Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/457 E. 2023/1325 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/457
KARAR NO : 2023/1325
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Asıl davada davacı … vekili, 385 parsel sayılı taşınmazda müvekkili davacının paydaş olduğunu, davalı …’in 26.04.2010 ve 07.05.2010 tarihlerindeki iki ayrı satış ile taşınmazda hisse satın aldığını, davacının bu durumu haricen öğrendiğini, kendisine herhangi bir bildirim yapılmadığını belirterek, önalım hakkı nedeniyle davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

2. Birleştirilen Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/711 Esas sayılı dosyasında davacı … vekili; davacının 385 parselde hisse sahibi olduğunu ve 07.05.2010 tarihinde davalı … tarafından hisse satın alındığını belirterek önalım hakkını kullanmak istemiştir.

3. Birleştirilen Diyarbakır 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1730 Esas sayılı dosyasında davacılar İsmail Alaş, … ve … vekili de dava dilekçesinde; 385 parselde davacıların hisse sahibi olduklarını ve 26.04.2010 tarihinde davalı … tarafından taşınmazda hisse satın alındığını belirterek alınan hisse için önalım hakkını kullanmak istemiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili asıl ve birleştirilen davalara karşı verdiği cevap dilekçelerinde, taşınmazın fiilen taksim edildiğini, paydaşların kullandıkları yerlerin belli olduğunu belirerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE BOZMA
1. İlk Derece Mahkemesinin 24/01/2012 tarihli ve 2010/629 Esas, 2012/27 Karar sayılı kararıyla, 2010/629 Esas sayılı asıl dava dosyası yönünden “verilen kesin süre içerisinde yatırması gereken gider avansının yatırmadığı” gerekçesiyle davanın HMK’nın 115/2 nci maddesi gereğince usulden reddine; birleştirilen Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/711 Esas sayılı dosyası yönünden “HMK’nın 150 nci maddesi uyarınca dosya işlemden kaldırıldıktan sonra süresi içinde yenilenmediği” gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

2. Hükmün davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 08.11.2012 tarihli ve 2012/11514 Esas, 2012/14468 Karar sayılı kararıyla “keşif, bilirkişi, tanık vs. delillerin toplanması için gereken masrafların davanın gelinen aşaması itibariyle gider avansı değil delil ikamesi olarak değerlendirileceği ve delil ikamesi için gereken giderin filli taksim savunmasında bulunan davalıdan tahsil edilmesi gerektiği gerekçesiyle” hüküm bozulmuştur.

3. İlk Derece Mahkemesinin bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 31.12.2014 tarihli ve 2013/41 Esas, 2014/2036 Karar sayılı kararıyla, davacılar tarafından davalı hakkında açılan davanın kabulüne, …’in 16090517/114642000 oranındaki payının iptali ile iptaline karar verilen bu payın 11024839/152856000 payın davacı … adına, 31287551/1375704000, payın davacı … adına, 31287551/1375704000 payın davacı … adına, 31287551/1375704000 payın davacı İsmail Alaş adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

4. Hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 02.07.2018 tarihli ve 2016/343 Esas, 2018/4952 Karar sayılı kararıyla “mahkemece keşif yapılmadan hüküm tesis edildiği, mahkemece yapılacak keşifte taraf tanıkları taşınmaz başında dinlendikten sonra, davacıların ve davalıya pay satan kişilerin kullandığı ayrı ayrı bölümler bulunup bulunmadığı belirlenmek suretiyle fiili taksimin mevcut olup olmadığı saptanması, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

IV. BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1.İlk Derece Mahkemesinin 18.01.2022 tarihli ve 2018/455 Esas, 2022/26 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan inceleme ve araştırma sonucu,
a. Asıl dava dosyası yönünden “davalının 26.04.2010 tarihinde hissedar olduğu anlaşılmakla, davacının 07.05.2010 tarih ve 2809 yevmiye numaralı satış yönünden TMK’nın 732 nci maddesine istinaden taşınmaz paydaşı olan davalıya karşı ön alım davası açılamayacağı” gerekçesiyle davanın reddine,

b. Birleştirilen Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/711 Esas sayılı dosyası yönünden “mahkemece de tanıkların keşif mahallinde hazır edilmesi için uzun süre ilgili kollukla birlikte çaba sarfedildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu taşınmazın hissedarları arasında fiili taksimin yapıldığı ancak davacıların diğer hissedarları korkutmaları nedeniyle hissedarları fiili olarak taşınmazı kullanmadıkları, dava konusu taşınmazda davacı ile davalıya pay satışı yapan eski malikler arasında fiili taksimin olduğu, davacıların eylemleri yüzünden taşınmazı fiilen kullanamamaları nedeniyle fiili taksimin ortadan kalkmayacağı, modern hukuk düzeninin davacının kendinin oluşturduğu fiili durumdan kendi lehine hak elde etmesini korumayamacağı, bu nedenle davacının ön alım hakkını kullanmasının TMK’nın 2 nci madde kapsamında iyi niyetli kabul edilemeyeceği” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. İlk Derece Mahkemesinin 27/04/2022 tarihli ek kararı ile “18/01/2022 tarih ve 2018/455 Esas, 2022/26 Karar sayılı kararını temyiz eden davacı … Yürü vekili Av. … tarafından temyiz harç ve masraflarının eksik yatırılması nedeniyle mahkemece 05/04/2022 tarihinde muhtıra çıkarıldığı, 10.04.2022 tarihinde muhtıranın tebliğ edildiği, süresi içerisinde harç ve masraflarının yatırılmadığı” gerekçesiyle, mahkemenin 18.01.2022 tarih ve 2018/455 Esas, 2022/26 Karar sayılı kararının davacı … Yürü vekili Av. … tarafından temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir.

3. Birleştirilen davada davacılar (Birleştirilen Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2010/711 E. sayılı dosya davacısı) …; (Birleştirilen Diyarbakır 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2010/1730 E. sayılı dosyası davacıları) …, …, İsmail Alaş mirasçıları sıfatıyla; …, …, …, …, …, …, …, …, …, … vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamının gereklerinin mahkemece yerine getirilmediğini, tanık beyanları dikkate alındığında davalının dava konusu taşınmazda kullandığı yerin bulunmadığı hususunun açık olduğunu, yerleşik yargı içtihatlarına göre davalının fiili taksim savunmasının kabul edilebilmesi için ayrı olarak kullandığı yerin olması gerektiğini, mahkeme kararının gerekçesinde de fiili kullanımın olmadığı belirtilmesine karşın, fiili taksimin varlığına dayanılarak davanın reddine karar verilmiş olmasının çelişkili olduğunu, tehdit iddiasının davalı tarafından ileri sürülmediğini, davalının dava konusu taşınmazda hangi sebeple yer kullanımı olmadığı hususunun mahkemece araştırılmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.

C. Temyize Cevap Dilekçesi
Davalı vekili temyize cevap dilekçesinde özetle; birleştirilen davada davacı olarak yer alan …, …, M. Şirin Alaş, M.Halit Alaş, Sevim Alaş, …, …, …’ın bu dava dosyasında müteaddit defalar duruşmalara katılmamaları ve davayı takip etmemeleri nedeniyle sıfatları kalmadığını, bu davacılar yönünden davalarının tefrikine karar verilerek davalarının aynı mahkemenin 2021/547 Esasına kaydedildiğini, devamında HMK’nın 150 nci maddesi uyarınca davalarının açılmamış sayılmasına karar verildiğini, asıl davada davacı olan …’ün de davasını usul hukuku bakımından halen yürürlükte olan bir davası olmadığını, bu davacının da davasını birkaç kez takipsiz bırakarak yasal süre içinde yenilemediğini, bir kısım tanıkların korku sebebiyle keşif mahalline gelemedikleri için zabıta marifetiyle keşfe zorla getirildiğini, mahkemenin iki satış işleminin varlığı nedeniyle asıl dava yönünden verdiği kararın yerinde olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 732 ve devamı maddeleri uyarınca açılan önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

HMK’nın 150 nci maddesi;
“1. Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.

2. Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.

3. Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır.

4. Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.

5. İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.

6. İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.

7. Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir.

1086 sayılı HUMK’nın 409 uncu maddesinde ise;
“1. Oturuma çağrılmış olan tarafların hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.

2. Oturum gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hallerde, gün tespit ettirilmemiş ise, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle birinci fıkra hükmü uygulanır.

3. Yukarıdaki fıkralar hükmü gereğince dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurması üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, oturum, gün, saat ve yerini bildiren çağrı kağıdı ile birlikte taraflara tebliğ olunur.

4. Dava dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenilenirse yeniden harç alınır. Bu harç yenileyen tarafından ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, yeni bir dava sayılmaz.

5. İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.

6. Birinci ve ikinci fıkralar gereğince işlemden kaldırılmısına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi halde beşinci fıkra hükmü uygulanır. ” düzenlemesi yer almaktadır.

2. Değerlendirme
1. Temyiz eden …, …, …, …, …, …, …, …’nın temyiz itirazlarının incelenmesinde; adı belirtilen davacılar İsmail Alaş, …, … tarafından birleştirilen Diyarbakır 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2010/1730 Esas sayılı dosyasında dava açanlar ve yargılama sırasında vefat eden davacı İsmail Alaş mirasçıları olup, mahkemenin 17.09.2021 tarihli kararıyla dosyanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiş olması ve ayrı esasa kaydedilirken bu dosyanın temyize konu olmaması nedeniyle adı geçen davacıların temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2. Davacı İsmail Alaş mirasçısı … ile … yönünden temyiz itirazlarının incelemesinde; birleştirilen Diyarbakır 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2010/1730 Esas sayılı dosyası yönünden mahkemenin 17.09.2021 tarihli yenileme tensip tutanağı başlıklı kararında, yukarıda (D.2.1) numaralı bentte yer alan davacılar yönünden tefrik kararı verilerek, davanın sadece davacı İsmail Alaş mirasçısı … ve … yönünden devamına ilişkin ara karar kurulduğu anlaşılmaktadır. Davasını birden fazla takipsiz bırakan davacı … ve … yönünden de geçerli bir hukuki sebebe dayanmayan şekilde bu davacılar yönünden davanın devamına yönelik tensip tutanağının 1 numaralı ara kararı kurulması doğru değildir. Öte yandan bu davacılar yönünden hatalı olarak davanın devamına karar verilmesine karşın, davaları hakkında hüküm kurulmaması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

3. … yönünden temyiz itirazlarının incelemesinde; davacı … tarafından davalı Selahhattin Ölmez aleyhine Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/711 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın 2018/455 Esas sayılı asıl dava dosyası ile birleştirildiği, davacı vekilinin 24.03.2011, 24.01.2012, 07.09.2021 tarihlerinde davasını işlemsiz bıraktığı anlaşıldığından, birleştirilen bu dava yönünden de HMK’nın 150 nci maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile bu davacı yönünden davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.