Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/4755 E. 2023/5373 K. 07.11.2023 T.
Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 15:27
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4755
KARAR NO : 2023/5373
KARAR TARİHİ : 07.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/275 E., 2022/692 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasında görülen el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili, 1065, 1066 ve 1067 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde Afrodit Sitesinin kurulu olduğunu, davalının 1065 ve 1066 parsel sayılı taşınmazları yol olarak kullanmak suretiyle tecavüzde bulunduğunu, 1067 parsele tenis kortu, tenis kortunun altına ise arıtma tesisi yaptığını, davalıya ait tesisin duvarlarının da 1067 parsel içinde bulunduğunu belirterek davalının dava konusu parsellere el atmasının önlenmesini, 1067 parseldeki tenis kortu, arıtma tesisi ve ... duvarın kâl’ini, 1067 parsele ilişkin olarak beş yıllık ecrimisil bedeli olan 100.000,00 TL’nin tahsilini talep etmiş, 03.03.2010 tarihli duruşmada 1065 ve 1066 parsellerle ilgili olarak sulh anlaşması yapıldığını, söz konusu sulh anlaşmasına göre karar verilmesini, 1067 parsel ile ilgili olarak ise davaya devam edilerek karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davaya asli müdahale talebinde bulunan 1067 parsel Site Yöneticiliği vekili, her ne kadar dava üç parsele ilişkin olarak Afrodit Sitesi Yönetimi tarafından açılmış ise de, yargılama sırasında 1067 parsel site yönetiminin oluşturulduğunu ve 1067 parsele ilişkin olarak el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil isteklerinin taraflarına ait olduğunu beyanla davanın kendi adlarına kabulünü talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, 1065 ve 1066 parsel sayılı taşınmazlardaki yolun ... süredir site ve otel tarafından kullanıldığını, bu konuda ortak irade ve sözlü anlaşma olduğunu, anlaşmaya istinaden yolun müvekkili şirket tarafından yapıldığını, haksız tecavüzün söz konusu olmadığını, 1067 parselin evveliyatında davalıya ait olduğunu, tenis kortunun ve arıtma tesisinin bu dönemde yapıldığını, davacıların tenis kortunu ve arıtma tesisini bilerek taşınmaza malik olduklarını, davalıya ait tesis duvarlarının da sonradan yapılmadığını, talep edilen ecrimisilin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 02.05.2011 tarihli 2008/176 Esas ve 2011/232 Karar sayılı kararı ile; asli müdahilin davasının kabulü ile el atmanın önlenmesine, muhdesatın yıkımına, ecrimisilin kısmen kabulüne, diğer davacı bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 09.04.2012 tarihli 2012/661 Esas ve 2012/4133 Karar sayılı kararı ile "el atmanın önlenmesi talebi bakımından harcın tamamlanması gerektiği" belirtilerek hüküm bozulmuştur.
3. Mahkemenin 28.11.2013 tarihli 2012/503 Esas ve 2013/467 Karar sayılı kararı ile açılan davanın asli müdahil yönünden kabulü ile; 14.01.2011 havale tarihli bilirkişi raporunun eki krokide davalının 1067 parselde mavi renk ile belirtilen 113,16 m² pembe renk ile belirtilen 119,97 m², turuncu renkle belirtilen 456,56 m² yere yaptığı tecavüzün menine ve muhtesatın kaline, 88.867,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı asli müdahile verilmesine karar verilmiştir.
4. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.05.2017 tarihli 2016/12731 Esas ve 2017/2650 Karar sayılı kararı ile "Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davalı şirketin 1065 parsel sayılı taşınmazdaki 2, 3, 5, 6 ve 19, 1066 parsel sayılı taşınmazdaki 2 ve 4, 1067 parsel sayılı taşınmazdaki 8 numaralı bağımsız bölümlerin maliki olduğu, dava tarihinde çekişmeli 1065, 1066 ve 1067 parsel sayılı taşınmazların yönetiminin davacı site yönetimine ait iken, yargılama sırasında 1067 parselin ayrı bir site yönetimi oluşturulduğu, dava konusu çekişmeli kısımların 1067 parsel sayılı taşınmaz içerisinde yer aldığından 1067 parsel sayılı taşınmaz site yönetiminin asli müdahele talebinin kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece davacının talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz herhangi bir hüküm kurulmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ilk dönem için ecrimisil miktarı belirlenip, sonraki yıllar için ise ÜFE artış oranı uygulanmak suretiyle takip eden dönemler için ecrimisil miktarının hesap edilmesi gerekirken; taşınmazın son dönem kira bedeli belirlenip, geriye doğru gidilerek ecrimisil miktarının hesaplandığı, davalı şirketin çekişmeli taşınmazlarda kat maliki olduğu dikkate alınmadan ecrimisil hesaplandığı, ayrıca davacı site yönetimi ile davalı şirket arasında imzalanan sulh anlaşmasının değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu" belirtilerek hüküm bozulmuştur.
6. Mahkemenin 29.11.2018 tarihli 2017/405 Esas ve 2018/741 Karar sayılı kararı ile davacı ve davalı arasında sulh sözleşmesi yapılmış olması nedeniyle hüküm verilmesine yer olmadığına, 03.03.2010 havale tarihli sulh sözleşmesinin kararın eki sayılmasına, açılan davanın asli müdahil yönünden kabulü ile, 14.01.2011 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide 1067 parselde mavi renk ile gösterilen 113,16 m², pembe renk ile gösterilen 119,97 m² ve turuncu renk ile gösterilen 456,56 m² alana davalı tarafça yapılan müdahalenin önlenmesine, tecavüzlü alandaki muhdesatın kal’ine, 91.367,76 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı taraftan alınarak asli müdahile verilmesine karar verilmiştir.
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, asli müdahil vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26.01.2021 tarihli 2019/3720 Esas ve 2021/479 Karar sayılı kararı ile "...davacı vekili ile asli müdahil vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; 05.09.2009 tarihli Sulh Anlaşmasına göre, davacı ... Yönetimi ile davalı TEKAŞ A.Ş. arasında varılan mutabakat ile, davaya konu tenis kortunun davacı Site Yönetimine devir ve tesliminin kararlaştırıldığı, her ne kadar 1067 parsel ile ilgili olarak halihazırda asli müdahil site yönetimi hak sahibi ise de, söz konusu sulh anlaşmasının davacı ... Site Yönetiminin yetkili olduğu dönemde yapıldığı, tenis kortunun bedeli mukabilinde davacı tarafa bırakılmış olduğu gerekçesiyle tenis kortuna ilişkin olarak elatmanın önlenmesi kararı verilmesinin doğru olmadığı, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda müdahaleli alanlar, mavi, pembe ve turuncu olarak gösterilmiş ise de, rapor eki kroki ölçekli olmadığı gibi, bu renkler ile gösterilen müdahaleli alanlara ne şekilde müdahale edildiği de açıklanmadığından bu haliyle rapor hüküm kurmaya elverişli olmadığı, ecrimisil hesabı yapılırken taraflar arasındaki sulh protokolünün içeriği ile davalı şirket aleyhine 1067 parsel Yöneticiliği tarafından Bodrum 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/44 Esas sayılı dosya içeriğinin de göz önünde bulundurulması gerektiği" belirtilerek hüküm bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile davacı ile davalının 03.03.2010 havale tarihli sulh sözleşmesi imzalamış oldukları anlaşıldığından ve bu husus Yargıtay bozma ilamına konu edilmediğinden talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 03.03.2010 havale tarihli sulh sözleşmesinin kararın eki sayılmasına, asli müdahil yönünden; hazırlanan bilirkişi raporunda halihazırda tecavüzlü alanın 33,83 m2'lik ... olduğu, bu alana yapılan müdahalenin men'i ile krokide A harfi ile gösterilen 33,83 m²'lik arıtma tesisinin kâl'ine, B harfi ile gösterilen 119,97 m²'lik ... ile aynı krokide C harfi ile gösterilen 113,16 m²'lik alana davalı tarafından yapılan müdahalenin giderilmiş olduğu tespit edilmiş olmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebi yönünden; her ne kadar bilirkişi raporunda A, B ve C harfleri ile gösterilen ve toplamda 658,69 m2'lik alana tekabül eden kısım yönünden 5 yıllık ecrimisil bedeli tespit edilmiş ise de, Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacı site yönetiminin yetkili olduğu dönemde taraflar arasında yapılan protokol ile tenis kortu bedeli mukabilinde davacı tarafa bırakıldığından, tenis kortunun bulunduğu 425,56 m2'lik ... yönünden ecrimisil hesabının yapılmasının doğru olmadığı, 1 No.lu ölçü krokisinde B harfi ile gösterilen 119,97 m²'lik ... ile aynı krokide C harfi ile gösterilen 113,16 m²'lik ... ve 2 No.lu ölçü krokisinde A harfi ile gösterilen 33,83 m²'lik ... yönünden ecrimisil hesabının yapılması gerektiği, toplamda 266,96 m2'lik müdahaleye konu alanlar yönünden hesaplanan neticesinde ecrimisil bedelinin 60.837,70 TL ecrimisil bedeli üzerinden davanın talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asli müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asli müdahil vekili temyiz dilekçesinde özetle, 03.03.2010 tarihli sulh sözleşmesinin müvekkil sitenin genel kurulunda ve kat malikleri genel kurulunda görüşülüp onaylanmadığını, söz konusu sözleşme içeriği ortak alanların kiralanması yönünde olup kat malikleri kurulunca oy birliği ile karar alınıp yetki verilmedikçe geçerli olmadığını, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 35 ... maddesinde bu durumun açıkça düzenlendiğini, ayrıca lehlerine düşük vekalet ücreti verilirken davalı lehine yüksek vekalet ücreti verildiğini, talepleriyle bağlı olarak 100.000,00 TL üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, bilirkişi raporunda belirtilen hesaplama doğrultusunda davanın kabul edilmesi gerekirken kısmen kabul edilmesinin doğru olmadığını belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, elatmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 ... maddesi, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi, “Mülkiyet İlişkisi” başlıklı 722 nci maddesi
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 ... maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle asli müdahil vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.