Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/4483 E. 2023/5614 K. 22.11.2023 T.

Yayınlanma Tarihi: 23.01.2024 23:02


YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4483
KARAR NO : 2023/5614
KARAR TARİHİ : 22.11.2023




İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/161 E., 2023/146 K.
DAVA TARİHİ :
KARAR : Davanın reddi

Taraflar arasındaki ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; maliki oldukları 181 ada 3 parsel sayılı taşınmazın, davalı tarafından 24.07.1997 tarihli encümen kararı ile kamulaştırıldığını ve mahkeme kararı ile adına tescil ettirildiğini, davacıların murisinin, İstanbul 3. İdare Mahkemesinde açtığı davalar ile kamulaştırma kararının iptal edildiğini, bu sebeple encümen kararının ve kamulaştırmanın hukuki sonuçlarının ortadan kalktığını, fakat davalının 90 m² taban ... binayı yıkarak kamulaştırdığı yeri otopark olarak kullandığını, bunun üzerine İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali, tescil ve tazminat davası açtıklarını, davanın lehlerine sonuçlanarak kesinleştiğini, mahkeme kararı ile geri aldıkları bu yeri yeniden yapılaşmaya gitmelerinin mümkün olmadığından 760.000,00 TL‘ye (Büyükşehir Belediyesine) sattıklarını, 31.07.2003 tarihine kadar olan kira geliri ve ecrimisil alacaklarını tahsil ettiklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bu tarihten sonraki alacak miktarı olarak 50.000,00 TL kira alacağı, ecrimisil ve taşınmazın değerindeki azalmadan kaynaklanan alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.

II. CEVAP
Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların hak ettikleri tazminatı daha önce tahsil ettiklerini, açılan bu dava ile ikinci kez alma yoluna gittiklerini, davaya konu taşınmazın mülkiyetinin kanundan ... şartları yerine getirilerek ve mahkeme kararıyla tescil ettirildiğini, bu nedenle yıkım kararının haksız olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince: “...davacı ...’ye Bodrum Sulh Hukuk Mahkemesinin 28/10/2009 tarihli ve 2009/834 Esas, 2009/1066 Karar sayılı ilamı ile davacı ...’in vasi olarak atandığı, eldeki davada da davacı ... tarafından davacı ... adına vesayeten davacı vekiline vekaletname verildiği ve davanın bu şekilde açıldığı, ancak vesayet makamından alınmış husumete izin kararının dosya içerisinde bulunmadığı; öte yandan davacının 31.07.2003 ile 07.09.2010 tarihleri arasındaki dönem için ecrimisil ve tazminat istekli davayı 29.06.2012 tarihinde açtığı, davalının süresinde zamanaşımı def’inde bulunduğu, davalının zamanaşımı savunması dikkate alınarak ancak 5 yıllık ecrimisilin hüküm altına alınması gerektiği gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere fazla ecrimisile hükmedilmiş olmasının da doğru olmadığı; davalı tarafından dosyaya sunulan 12.04.2010 tarihli davacılar vekili tarafından imzalanmış ‘İbranamedir’ başlıklı belgeye göre İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/327 Esas, 2008/221 sayılı Kararının icraya koyulduğu ve Ümraniye 2. İcra Müdürlüğünün 2009/23724 Esas sayılı dosyasındaki alacağının fazlasından alacaklılar feragat etmek sureti ile 168.182.36 TL’ye anlaştıklarının,borçlu ... Belediye Başkanlığı tarafından bu borcun ödendiğinin belirtildiği, alacaklı ...’in asil ve vasi olarak alacağın fazlasından feragat ettiği ve borçlu ... Belediye Başkanlığı’nı ibra ettiği anlaşılmakla, mahkemece bu belge değerlendirilmeden hüküm kurulmuş olmasının da isabetsiz olduğu….” gerekçeleriyle karar bozulmuş, bozma ilamına karşı davacı ... tarafından karar düzeltme başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…davacı ...’in sair karar düzeltme taleplerinin reddiyle, husumete izin kararı alınmasına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davacı ...’nin 08/12/2013 tarihinde vefat ederek geriye sadece diğer davacı ve vasisi olan ...’in mirasçı kaldığı ,bu durumda husumete izin kararının alınmasında hukuki yararın bulunmadığı bu seferki incelemeden anlaşıldığı…” gerekçesiyle bozma kararından “davacı ...’ye Bodrum Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 28/10/2009 tarih 2009/834 Esas, 2009/1066 Karar sayılı ilamı ile davacı ...’in vasi olarak atandığı, eldeki davada da davacı ... tarafından davacı ... adına vesayeten davacı vekiline vekaletname verildiği ve davanın bu şekilde açıldığı, ancak vesayet makamından alınmış husumete izin kararının dosya içerisinde bulunmadığı görülmektedir.” ibaresi çıkarılmak suretiyle Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 09.03.2023 tarihli ve 2022/161 Esas, 2023/146 sayılı Kararıyla; dosya kapsamında yer ... ‘İbranamedir’ başlıklı belgeye göre İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/327 Esas, 2008/221 Karar sayılı kararının icraya konulduğu ve Ümraniye 2. İcra Müdürlüğünün 2009/23724 Esas sayılı dosyasındaki alacağının fazlasından alacaklılar feragat etmek sureti ile 168.182.36 TL’ye anlaştıkları, borçlu ... Belediye Başkanlığı tarafından bu borcun ödendiğinin belirtildiği, alacaklı ...’in asil ve vasi olarak alacağın fazlasından feragat ettiği ve borçlu ... Belediye Başkanlığını ibra ettiği, davacının fazlaya dair haklarından feragat etmesi ve davalı ... Başkanlığını ibra etmiş olması sebebiyle davacının davalıdan dava konusu edilen talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; söz konusu ibranamenin sadece o icra dosyası kapsamında olduğunu, eldeki davadaki talebe yönelik olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ecrimisil ve tazminat taleplerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen ... bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden ... normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nun 25.02.2004 ... ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).

2. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

3. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.

4. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.

5. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, ... veya eksik tarafları belirlenmelidir.

6. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle ... şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve ... özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.

3. Değerlendirme
1. Somut olayda, Mahkemece 12.04.2010 tarihli ibranameye değer verilerek davanın reddine karar verilmişse de hüküm, dosya içeriğine uygun değildir. Bilindiği üzere ecrimisil, haksız işgal tazminatı olup haksız eylem niteliğindeki el atma devam ettiği müddetçe ecrimisil istenmesinde yasal bir engel bulunmamaktadır. 12.04.2010 tarihli, ‘İbranamedir’ başlıklı belgede: “…... adına yapılan ödeme vasisi ... tarafından alınmış olup açılacak bir banka hesabına kendisi tarafından yatırılacaktır. Alacaklı ... asil ve vasi olarak alacağın fazlasından feragat etmiş ve borçlu ... Belediye Başkanlığı’nı ibra etmiştir. Alacaklılar bu mahkeme kararındaki alacakları ve icra dosyası nedeniyle başkaca bir alacak talebinde bulunmayacaklardır.” şeklindeki ifadeden, tarafların sadece bahsi geçen dava dosyasıyla ve bu dosyaya bağlı olarak girişilen icra takibiyle ilgili olarak birbirlerini ibra ettikleri anlaşılmaktadır.

2. Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak, yukarıda bahsedilen ilkeler ve Dairemiz uygulamalarına uygun biçimde, uzman bilirkişi heyetince tespit edilecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 ... içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

22.11.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.