Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/4442 E. 2023/5570 K. 21.11.2023 T.

Yayınlanma Tarihi: 23.01.2024 23:01


YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4442
KARAR NO : 2023/5570
KARAR TARİHİ : 21.11.2023

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1659 E., 2021/1354 K.
Avukat ...
DAVA TARİHİ :
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/1402 E., 2018/166 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde taraflardan kimsenin gelmemiş olduğu belirlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 21.11.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.12.2015 tarih 50761 yevmiye numaralı resmi senetle 3123 ada 22 parsel sayılı taşınmazda müvekkili adına kayıtlı hissede davalı lehine 580.000,00 TL bedelli ipotek tesis edilmiş ise de müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığını, davalıdan bu tutarda para veya mal alınmadığını, davalı tarafından müvekkili aleyhine ... 16. İcra Dairesinin 2017/1039 Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını belirterek, müvekkilinin söz konusu ipotek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; ipotek belgesinde davacı tarafın borcu ikrar ettiğini, bunun aksinin yazılı belge ile ispatının gerektiğini, ticari defter ve kayıtlarla ipotek belgesindeki beyanın aksinin ispatlanamayacağını, aleyhlerine icra tazminatlarına hükmedilmemesi gerektiğini, buna karşılık davacı aleyhine icra tazminatlarına hükmedilmesini talep ettiklerini, dava dışı ... ... ile davacının anne ... olduklarını, ... adına kayıtlı iş yerinin fiilen davacı ve eşi tarafından işletildiğini, ... ile davalı şirket arasındaki ticari faaliyetler nedeniyle ...'ın davalıya borçlu olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının resmi senette borcu ikrar ettiği, aksinin davacı tarafından aynı kuvvette delil ile ispatlanması gerektiği, davalının cevap dilekçesinde doğrudan davacıya borç para vermediğini ikrar eden beyanlarda bulunduğu, davalının savunmasının ipoteğe sebep olan borcun doğrudan davacıya değil, davacının oğlu olan ve ipotek işlemini vekaleten imzalayan ...'a ait olduğu yolunda olduğu, ipoteğin gerçekte davacının değil, oğlu ...'ın önceden doğmuş borçlarını teminat altına almak için verildiği, borcu ikrar beyanının doğrudan vekil tarafından tapu memuru önünde verilmesi nedeniyle bunun davacıyı da bağlayacağı, davacının hakkın kötüye kullanılması kapsamında kalan iddialarının hukuken korunmaya layık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; eksik incelemeyle delilleri toplanmadan karar verildiğini, müvekkilinin davalı şirkete borcu olmadığını, resmi senette ipoteğin müvekkilinin oğlu ...'ın borcunu teminat altına almaya yönelik bir açıklama bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesince yanılgılı değerlendirmeyle karar verildiğini beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmaz malikin ödeme iddiası veya borcun doğmadığı iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiği, dava dilekçesinde davalının defterlerine delil olarak dayanılmadığı, davacının ipoteğin teminat amacıyla verildiğini ileri sürmediği gibi davalı şirkete borçlu olmadığını yazılı belge ile ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; önceki beyanları ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrarlayarak, ticari defterlere dava dilekçesinde delil olarak dayandıklarını, taşınmazın davalı şirkete ihale olduğunu, açtıkları dava sonucunda ihalenin feshine karar verildiğini, İcra Mahkemelerinde açtıkları davalarda düzenlenen bilirkişi raporlarında müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığının tespit edildiğini beyan ederek ve temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri diğer sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 ... maddesi,

2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 881 ilâ 891 ... maddeleri,

3.2644 sayılı Tapu Kanunu'nun (2644 sayılı Kanun) 26 ıncı maddesi,

4.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 504 üncü maddesi,

5. 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
1.Uyuşmazlığın çözümü bakımından menfi tespit ve ipotek kavramları ile ilgili genel bir açıklama yapılmasında yarar vardır.

2. Menfi tespit davası, 2004 sayılı Kanun'un 72 ... maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığının ispatı için menfi tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.

3.İpotek kavramının açıklanmasına gelince; 4721 sayılı Kanun'un 881 ... maddesinde hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak için ipotek kurulabileceği düzenlenmiştir.

4.İpoteğin görevi, kişisel bir alacağı teminat altına almak olduğundan, ipotek teminat altına aldığı alacağa bağlı bir haktır.

5.4721 sayılı Kanun'un 856 ıncı maddesi uyarınca, taşınmaz rehni tapu kütüğüne tescil ile kurulur ve taşınmaz rehninin kurulmasına ilişkin sözleşmenin geçerliliği, resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. 2644 sayılı Kanun'un 26 ıncı maddesi gereğince de taşınmaz rehni sözleşmesinin yer aldığı resmi senedin tapu memuru tarafından düzenlenmesi zorunludur.

6.Geçerli bir tescil için, kural olarak, taşınmaz malikinin tescil istemi ve geçerli bir kazanma sebebinin varlığı zorunludur. İpotekte, kazanma sebebi dışında, ondan bağımsız olan ve bir ... ilişkinin (borç ilişkisinin) varlığı gerekir.

7.Anapara ipoteğinde, bu ... ilişkiden doğmuş bulunan bir alacak teminat altına alınmaktadır. ... borç ilişkisinin geçersiz olması nedeniyle alacak doğmamışsa, yapılan tescil görünürdeki alacaklı lehine bir rehin hakkı doğurmaz. Diğer bir ifadeyle; ipoteğin alacaktan bağımsız olarak kendi başına varlığı bulunmamaktadır.
8.İpoteğin doğumu için yapılması gereken tescilin alacaklı ile borçlu arasındaki ... borç ilişkisine bir etkisi yoktur. Tescil, alacağı doğurmaz ve alacağın varlığı için bir delil olmaz. Tescil ancak rehinli alacaklının, varlığı geçerli bir alacağın olmasına bağlı ayni hakkının varlığına bir delil teşkil eder ve bu hususta bir karine yaratır. İpotekte, alacağın varlığı tescil veya ipotek belgesi dışında kalan delillerle ispatlanmalıdır. Ancak bu delilin yazılı belge olması aranacaktır.

9.Rehinli alacaklı rehin hakkını kullanmak için kişisel alacağını ispat etmelidir. Paraya çevirme anında geçerli bir alacağın mevcudiyeti rehin hakkının kullanılmasının zorunlu şartıdır. Alacak mevcut değil ise, tescil edilmiş ipotek alacaklıya hiçbir güvence sağlamaz. Bu halde hakkın kullanılmasında ipoteğin alacağa bağlılığı muhakkaktır. (Oğuzman, M.K./Seliçi Ö./Oktay, Ö. S.:Eşya Hukuku, 2021, s.1094 vd.)

10.Diğer taraftan; taşınmaz üzerinde temsil yoluyla ipotek tesisi mümkündür. Bu durumda, 6098 sayılı Kanun'un 504 üncü maddesi ile 1512 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi göz önünde tutulmalıdır. 6098 sayılı Kanun'un 504 üncü maddesi gereğince vekil ... olarak yetkili kılınmadıkça taşınmazı devredemeyeceği ve bir hak ile sınırlandıramayacağı hüküm altına alınmış olup, vekâletnamenin ipotek tesisi yetkisini içermesi, yine 1512 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi uyarınca noterde resmî şekilde düzenlenmesi gereklidir.

11.Somut olaya gelince; davacı tarafından ... 11. Noterliğinin 04.02.2013 tarih 2100 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile maliki olduğu 3123 ada 22 parsel sayılı taşınmazında teminat teşkil etmek üzere dilediği bedel, şekil ve koşullarla dilediği sıra ve derede, dilediği şahıslar lehine her türlü ipotek tesis etemeye dava kışı ...'ın vekil tayin edildiği görülmüştür.

12. ... Tapu Müdürlüğünün 25.12.2015 tarih 50761 yevmiye numaralı resmi senedinin incelenmesinde; davacı adına vekaleten ... tarafından davacı adına kayıtlı taşınmazda davalı şirketten aldığı 580.000,00 TL bedel mukabilinde teminat ipoteği için davalı şirket lehine 1. derecede, faizsiz ve FBK süre ile ipotek tesis edildiği, buna göre ipoteğin karz ipoteği olduğu anlaşılmaktadır.

13.Davacı, davalı şirket ile aralarında borç ilişkisi bulunmadığını belirterek davaya konu ipotek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili tarafından sunulan 01.12.2017 tarihli dilekçede, müvekkilinin dava dışı ... ... ile aralarındaki ticari faaliyetten ... borçlara yönelik açıklamalarda bulunulmuş, dava dışı ... ...'ın davacının oğlu olduğunu, bu kişi adına kayıtlı iş yerinin anne ve babası tarafından idare edildiği beyan edilmiştir.

14. Yukarıda açıklandığı üzere, anapara ipoteğinde, ... ilişkiden doğmuş bulunan bir alacağın teminat altına alındığı, ... borç ilişkisinin geçersiz olması dolayısıyla alacağın bulunmadığı hâlde görünürde yapılan tescilin alacaklı lehine bir rehin hakkı doğurmayacağı hususu dikkate alındığında alacaklının kişisel alacağını ispat etmesi gereklidir. Öte yandan; ipotek senedinin içeriği taraflarca belirlenecek olup, ipotek sözleşmesinde hukukî ilişkiye işaret edilmesi ipoteğin tesisi için yeterli olacaktır. Davaya konu ipotek akit tablosunda davacı adına ... vekâleten davalı şirketten aldığı 580.000,00 TL bedel mukabilinde ipotek vermeyi kabul ettikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı adına vekâleten davalı lehine tesis edilen dava konusu ipoteğin, davacının oğlu dava dışı ... ...'ın davalı şirkete olan borcuna ilişkin olduğuna kabule olanak bulunmamaktadır. İpotek alacağa bağlı bir hak olduğundan, tarafların alacağı ipotekle teminat altına alma konusunda anlaşmaları ve bu yöndeki iradelerini Tapu Kanunu'nun 26 ıncı maddesi uyarınca resmî şekilde işlem yaparak yerine getirmeleri gerekmektedir. Başka bir deyişle, ortada davacının dava dışı oğlunun borçlarının teminatını teşkil etmek üzere davalı lehine dava konusu taşınmaza ipotek tesis edildiğine dair resmî şekilde düzenlenmiş ipotek akdi bulunmayıp aksine, davacının davalıdan aldığı borcun teminatı olarak ipotek tesis edilmiştir.
15. O hâlde, davacı ile davalı arasında davaya konu ipoteğe ... teşkil eden borç ilişkisinin mevcut olmadığı ve davacının davalıya borcu bulunmadığı anlaşıldığından davacının davaya konu ipotek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.