline satmayı vadettiğini, müvekkiline taşınmazın zilyetliğinin devredildiğini, daha önce açılan tapu iptali ve tescil davasında dava konusu taşınmaza yönelik hüküm kurulmadığını belirterek, dava konusu taşınmazda davalılar adına kayıtlı hisselerin müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalı cevap dilekçesinde; miras bırakanları ...'in vaat borçlusu olmadığını, satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağının bulunmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davaya dayanak satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak açılan diğer davanın eldeki davayla birleştirilmesini istediklerini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.06.2015 tarihli ve 2013/290 Esas, 2015/393 ... Kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 18.06.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 13.11.2019 tarihli ve 2019/2020 Esas, 2019/7670 Karar ... kararıyla eksik harcın tamamlatılması için davacı tarafa süre verilmesi, vaat borçlusu ... ... ile mirasçısı ...'ın miraçılık belgesindeki çelişkilerin giderilmesi, taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığının denetlenmesi ve infaza elverişli hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, davalı ..., ... ve ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin satış vaadi sözleşmesinin tarafı olmadığını, savunmalarının dikkate alınmadığını, satış vaadi sözleşmesinin müvekkilinin hissesi bakımından hukuki etkiye sahip olmadığını, davanın reddinin gerektiğini beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalılar ..., ... ve ... temyiz dilekçesinde; miras bırakanları ...'in satış vaadi sözleşmesinde taraf olmadığını, vaat borçlusu ...'in yasal mirasçısının kendileri olduğunu, ...'in satış vaadi sözleşmesi dışında kaldığını, davalı ...'e yapılan tebligat olmadığını, eksik incelemeyle karar verildiğini beyan ederek ve temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri diğer sebeplerle kararın bozulmasını istemişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
2.6100 ... Kanun'un 297 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. 6100 ... Kanun'un 297 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bunların yanında hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.
2.Öte yandan; bir davanın taraflarının o dava yönünden, mahkemece hangi nedenle haklı veya haksız bulunduklarını anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, mahkeme kararının usulüne uygun şekilde oluşturulmuş kuşkuya yer vermeyecek bir açıklık taşıyan hüküm fıkrasını içermesi, kısa ve gerekçeli kararların birbiriyle tam uyumu ve buna bağlı olarak kararın ortaya konulan sonucuna uygun gerekçesinin bulunması zorunludur. Bunlardan birisinde ortaya çıkacak farklılık ya da aksama çelişki doğuracaktır ki, bunun açıkça usul ve yasaya aykırılık teşkil edeceği kuşkusuzdur. Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir.
3.Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, gerekçede "3793 parsel ... taşınmazda satış vaadi sözleşmesine taraf olan davalılarına ve varislerine ait hisselerin iptali ile davacı ... mirasçılarının hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline" karar verildiği açıklanmasına rağmen hükümde, davaya dayanak 07.11.1975 tarihli satış vaadi sözleşmesinde vaat borçluları arasında yer alan ...'ın hissesi bakımından hüküm kurulmayarak gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulduğu görülmüştür.
4.Diğer taraftan; Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamında da belirtilmiş olmasına rağmen hüküm sonucunda, dava konusu taşınmazda hangi davalılara ait payın hangi oranda iptaline karar verildiği belirtilmeyerek infazda tereddüt meydana getirilmiştir.
5.Bunlarla beraber; dosya içerisindeki mirasçılık belgeleri ile davaya dayanak satış vaadi sözleşmesinin incelenmesinde, bir kısım davalının miras bırakanı ...'ın satış vaadi sözleşmesinde taraf olmadığı ancak vaat borçlularından Kadri ... ve ... ...'ın mirasçısı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, iptaline karar verilen payların oranı hükümde gösterilmediğinden, bu davalılar yönünden talepten fazlasına hükmedilerek miras bırakanları ...'dan kendilerine intikal eden ve satış vaadi sözleşmesinin kapsamı dışında kalan paylarının da iptaline karar verilip verilmediği hususunda da infazda tereddüt uyandıracak biçimde hüküm tesis edilmiştir.
6. Yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ile somut olay birlikte değerlendirildiğinde; Mahkemece, davaya dayanak 07.11.1975 tarihli satış vaadi sözleşmesinin kapsamının; dava konusu taşınmazın kadastro tutanağı, kadastro tutanağına dayanak tapu kayıtları ve bu tapu kayıtlarının tedavüllü kayıtları ile mirasçılık belgeleri incelenerek belirlendikten sonra, tarafların iddia ve savunmaları hukuki ve denetime uygun gerekçelerle değerlendirilip tartışılarak infaza elverişli hüküm kurulması gerekir.
7.Bunlarla beraber; vaat borçlularından ... ...'ın Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1470 Esas, 2012/77 Karar ... mirasçılık belgesinde mirasçılarının ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... olduğu; Silivri 1. Noterliği 11.08.2023 tarihli ve 07250 yevmiye numaralı mirasçılık belgesinde ise mirasçılarının ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, söz konusu mirasçılık belgeleri arasında çelişki bulunduğundan hatalı olan mirasçılık belgesinin iptali ile yeni bir mirasçılık belgesi alınması için davacı tarafa süre verilmeli ve satış vaadi sözleşmesinin kapsamı belirlenirken sunulacak mirasçılık belgesi gözetilmelidir.
8.Mahkemece, değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma nedenlerine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
31.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.