YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4164
KARAR NO : 2023/5398
KARAR TARİHİ : 08.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/81 E., 2023/127 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasında görülen muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince, kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; ortaklığın giderilmesi davasına konu 304 ada, 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın müvekkili tarafından meydana getirildiğinin tespitini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve kayyım vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…dava konusu taşınmazın tüm tedavülleriyle birlikte tapu kaydının ve geçmişinin dosya arasına alınarak hak düşürücü süre yönünden değerlendirme yapıldıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda: “…hak düşürücü süre nedeniyle” davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur
Dairemizce: “…dava konusu 305 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın davacı, davalı … ve kayyım atanan kişiler adına, arsa vasfı ile kayıtlı olduğu, çekişmeli taşınmazın eski 76, 4 ve 131 No.lu parsellerden (27.08.1979 tarihinde) şuyulandırma ile oluştuğu, eski 76 parselin ‘arsa’ vasfı ile eski 4 No.lu parselin ‘…’ vasfı ile ve eski 131 No.lu parselin ise ‘müfrez ahşap ev’ vasfı ile imar işlemine tabi tutulduğu, eski 76 ve 4 No.lu parsellerin … parsel kayıtları olup, geldilerinin bulunmadığı, eski 4 No.lu kadastro parselinin (tapu kütüğüne göre) Ağustos 1928 tarihinde kaydedildiği, eski 131 parselin (199 m² üzerinden) 11.12.1956 tarihinde eski 117 parselden ‘hükmen ifraz’ yolu ile meydana geldiği, eski 117 parselin de ‘…’ vasfı ile (… kayıt) eski 75 numaralı parselden Denizli Sulh Hukuk Mahkemesinin 1953/869 Esas sayılı izale-i şuyu kararı ile ifrazen (25.11.1953 tarihinde) oluştuğu ve … kayıt eski 75 parselin Nisan 1927 tarihinde ‘bir ev’ vasfında tapuya kayıt ve tescil edildiği, Denizli Sulh Hukuk Mahkemesinin 1953/869 Esas sayılı izale-i şuyu kararı ile eski 75 parselin ev dahil 216 m²’si dava dışı …’ye, geri kalan arsa kısmı ise 614 m² üzerinden … Oğlu … … adına bırakıldığı, … Oğlu … … adına kaydedilen parsel eski 117 parsel olup, uyuşmazlık konusu 305 ada, 4 parselin tedavül kayıtları arasında yer almadığı, ayrıca 19.09.1957 tarihinde (davacının babası olduğu ifade edilen) … … adına elektrik abonelik numarası verildiği, dosya kapsamında bulunan mevcut tedavül kayıtları birlikte değerlendiğinde, … kayıtlardan eski 4 ve 76 parselin zaten ‘ev’ vasfında olmadığı, eski 131 parselin ise her ne kadar ‘müfrez ahşap ev’ vasfı ile tapuya 1956 yılında kaydedilmiş ise de, ifrazen oluştuğu eski 117 parselin de 1953 yılında ‘…’ vasfı ile tapuya tescil edildiği, 1953 yılında taşınmaz üzerinde herhangi bir … bulunmadığı ve … kayıt eski 75 parsel üzerinde bulunan … de (hükmen ifraz sonucu) farklı bir parselde kaldığı, gerek davacı ve tanık beyanları, gerekse davalı … ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında dava konusu muhdesatın kadastro tespitinden sonra davacının babası tarafından meydana getirildiği ve taksim yolu ile davacıya bırakıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 üncü maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin uygulanma olanağı bulunmadığı, işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 üncü maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine dair yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 13.04.2023 tarihli ve 2023/81 Esas, 2023/127 sayılı Kararıyla; dava konusu muhdesatın kadastro tespitinden sonra davacının babası tarafından meydana getirildiği ve taksim yoluyla davacıya bırakıldığı, hak düşürücü sürenin uygulama olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmaz değerinin 141.950,00 TL olduğunu, bu değer üzerinden vekalet ücreti verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; kendileri açısından davanın husumetten ya da hukuki yarardan reddedilmesi gerektiğini, yargılama giderlerinin diğer davalıya yükletilmesi gerektiğini, lehlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Davalı Kayyım vekili temyiz dilekçesinde özetle; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin üzerlerinde bırakılmaması gerektiğini, tapuda muhdesata dair bir şerh bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki … ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, birarazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve … şeklindedikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 sayılı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.).
3. Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 … maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Karara karşı karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.