Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/3974 E. 2023/5553 K. 20.11.2023 T.
Yayınlanma Tarihi: 24.01.2024 01:10
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3974
KARAR NO : 2023/5553
KARAR TARİHİ : 20.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2008/147 E., 2011/350 K.
DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ..., ... vekili Avukat ...
DAVALILAR : ... vekili Avukat ... vd., ... vekili Avukat ..., ...
DAVA TARİHİ :
KARAR : Mahkemece tazminat talebinin kısmen kabulüne, davacı ... ... yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına
Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece tazminat talebinin kısmen kabulüne, davacı ... ... yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı bir kısım davacılar vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar dava dilekçesinde; davacılardan ...’nın Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesince düzenlenen 89/481 Esas 89/978 Karar sayılı veraset ilamına göre muris ... ... oğlu ... mirasçıları olarak tespit edilen davalılar ile anlaşma yaparak davalıların murislerinden gelen Antalya Merkez Haşimişcan Mahallesi 5832 ada 8 parsel 5842 ada 1 parsel ve 1252 ada 9 parseldeki 952/5508 hisseyi satış vaadi sözleşmesi ile devraldığını, bu arada ...’nın ayrıca tapuda satış yapmak üzere davalılardan vekaletname aldığını ve bu vekaletnameye dayalı olarak taşınmazları ölü eşi ... ... adına tapuya tescil ettirdiğini ancak daha sonra muris ... ... oğlu ...’ın davalılar dışında başka mirasçılarının bulunduğunun Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1990/1482 Esas, 1992/754 Karar sayılı veraset ilamı ile ortaya çıkması üzerine muris ...’ın tüm mirasçılarının Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde ... ... mirasçıları aleyhinde tapu iptal ve tescil davası açtıklarını, 1989/1018 Esas, 1999/1011 Karar sayılı karar ile ... ... adına kayıtlanan tapuların iptaline karar verildiğini, mahkeme ilamının henüz tapuda infazının yapılmadığını, her ne kadar ölü ... ... aleyhine tapu iptal kararı verilmiş olsa da, ... adına düzenlenen satış vaadi sözleşmelerinde görüldüğü gibi davalıların taşınmaz bedellerini nakden ve tamamen aldıkları için davacıların zararlarının doğduğunu beyanla öncelikle Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesince düzenlenen 1990/1482 Esas, 1992/754 Karar sayılı veraset ilamına göre davalılar adına kayıtlanacak payların iptali ile davacılar adına dört eşit pay olarak tesciline karar verilmesini, ayrıca geri kalan dava dışı ...’ın mirasçılarına düşen paylar için dava tarihindeki taşınmazın ... değerlerini tespiti ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, olmadığı takdirde muris ... ... adına kayıtlı 952/5508 hissenin tamamının ... değerinin tespit edilerek zararlarının tazminini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmaz paylarının davacının murisi ... ... adına tapuda kayıtlı göründüğünü, davacıların murisi adına olan kayıtlar iptal edilmeden iş bu davayı açmakta hukuki yarar bulunmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davacının delil olarak bildirdiği satış vaadi sözleşmelerinde davalı ... ... taraf olmadığını, davacılardan ölü ... ... Mirasçısı ...'nın davalılardan aldığı vekalete dayanak tapuda ölü ... ... adına tescil yaptırdığını, ancak hangi hukuki işlem ile ve hangi akitle taşınmazı devrettiği ve ne kadar bedel ödediğinin anlaşılamadığını, taraflar arasında düzenlenen 7 adet satış vaadi sözleşmesinin 6 tanesinin davacılardan ... ile yapılan satış vaadi sözleşmesi olduğunu ancak ...'nın kendi adına satış vaadi sözleşmesi yaptığı taşınmazları bu defa sözleşmeler yokmuş gibi davalılardan vekaletname alarak eşi ... ...'ya devrettiğinden bu aşamada kendi yapmış olduğu satış vaadi sözleşmelerine dayanamayacağını, bu nedenle davalıların davacıyı aldattıkları veya kötü niyetli olduklarının kabul edilemeyeceğini kötü niyetli olan tarafın ise bizzat davacı ...'nın kendisi olduğunu, yolsuz alınan tapunun Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/1018 Esas, 1999/1011 Karar sayılı ilamı ile iptal edildiğini, veraset ilamının yanlış olmasından da müvekkilinin kusuru bulunmadığını, bir kimsenin kendi muvazaasına dayanarak karşı taraftan hak talep edemeyeceğini savunmuş, 20 yıldan fazla zaman geçtiği için ayrıca davada zaman aşımı olduğunu beyan etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulü ile; tapu akit tablosundaki satış değerlerinin dava günündeki denkleştirici adalet ilkelerine göre ulaştığı toplam değer 28.511,46 TL'nin muris ... ... mirasçılarından ... ...'nın ¼ miras payı düşüldüğünde kalan 21.383,60 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizleriyle birlikte davalılardan (Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1989/481 Esas, 1989/978 Karar sayılı veraset ilamındaki hisseleri oranında alınarak) davacılar ..., ... ... ve ... ...’ya hisseleri oranında ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, davacı ... ... hakkındaki davanın takip edilmediğinden işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Bir kısım davacılar vekili; davacı müvekkillerin murisi ...’nın Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1989/481 Esas 1989/978 Karar sayılı veraset ilamına dayanarak, veraset ilamındaki mirasçılardan vekalet alarak dava konusu Antalya Merkez Haşimişcan Mahallesi 5832 ada 8 parseldeki taşınmazı eşi ... ... adına satın aldığını, ancak bir süre sonra bir kısım daha mirasçı olduğu iddiasıyla davacı tarafın dayanak yaptığı veraset ilamının iptal edilip ... bir veraset ilamı çıkarıldığını, aleyhine tapu iptal ve tesciline karar verilen ... ... mirasçıları olarak iş bu davanın açıldığını, ancak Yerel Mahkemece bedeline uyarlanmasına karar verildiğini, hükmedilen tazminat ile taşınmazın bedeli arasında yaklaşık 20 kat fark oluştuğunu ileri sürerek Mahkeme kararının bozulması talebiyle temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil ile alacak, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Kaynağını Türk Borçlar Kanunu'nun 29 uncu maddesinden ... taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 nci maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı ve Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu'nun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
2. Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden ... davalar için ... bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde yer ... “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez.
3. Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil davalarının kabulü için aranacak ilk husus, sözleşmenin ifa olanağının bulunup bulunmadığıdır. Elbirliği ortaklığına (iştirak halinde mülkiyete) konu bir taşınmazda elbirliği ortaklarından birinin, miras payını, ortaklık dışı bir kişiye satmayı vaat etmesi halinde sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerlidir. Ancak elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Fakat elbirliği ortaklığına dahil paydaşlar arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapılmışsa; iştirak bozulmamak kaydıyla satıcı elbirliği ortağının payının alıcı elbirliği ortağının payına ilave edilmek suretiyle satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı vardır.
3. Değerlendirme
1. Somut olaya gelince; davalılardan ...’nin 05.07.1990 tarihinde, gerekçeli kararda "... ..." yazılmakla birlikte nüfus kayıtlarına göre doğru şekilde yazımı "..." olan davalının ise 14.12.1989 tarihinde öldükleri, dolayısı ile davanın açıldığı 10.08.2008 tarihinde ölü oldukları anlaşılmıştır. Davanın açıldığı tarih itibarıyla ölü kişiler aleyhine dava açılıp sonuçlandırılamayacağından, mahkemece adı geçen ölü kişiler yönünden davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2. Diğer yandan, davacılar dava dilekçesinde, yedi ayrı satış vaadi sözleşmesi nedeniyle davalılara taşınmazların bedellerinin ödendiğini, ancak tapunun satış vaadi alacaklısının eşi üzerine satış nedenine dayalı tescil edildiğini ve sonrasında yolsuz tescil nedeniyle tapuların iptal edildiğini açıklayarak satış vaadi sözleşmesi gereğince tapu iptal ve tescil, mümkün olmazsa tazminat talebinde bulunduklarından, işin esasının satış vaadi sözleşmeleri kapsamında incelenmesi gerekirken, mahkemece yolsuz tescilin satış nedenine dayandığı üzerinde durularak karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Bir kısım davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.