Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/4506 E. 2023/4997 K. 24.10.2023 T.
Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 03:58
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4506
KARAR NO : 2023/4997
KARAR TARİHİ : 24.10.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1293 E., 2022/518 K.
KARAR : Başvurunun esastan kabulü ile hükmün kaldırılmasına, davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/360 E., 2018/413 K.
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan kabulü ile hükmün kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalılar tarafından duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve duruşmasız olarak davalı ... vekili, dahili davalı ... vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacı ... vekili Avukat ... ile karşı taraftan dahili davalı ... vekili Avukat ... ... geldiler. Başka gelen olmadı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 1627 ada 1 parsel ... taşınmaz üzerinde bulunan 4 daireli binayı 26.05.2016 tarihinde satın aldığını, davalılara ihtarname gönderilmesine rağmen işgal etmeye devam ettiklerini belirterek elatmanın önlenmesini talep etmiştir.
2. Asli müdahale talebinde bulunan ... vekili 01.12.2016 tarihli dilekçe ile; dava konusu binayı 1985 yılında müvekkilinin yaptırıp kullandığını ve kiraya verdiğini, davalı olarak gösterilen ... ve oğlu ...’ın dava konusu binayla ilgisi olmadığını, diğer davalılar ... ve ...’in müvekkilinin kiracısı olduğunu, bina hakkında hak iddia etmesi nedeniyle mahkemece asli müdahillik talebi için kendilerine süre verilmesi gerektiğini veya mahkeme maddi hata olduğunu düşünüyorsa davanın müvekkiline yöneltilmesi gerektiğini belirtmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... cevap dilekçesinde, 1995 yılında daireyi ...’den kiraladığını, halen kirayı ona ödediğini, işgalci olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş,
2. Diğer davalılar usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.10.2018 tarihli ve 2016/360 Esas 2018/413 Karar ... kararıyla; davalı ... yönünden açılan davanın husumetten reddine, diğer davalılar yönünden davanın reddine, asli müdahale talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.04.2019 tarihli ve 2019/141 Esas 2019/652 Karar ... kararıyla; istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve ... vekili ile ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26.04.2021 tarihli ve 2019/4098 Esas 2021/3832 Karar ... kararıyla, “Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava konusu 1627 ada 1 parsel ... taşınmazın; 305/7800 payının 1974 yılında kadastro nedeniyle ilk olarak Durdu ... oğlu ... adına tescil edildiği, kadastro tutanağının edinme sebebi kısmında parsel üzerinde hissedarlar arasında noterde düzenlenen taksim krokisine yer verildiği, parselin sınırlarının sabit olmaması nedeniyle hissedarların müstakil parsel olarak tescil taleplerinin karşılanamadığı, ancak kadastro idaresine sunulan krokilere göre hissedarların malik oldukları kısımların belirtildiği görülmüş olup, bu kapsamda 87 numaralı bölümün hisse maliki ...’a ait olduğu belirtilmiştir. Daha sonra bu hissenin satış yolu ile birden fazla kez el değiştirdiği, asli müdahil ... adına kayıtlı iken hissesinin tamamının cebri icra satışı yoluyla 27.10.2005 tarihinde dava dışı ... ...’ye, ondan da dosyamız davacısına 26.05.2016 tarihinde satıldığı dosya kapsamı ile sabittir.
HMK’nin 190/1 inci maddesine göre 'İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.'. Bu tür davalarda dava konusu taşınmaza davalı tarafından haksız elatılıp atılmadığı duraksamaksızın kanıtlanması gerekir. Davalılardan ... TC Kimlik numaralı ... ve ... oğlu ... ile karar başlığında asli müdahil olarak gösterilen ... TC Kimlik numaralı ... ve Hasibe oğlu ... farklı kişiler olup, davalı ... ve oğlu ...’un dava konusu taşınmazla bir ilgilerinin bulunmadığı ve taşınmazı kullanmadıklarına ilişkin beyanları ve asli müdahale talebinde bulunan ...’un dava konusu taşınmaz üzerinde hak iddia ederek, dairelerden birini kendisinin kullandığını, diğerlerini kiraya verdiğini, davalı olarak gösterilen ...’in kuzeni olduğunu, oğlu ... ile ikisinin taşınmazla ilgisi olmadığını belirtmesi karşısında, davacının davalı ... ve ... yönünden davasını ispat ettiğini kabul etmek olanaksızdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... ve ... yönünden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Asli müdahale talebinin usulüne uygun olmadığından reddi gerektiği, ancak yargılamadaki durum nedeniyle asli müdahil olarak nitelendirilen ...'un (... T.C. Kimlik numaralı) ... 23.Noterliğinin 24.06.2016 tarihli 15633 yevmiye ... cevabi ihtarnamesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde hak iddia ederek, taşınmaz üzerindeki binanın kendisine ait olduğunu, bizzat ve kiraya vermek suretiyle kullandığını beyan etmiş olup, yargılama aşamasında dosyaya ibraz edilen 01.12.2016 tarihli dilekçesinde, asli müdahale için süre verilmesini ve maddi hata kanaati varsa dosyaya dahil edilmesini istediği, davacı vekilinin ise 06.12.2016 tarihli ve 28.12.2016 tarihli dilekçeleri ile ... T.C. Kimlik numaralı ...’un davaya dahil edilmesine, taraf değişikliğine muvafakatlerinin bulunduğunu beyan ettiği, bu nedenlerle ... T.C. Kimlik numaralı ...’un dahili davalı olarak nitelendirilmesi gerektiği, yapılan yargılamada dava konusu taşınmazın dahili davalı ... T.C. Kimlik numaralı ...’un ve onun kiracısı olan davalılar ... ve ...'ın kullanımında olduğu, bu durumda davalılar ile taşınmazı davalılara kiralayan ... arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu, bu nedenle müdahale talep eden ...’un davaya davalı olarak dahili ile delillerinin toplanması gerektiği, sonuç olarak ... T.C. Kimlik numaralı ...’un dahili davalı olarak davaya dahili ile davada yer aldığı, taraf teşkili yönünden bir eksikliğin bulunmadığı, taşınmazı geçerli bir akdi nedene dayalı olmaksızın tasarruf ettiği hususunun dahili davalının kabulünde olduğu, davalı olarak gösterilen ... T.C. Kimlik numaralı ...’un ve davalı ...'un taşınmazla ilgilerinin bulunmadığı, bozma ilamı uyarınca ... T.C. Kimlik numaralı davalı ... ve davalı ... haklarındaki davanın ispatlanamadığı gözetilerek reddine, dahili davalı ... T.C. Kimlik numaralı ...’un ve kiracıları olan diğer davalılar ... ve ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 18.04.2022 tarihli ek kararı ile; Yargıtay tarafından davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verildiğini, Dairece ... yönünden verilen bir önceki karar kesinleşmiş olduğunu, davalı ... vekilinin bozma sonrasında verilen karara karşı temyiz hakkının bulunmadığını belirterek temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, dahili davalı ... vekili ve duruşmalı olarak davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalı ...’in önceki karara karşı temyiz talebinde bulunurken süresi içinde nispi harcını yatırmamış olması nedeniyle temyizinin incelenmemesi gerektiğini, hakkında verilen kabul kararının kesinleştiğini, davalı ... ve oğlu ...’ın cevabi ihtarname ile hak iddia ederek davacıyı yanılttıklarından onlara husumet yöneltilmesinde davacının kusuru bulunmadığını lehlerine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, bu durumun HMK’nın 327 nci maddesine aykırı olduğunu, bozma kararından sonra Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihinden önce davalı ... ve ... vekili Av. ... ...’nin kaydının baro levhasından silinmesi nedeniyle vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, Bölge Adliye Mahkemesinde duruşma açılmasına rağmen hükümde duruşma açılmadığından taraflar lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığını belirtmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin dahili davalı ... ile yaptıkları kira sözleşmesi gereğince dava konusu taşınmazı kullandığını, karar tarihinden önce 20.04.2019 tarihinde taşınmazı boşalttığını, davanın konusuz kaldığını, ayrıca Yargıtay tarafından verilen bozma kararı sonrası yeniden bir karar verildiğinden bu karara karşı temyiz haklarının olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararının doğru olmadığını belirtmiştir.
3. Dahili Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin bozma ilamı kapsamı dışında yargılama yetkisi yokken zorlayıcı ara kararla müvekkilinin dahili davalı edilmesinin ve hiç keşif yapılmadan tanık dinlenmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, taşınmazı artık kullanmadıklarını belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 4721 ... ... Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi
3. Değerlendirme
1. Davalı ...’in temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.1. Somut olayda, mahkemece davanın ... yönünden kabulüne dair verilen karar hakkında istinaf kanun yoluna başvurulmuş, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden verilen kabulüne dair hüküm temyiz edilmiştir. Yargıtay ilgili dairesince ...’in temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş ise de karar bozulmakla Bölge Adliye Mahkemesince yeniden karar verildiğinden, hükmün ... yönünden kesinleştiğinden söz edilemez. Hâl böyle olunca davalı ...’in temyiz talebinin Bölge Adliye Mahkemesince ek karar ile reddedilmesi doğru görülmemiş, ek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
1.2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
2.1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına göre, Mahkemece mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğinden ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.2. Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin itirazlarına gelince; Bölge Adliye Mahkemesince 6100 ... Kanun’un 356 ncı maddesi uyarınca duruşma açılarak karar verilmesine rağmen “duruşma açılmadığından taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi” ve davalı ... vekili Av. ... ... Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihinden önce baro levhasından silinmiş olup vekillik sıfatı kalmamış olmasına rağmen davalı ... yönünden dava reddedilerek lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
3. Dahili davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
3.1. El atmanın önlenmesi davası haksız fiile dayalı olduğundan zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı halde Bölge Adliye Mahkemesince zorunlu dava arkadaşı olduğu kabul edilerek ... T.C. Kimlik numaralı ...’un davaya dahil edilmek suretiyle hakkında hüküm verilmesi doğru değildir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.10.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.