Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/437 E. 2023/1698 K. 23.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/437
KARAR NO : 2023/1698
KARAR TARİHİ : 23.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen yargılamanın iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı, davalı ile arasında … Köyü, 610 ada 1 No.lu parsel hakkında …. Noterliğinin 24.04.2013 tarih ve 3361 yevmiye numaralı gayrimenkul satım sözleşmesi yapıldığını, davalı tarafından satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tecil davası açıldığını, ıslah ile davanın tazminata çevrildiğini, mahkemece 03.04.2014 tarih ve 2013/481 Esas, 2014/192 Karar sayılı ilâmı ile davanın kabulüne dair karar verildiği, kararın 06.06.2014 tarihinde kesinleştiğini belirtilerek, usulsüz verilen bu kararın yenilenmesini talep eden (asıl davada davalı) davacı … vekili yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçesinde özetle; müvekkilinin alkol bağımlısı olduğunu, mallarını kötü idare etmesi nedeniyle …. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/929 Esas, 2009/111 Karar sayılı ilâm ile vesayet altına alındığını, iki yıl sonra …. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.11.2012 tarih ve 2007/929 Esas 2009/111 Karar sayılı ek kararı ile vesayetin kaldırıldığını ancak, bu kararın Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2013/15352 Esas sayılı kararı ile bozulduğunu, vesayetinin kaldırılması kararı kesinleşmeden kendisinden vekâletname alındığını, davaya konu edilen ve kabul kararına dayanak olan sözleşmenin yapıldığını, sözleşmenin hukuken geçersiz olduğunu, tüm bu nedenlerle yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü ile… Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.04.2014 tarih ve 2013/481 Esas, 2014/192 Karar sayılı kararının ortadan kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 8.10.2015 tarih ve 2015/367 Esas, 2015/473 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Kapatılan 14. Hukuk Dairesi 12.11.2019 tarih ve 2019/1084 Esas, 2019/7660 Karar sayılı kararı ile; ”….4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 462/8. maddesi hükmü gereğince, acele hallerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere dava açmak için vesayet makamından izin alması zorunludur. Bunun yanısıra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 54/1. maddesine göre, “Kanuni temsilciler, davanın açılıp yürütülmesinin belli bir makamın iznine bağlı olduğu hallerde izin belgelerini, dava veya cevap dilekçesiyle mahkemeye vermek zorundadırlar; aksi taktirde dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamazlar. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre, “İzin belgesinin alınması için mahkemeye müracaat edilmesi gerekiyorsa ilgiliye, müracaatı için kesin süre verilir. Bu süre içinde mahkemeye başvurulması halinde bu konuda karar verilinceye kadar beklenir.” 3. fıkrasına göre, “Süresi içinde belgelerin ibraz edilmemesi veya mahkemeye başvurulmaması halinde, dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır.”
Dosya içeriği ve toplanan delilerden; … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin, 11.02.2009 tarih, 2007/929 Esas, 2009/111 sayılı Kararıyla davacının kısıtlanmasına, 07.11.2012 tarihli ek kararla davacının kısıtlılık halinin kaldırılmasına karar verildiği, bu kararın Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 16.01.2014 tarih, 2013/15352 Esas, 2014/495 Karar sayılı ilamıyla bozulduğu, daha sonra davacının … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin, 11.07.2018 tarih, 2014/228 Esas, 2018/830 Karar sayılı ilamıyla kısıtlanmasına karar verildiği, bu kararın da Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 18.06.2019 tarih, 2019/3307 Esas, 2019/6124 Karar sayılı ilamıyla bozulduğu, temyiz incelenmesine konu yargılamanın yenilenmesi davasında dava tarihinin 29.08.2013 olduğu, davacının bu tarihte kısıtlı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, vasi tarafından vekile verilmiş vekaletname ile davanın görülmesi gerekirken, kısıtlı tarafından verilmiş vekaletname ile davanın görülüp karara bağlanması yanlıştır. Öte yandan, vasi tarafından vekaletname alındıktan sonra, Türk Medeni Kanununun 462/8. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanununun 54/1-2. maddesi uyarınca, vesayet makamından dava açmak için izin almak üzere davacı tarafa süre verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.” gerekçesi ile hükmü bozmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kabulü ile HMK’nın 375/ 1-c ve HMK’nın 389 uncu maddeleri gereğince 03.04.2014 tarih ve 2013/481 Esas, 2014/192 Karar sayılı kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; 2013/481 sayılı dosyada gerekçeli kararın 21.05.2014 tarihinde karşı tarafa tebliğ edildiğini, temyiz yoluna başvurmayınca kesinleştiğini, dilekçede ileri sürdüğü hiç bir iddiayı ispatlayamadığını, sebepsiz zenginleşme ile aldığı parayı haksız olarak iade etmemek için Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesi gereğince hakkını kötüye kullandığını vd. nedenleri belirterek temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
a. Türk Medeni Kanun’un 406 ncı maddesi gereği; “Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.”

b. Türk Medeni Kanun’un 462 nci maddesi gereğince kısıtlının taşınmazının satışı için vesayet makamının izni gerekir. Yine madde 444’te kısıtlının taşınmazının satışı usulü düzenlenmiştir.

c. Türk Medeni Kanunu;
“Madde 9 – Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir.
Madde 10 – Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.
Madde 14- Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur.
Madde 15- Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukukî sonuç doğurmaz.”

3. Değerlendirme
1. Somut olayda; davacı …’ın; … Sulh Hukuk Mahkemesinin, 11.02.2009 tarih ve 2007/929 Esas, 2009/111 Karar sayılı kararıyla kısıtlanmasına karar verildiği, 07.11.2012 tarihli ek kararla davacının kısıtlılık hâlinin kaldırılmasına karar verildiği, bu kararın Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 16.01.2014 tarih ve 2013/15352 Esas, 2014/495 Karar sayılı ilâmıyla bozulduğu, daha sonra davacının … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin, 11.07.2018 tarih ve 2014/228 Esas, 2018/830 Karar sayılı ilâmıyla tekrar kısıtlanmasına karar verildiği, bu kararın da Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 18.06.2019 tarih ve 2019/3307 Esas, 2019/6124 Karar sayılı ilâmıyla bozulduğu, satış vaadi sözleşmesinin 24.4.2013 tarihinde kısıtlının verdiği vekâletname ile yapıldığı, sözleşme sırasında kısıtlılık kararının kaldırılmasına dair kararın kesinleşmediği, bu nedenle kısıtlının yaptığı işleme değer verilerek tazminata hükmedilmiş olması yukarıda belirtilen mevzuat çerçevesinde yerinde bulunmadığından davanın kabulüne karar verilmesinde bir usulsüzlük görülmemiştir.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.